|
DOMESTIC NEWS
Yurtiçi Haberler...
from
http://www.hurriyetim.com.tr
(October 30, 2005)
Motorola Deal Reached over Telsim Debt
Telsim Borcu Konusunda Motorola ile Anlaşmaya Ulaşıldı...
Gazete başlıklarının gramer açısından
fazla ince eleyip sık dokunursa lime lime döküleceğini artık
biliyorsunuz. Unutmayınız: "the telegraphic style"...
deal =
(burada) anlaşma... Nitekim, "It's a deal ." = "Tamam, anlaştık," der,
tokalaşırsınız. Sözcüğün daha onlarca anlamı var, aman dikkat...
to reach a deal =
bir anlaşmaya/ uzlaşmaya ulaşmak...
DİKKAT...
debt =
borç...
creditor / debtor =
alacaklı / borçlu... DİKKAT... DİKKAT... /debt/, /debtor/ diye
okuyanların ağzına biber sürünüz; bu fahiş /fa:-HİŞ/ yanlışı bir
daha yapmasınlar. Doğru okunuş: /DET/ ve /DE-tı/...
A deal has been reached between the Turkish authorities and Motorola
over the dispute of debts owed to the US telecom giant by Telsim --
Turkey's second largest mobile phone operator.
dispute =
anlaşmazlık...
to owe
/OUW/ =
borcu olmak... "You owe me ten liras." "You owe me an apology."...
DİKKAT: "to own" = "sahip olmak" ile karıştırmayınız...
Turkish authorities took control of the company in 2004 after the
agreement between Motorola and Telsim turned sour. "Under the deal,
Motorola will be paid $500 million and will get 20% of the planned
sale of Telsim if the price exceeds $2.5 million," said Ahmet Erturk,
the head of the state deposit insurance fund (TMSF) reported the
Anatolian news agency.
to take
control of =
yönetimini ele almak...
to turn sour
/au/ ile =
arası açılmak, "bozulmak" ("ekşimek" kavramından)...
under the deal =
(sözü edilen) anlaşmaya göre...
Motorola agreed "to end all lawsuits it has opened against the company
(Telsim) and Turkland as of today," he said.
lawsuit =
hukuk davası... Oh, oh! Bana ağza biber sürmek için iki muhteşem
fırsat daha: /lav/ ve /suit/ diye okuyanları sakın bağışlamayın; bu
fahiş /fa:-HİŞ/ yanlışı bir daha yapmasınlar. Doğru okunuş: /LO:/
ve /SU:T/...
as of today =
bugün itibarıyla, bugünden başlayarak... As of tomorrow, as of
Monday, as of next week... etc... etc...

All Eyes Turn to Abuse at Home in Turkland
Türkiye'de Bütün
Dikkatler "Evde Dayak" Konusuna Yöneldi...
This week's revelations from the Malatya Orphanage have turned all
eyes in Turkland to the more general topic of violence within the
family. Research carried out by the Turkish Republic Prime Ministerial
Bureau on Families Supports indicates that the physical and verbal
abuse of children is not limited to orphanges, but occurs widely in
families also.
revelation /RE-vı-LEY-şın/ =
açığa vurma, ifşa... (Dini anlamda ise "ilahi açıklama" = "vahiy"
anlamındaki bu sözcük "to reveal" /ri-VİI-l/ fiilinden
geliyor)...
orphan
/O:-fın/ =
öksüz, yetim (İngilizce ayrım yapmıyor -- sosyal antropoloji açısından
incelenmeğe değer bir konu)...
orphanage
/O:-fınic/ =
yetimhane...
topic =
konu... (Dikkat: Tıp dilinde "topical" sözcüğünün anlamı tamamen
farklıdır = "lokal uygulanan")...
violence =
şiddet...
to carry out =
uygulamak, gerçekleştirmek...
to indicate =
göstermek, işaret etmek...
physical abuse =
dayak...
verbal abuse =
küfür...
to abuse =
"kötüye-kullanma, istismar" kavramından... (Yaygın
kullanılan bir başka sözcük ise "molestation" olup fizik anlamda taciz
ile sınırlıdır)...
is not limited to =
ile sınırlı değil...
to occur widely =
geniş ölçekte vuku bulmak...
Research from the Bureau on Families show that 34% of families
experience some form of physical violence at home, while a full 53%
say that verbal abuse is common. Within this framework, 46% of
children are thought to be at the receiving end of at least some of
the violence at home, while 9% are the victims of sexual abuse.
some
form of
= şu yada bu biçimde...
a full 53%
= "tamı tamamına" %53ü...
common
= (burada) yaygın...
within this framework
= bu çerçeve içinde...
are thought
to be
= oldukları düşünülüyor...
to be at the
receiving end
= maruz kalan tarafta olmak...
at least
= en azından, hiç olmazsa...

LIST OF THE DAY
Günün
(İlginçlikler) Listesi...
from
www.guardian.co.uk
(October 27, 2005)
17th-Century Tobacco Laws
17. yy Tütün Yasaları
Fırsatını bulmuşken bir daha anımsatayım: /to-BEY-ko/ ve /LAV/
diye okuyanların ağzına biber sürün; hem de en acısından... Doğru
okunuş: /tı-BA-kou/ ve /LO:/, /LO:Z/... Birlikte:
/tı-Ba-kı-LO:Z/
Bu kişiler, büyük
olasılıkla, "potato" /pı-TEY-tou/ sözcüğünden kendilerince
esinlenip, "tomato" sözcüğünü de yanlış okuyorlardır. Doğrusu /tı-MA-tou/...
[NOT: Amerikanca'da bazı kuzey ve batı yöre
ağızlarını veya kıta genelinde "ayak takımı" telaffuzunu bilinçli olarak
izlemeyi kabul eden kimseler için, /tı-MEY-tou/ bağışlanabilir.]
Önce bir hatırlatma: İngilizce'de (ve Türkçe'de
de) tarihsel olaylardan söz
ederken veya başımızdan geçen bir olayı günlük sohbet ortamında
anlatırken present tense kullanılması ne sıradışı nede
kuraldışıdır.
1. 1604 King James I raises import tax on tobacco 4,000%.
to raise the import tax
= gümrük vergisini yükseltmek...
2. 1617 Death penalty for smoking in Mongolia.
death penalty =
idam cezası...
3. 1624 Pope threatens excommunication for snuff use; sneezing thought
too close to sexual ecstasy.
excommunication =
Kilise'den (=Hristiyanlıktan) tardetme...
snuff =
enfiye... (Çünkü, apşırmak cinsel coşkuya fazla yakın bir duygu
veriyor kanısındaymış bu Papa hazretleri.)
4. 1634 Greek Church bans tobacco claiming it intoxicated Noah.
to ban tobacco =
tütünü yasaklamak...
to claim =
iddia etmek, öne sürmek...
to intoxicate =
"serhoş" etmek...
Noah
/NO-ÆH/ =
Nuh Peygamber...
5. 1638 Tobacco use in China punishable by decapitation.
decapitation =
kellesini uçurmak, kellesini gövdesinden ayırmak...
"per capita" =
"kişi başına" terimi nereden geliyor sanıyordunuz ki: "kelle" başına...
6. 1639 Smoking ban in New York.
7. 1665 Smoking made compulsory at Eton to ward off plague. =
İngilizlerin ünlü Eton Koleji'nde 1665 yılında tütün içimi zorunlu
kılınmış; amaç: vebaya karşı korunma...

|