|

Turkish Proverbs
(13)

Dipnot Düşülmesi
Gerekenler
Those That
Beg For Footnoting
A --
İngilizce'ye başka dillerden gelmiş atasözleri:
Those
borrowed into English from other languages:
Bana arkadaşını
söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
English
Equivalent:
Tell me with
whom thou goest and I'll tell thee what thou doest.
thou /DZAU/
= sen (yalın durum - nominative case)...
thee /DZİ:/
= seni (-i durumu - accusative case)
Portekizce'den...
From
Portuguese...
Bir çocuktan bir deliden al haberi. (= Get the news from
a child or a madman.)
A lot more
common form:
Çocuktan
al haberi. (= Get the news from a/the child.)
Near
Equivalent:
Children and fools speak the truth. (or, "..... speak true")
(Bir başka
versiyon ise, "children, fools, and drunkards" şeklinde)
Almanca'dan,
İspanyolca'dan...
From German,
Spanish...
NOT: Hernekadar,
buradaki "çocuk, deli, budala, sarhoş" nitelemesi "susmasını
bilmeyen, gördüğünü/bildiğini/ağzına geleni söyleyiveren" kişiye yakıştırılıyorsa
da, bu açıksözlülüğe belli bir beğeni duyulduğu da muhakkak...
Türkçe'de "deli" kişiliği pekçok bağlamda takdir gören bir özelliktir...
İngilizce'de de "fool" sözcüğü ile dikkatli olmak gerekir: Günlük
kullanımda, "Don't be a fool," gibi bir örnekte "budala, aptal" anlamı
taşıyan bu sözcük, öte yandan tıpkı bizdeki kralın soytarısı...
padişahın dalkavuğu sosyal zorunluk sonucu yapmacıklı bir role
soyunmuş, ama zeki ve nüktedan bir kişiliğe gönderim yapar.
Bir çiçekle yaz gelmez.
(=A single
species of flowers is not proof that summer has arrived.)
English
Equivalent:
One swallow
doesn't bring the summer.
(= Tek bir kırlangıç yaz gelmiş demek değildir.)
Macarca'dan...
From
Hungarian...
Bununla
birlikte, bu atasözünün İngilizce'deki anlamı tartışmalıdır.
Kimi yorumcular, Macarca'dan gelen bu atasözüne tamamen farklı bir
anlam yüklüyor: "One man alone can't do a lot unless other people help
him."
NOT: "Bir
çiçekle yaz (veya, bahar) olmaz," sözünü ise, bildiğiniz gibi
çoğunlukla erkek çapkınlığı için kışkırtıcı veya bağışlatıcı gerekçe
olarak kullanıyoruz.
A similar
Turkish proverb, which says, "Summer is no summer (or, The spring is
no spring) with a single flower," is figuratively used as a pretext
for/by the Casanova type.

B -- Hayali "Atasözleri":
Imaginary
or Imagined "Proverbs":
Eldeki bir kuş daldaki iki kuştan yeğdir... veya,
Eldeki bir kuş çalılıktaki iki kuştan daha iyidir. To
my best knowledge, nonexistent in the classic body of Turkish
proverbs... I feel these must be relatively recent additions, most
probably through translation from English. However, I must point out
I am no expert on the etymologies of proverbs.
(Guessed) Translation
from:
A bird in the
hand is worth two in the bush.
However, another
-- and genuine -- proverb in Turkish says, "Bugünkü tavuk yarınki
kazdan iyidir."
= A chicken today is preferable to a goose tomorrow.
Erken yatmak, erken kalkmak insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar.
Obviously a direct translation from the English proverb:
Early to bed and
early to rise makes a man healthy, wealthy and wise.
Sonu iyi biten herşey iyidir. Another direct
translation:
All is well that
ends well. (All's well that
ends well.)
İyi başlamak bitirmenin yarısıdır. Yet another one:
A good beginning
is half the battle.
Sırçadan evi olan komşuya taş atmaz... Sırça köşke oturan komşusuna
taş atmamalı... vb. Yet more!...
People who live
in glass houses should not throw stones.
Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. bakmak
= (here) to look after, to attend, to maintain
Loosely
translated:
It is the want
of care that makes the field bare.
Though cited in
several Turkish sites over the Net, it must be noted that there is no
such proverb in English. However, it sounds so fine in translation
that we might as well make a present of it to our British farming
bretheren...
Ayağını yorganına göre uzat.
Translated:
Stretch your
legs according to the length of your quilt.
This, again,
must be marked as a translation from an "overseas" culture, Turkish
being one of the most likely among several candidates for that
exclusive honour -- along with Russian, Arabic, and Spanish. "Quilt"
is replaced by several other words in some sources; notably by
"coverlet" or "clothes".
[Ezcümle:
Dikkat, İngilizce'nin özgün dağarcığında böyle bir atasözü yer
almıyor. Yabancı bir kaynaktan çeviridir.]

But this one
below overtops them all: To my best knowledge (though I be no expert
on the subject) it is simply nonexistent in both English and
Turkish: Someone appears to have invented it for dozens of others to
copy it over the Internet:
Arzular
gerçekleşse, çingeneler attan inmezdi.
If the (sic) wishes were horses, the (sic) gypsies (sic) would ride
them.
Uydurukçuluk ve
kopyacılığın bu kadarına pes!! Ne Türkçe'de var böyle bir atasözü, ne
İngilizce'de...
NOT 01: (sic)
işareti (Latince "böyle -- thus" sözcüğü) metindeki
yanlışlığın bizden değil, alıntı yaptığımız orjinal metinden
kaynaklandığını dile getirir...
NOT 02:
Öte yandan, sözcüğü Latince'den alarak bu işlev için uyarlayan
Avrupalı yazarların, okunuşunun Türkçe'de doğurabileceği sakıncaları
düşünmemiş olduklarına emin olabilirsiniz!!
Öte yandan,
yaygın bir İngiliz atasözü şöyle der:
If wishes
were horses, then beggars would ride.
Aşağı yukarı şu
anlama gelir: "Dilemekle, hayal kurmakla sorunlar çözülse, fakir
fukara insan kalmazdı bu
dünyada..." Başka bir deyişle, "Çalışıp çabalamaktan, alınteri
dökmekten başka yolu yoktur bu işin..."

Diyeceğim,
nasıl ki "Her gördüğün sakallıyı deden sanma," demişler;
İnternet'te her gördüğünüz siteyi de makbul kaynak sanmayınız.
Malum: "Yarım doktor candan, yarım hoca dinden edermiş."
Hele,
"ulema" laflarının alıp yürüdüğü bu dönemde...
Yav,
ulemayı filan bırakın da, Allah aşkına, şu bizim mahalleye 12
satırlık Ezan-ı Şerifi detone olmadan okuyabilecek bir
müezzin bulun
önce...

|