Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları

2003 - 2005 DÜNYA BİRİNCİSİ !!

New Series # 017

December 12, 2005

 

 MESAJ

 E-KİTAP

 

Aman AB duymasın; turizmdeki rakiplerimiz uyanmasın... Adımız zaten çıkmış dokuza, inmez sekize... Üsküdar vr Antalya belediye sınırları dahilinde mukim tüm yurttaşlarımızın uğradıkları hakaretten dolayı hissettikleri teessürü yürekten paylaşıyorum... Yav, Amsterdam'ın bile sokakları, "külliyen kırmızı" ilan edilmemiştir...

*  *  *  *  *

B O O Z I N G !!

PİİZ YAPIP, MATİZ OLMAK

booze = içki... to booze = içki içmek

üstüne ünlü sözler

Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır... Hisarlı Kız... Bekledim de gelmedin... Sarı Zambak... Sazlar Çalınır Çamlıca'nın Bahçelerinde... Akasyalar Açarken... Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık...  Yesârî Âsım Arsoy'un ölümsüz eserlerinden bazıları...

"Üstâdın meşhur hüseyni;

Fariğ olmam meşreb–i rindaneden, (diye başlayıp)

[Yüz çevirmem nafile peymaneden
Zemdekiçe halet-i mestaneden]

Çıkmam Allah etmesin meyhaneden,

diye süren bestesi, çeşitli vesilelerle konuşulur. Bizzat kendisine bu şarkıyı nasıl bir atmosfer içinde yaptığını sorduğumda; “Sabah namazı sonrası, Kabataş’ta set üstünde otururken yaptım.” demişti.

"Âsım Bey’in musikiye bakışı şahsına mahsustur. Caddebostan’da, bir yaz gecesinde, ağaçlar altındaki bir sohbette sağ elinin küçük parmağını sallayarak; “Eğer musikiyi tanımasa idim, âhirete cılız bir imanla giderdim.” demiştir."

Faik Bilgi, Zaman Gazetesi, 18.01.2002

Khayyam, if you are intoxicated with wine, enjoy!
If you are seated with a lover of thine, enjoy!
In the end, the Void the whole world employ
Imagine thou art not, while waiting in line, enjoy!

/Trans. Shahriar Shahriari)

("Suyunun suyu olmaması için İngilizce'den çevirmeyeceğim. Orjinal Farsça'dan çeviren bir arkadaşımız olursa seve seve yayınlarım.)

 

 

 

 A drunken man was in front of a judge. The judge says,

 "You've been brought here for drinking."

 The man says merrily, neş'eyle

 "Okay, let's get started." Tamam, haydi başlayalım!

*  *  *  *  *

Eat, drink, and be merry, for tomorrow they may cancel your VISA. -- Anonymous (ve kanaatimce aynı zamanda "unanimous-ly" -- yani yalnızca anonim değil aynı zamanda "hepbir ağızdan"!!)... Ye, iç, keyfine bak; çünkü bakarsın yarın kredi kartını iptal etmişler...

to be merry = şen, neş'eli, keyifli ve cümbüş halinde olmak... Geçmiş yüzyıllara göre günlük dilde daha az kullanılan, ama yılın bu zamanında en yaygın işitilen bir sözcük: bknz. Merry Christmas... merry-go-round = atlı karınca...

Give strong drink unto him that is ready to perish, and wine unto those that be of heavy hearts. Let him drink, and forget his poverty, and remember his misery no more. -- Kutsal Atasözleri 31: 6-7 Kahrolmuşlara kuvvetli bir içki ver; yüreği yüklü olanlara şarap... Bırak içsinler, unutsunlar yoksulluğu, çaresizliklerini artık hatırlamasınlar... (Serbest çeviri)

to perish = mahfolmak, mahfı perişan olmak, yok olmak... that be = (eski dil) who is/are... poverty /PA-vıti/ = "poor" fakir, yoksul sözcüğünün ad durumu; DİKKAT: "w" ile yazan, /w/ ile okuyanlara giyotin hak ola... misery /-zıri/ veya /MİZ-ri/ = büyük mutsuzluk, çaresizlik ve ızdırap çekme (fiziki değil)... DİKKAT: "Cimri, pinti" anlamına gelen aşağıdaki sözcüklerle ilgisi yoktur: miser /MAY-zı/ ad durumu; miserly /MAY-zıli/ sıfat durumu...

Gentlemen, in the little moment that remains to us between the crisis and the catastrophe, we may as well drink a glass of Champagne. -- Paul Claudel (1868-1955, Fransız şair, oyun yazarı ve diplomat) Baylar, kriz ve büyük felaket arasında bize kalmış bulunan şu kısa ânı bir kupa şampanya ile dolduralım hiç olmazsa...

Ömrün şu biten neşvesi tâm olsun erenler,
Son meclisi câm üstüne câm olsun erenler
Beste: Dede Süleyman Erguner
Güfte: Yahya Kemal Beyatlı

Alcohol is the anesthesia by which we endure the operation of life." -- George Bernard Shaw  Alkol, sayesinde hayat ameliyatına katlanabildiğimiz anestezi maddemizdir...

Awwww! My head! Boy!

What a night it was!

Ahhh, başım!

Vay be!

Ne geceydi ama!

----------------------------

(Sonrası karikatürden:)

Hiçbirşey hatırlamıyorum...

Ama kesin olan birşey var:

Bundan böyle

İÇKİYE ELVEDA!!

----------------------------

 

 

(Neee !!)

 

GLUG! GLUG! GLUG!

 

 

 

 

Be wary of strong drink. It can make you shoot at tax collectors -- and miss. -- Robert A. Heinlein (Amerikalı ünlü kurgubilim yazarı) Sert içkilere karşı dikkatli olunuz. Vergi memurlarına ateş açıp -- vuramamanıza neden olabilirler...

a strong drink = sert (=güçlü) bir içki... to be wary of = ---e karşı dikkatli olmak ve tetikte bulunmak... tax collector = vergi tahsildarı...

No animal ever invented anything as bad as drunkenness - or so good as drink. -- G. K. Chesterton (ünlü İngiliz düşünür ve yazar) İnsan dışında hiçbir yaratık sarhoşluk kadar berbat birşey yaratmamıştır -- nede içki kadar güzel...

Always remember that I have taken more out of alcohol than alcohol has taken out of me. -- Sir Winston Churchill Unutmayalım ki benim alkolden aldığım kadar alkol benden götüremedi...

The water was not fit to drink. To make it palatable, we had to add whisky. By diligent effort, I learned to like it. -- Sir Winston Churchill Su içilebilecek gibi değildi (sağlıksızdı); tad vermek için viski eklemek zorundaydık. Ciddi uğraşlar vererek, sevdik sonunda...

fit = uygun, layık, elverişli, sağlıklı, formunda... palatable /PÆL-ıtıbl/ = lezzetli, kabul edilebilir ölçüde "tadı tuzu" olan; "palate" /-lıt/ "damak" sözcüğünden geliyor... diligent /DİL-ıcınt/ = gayretli ve dikkatli bir şekilde çalışkan...

When I have one martini, I feel bigger, wiser, taller. When I have the second, I feel superlative. When I have more, there's no holding me. -- William Faulkner (Amerikalı yazar)

One martini is alright, two is too many, three is not enough.
-- James Thurber (Amerikalı mizah yazarı) Tek martini karardır; ikisi fazla gelir; üçledin mi, artık yetmez de yetmez...

Little fools will drink too much, and great fools not at all. -- Anonymous Küçük ahmaklar çok fazla içer; büyük ahmaklar hiç içmez...

If penicillin can cure those that are ill, Spanish sherry can bring the dead back to life. -- Sir Alexander Fleming (Penisilini insanlığa armağan eden, İskoç doğumlu büyük tıp adamı) Penisilin hastaları iyileştirebiliyor; tatlı beyaz İspanyol şarabı ise ölüleri diriltiyor... (Burada çeviriyi saptırdığımı düşünmeyiniz: Motomot çeviri yanıltıcıdır; sözün ruhunu yakalamak gerek.)

I have enjoyed great health at a great age because everyday since I can remember I have consumed a bottle of wine except when I have not felt well. Then I have consumed two bottles. -- A Bishop of Seville (Sevilla kentinden bir piskopos) İleri yaşımda bu derece sağlıklıyım, çünkü kendimi bildim bileli hergün bir şişe şarap içmişimdir. Tabii, hasta olduğum zamanlar dışında -- böyle zamanlarda ikişer şişe içtim...

to enjoy = sahip olmak, nimetlerinden yararlanmak (ayrıca, "hoşlanmak, hoşça vakit geçirmek" anlamı da var)... to consume /kın-SYUM/ = tüketmek... (karşıtanlamlı: to produce  = üretmek)

Men are like wine: some turn to vinegar, but the best improve with age. -- Pope John XXIII (Papa 23. John, 1881-1963) İnsanlar şarap gibidir: Yıllandıkça, aralarından en iyileri olgunlaşır, diğerleri sirkeye dönüşür...

Find out what whiskey he drinks and send all of my generals a case, if it will get the same results. -- Abraham Lincoln (1809-65; Başkan'a birileri ünlü General Grant'ın içki alışkanlığından şikayette bulunmuştu) Hangi markayı tercih ettiğini öğreniniz ve bütün generallerime birer kasa gönderiniz -- aynı sonuçları verecekse...

Without question, the greatest invention in the history of mankind is beer. Oh, I grant you that the wheel was also a fine invention, but the wheel does not go nearly as well with pizza. -- Dave Barry (ABD'nin Selahattin Duman'ı) Hiç kuşkusuz, insanlık tarihinin en büyük icadı biradır. Tamam, tekerlek de çok iyi bir icattı; ama pizzanın yanına bir tekerlek hiç de aynı tadı vermiyor...

to go well with = yanında uyumlu olmak; birlikte güzel tad vermek...

Fish, to taste good, must swim three times: in water, in butter, and in wine. -- Polonya atasözü Tad vermesi için balığın üç kez yüzmesi gerek: suda, tereyağında ve şarapta...

 

There's nothing wrong with sobriety in moderation. -- John Ciardi (Amerikalı şair) Ilımlı derecede ayık olmanın bir sakıncası yok...

 

sober /SOU-bı/ = ayık... sobreity /sıb-RAİ-ıti/ = ayık olma durumu... moderation = ılımlılık, aşırıya kaçmama...

People who don't drink are afraid of revealing themselves. -- Humphrey Bogart  İçki içmeyen kişiler kimliklerini açığa vurmaktan çekinen kimselerdir....

to reveal = açığa vurmak, ifşa etmek...

A drunken man's words are a sober man's thoughts. -- Italyan atasözü  Sarhoş adam, ayık adamın düşüncelerini dile getirir....

A bottle of wine contains more philosophy than all the books in the world. -- Louis Pasteur (evet, ünlü Pasteur) Dünyanın tüm kitap külliyesinden daha çok felsefe saklar bir şişe şarap...

to contain = içermek, "ihtiva" etmek... Burada, çevirmen hakkımı kullandım ve "saklamak" fiili ile çevirdim.

Bakırköy Akıl Hastanesi’nin ünlü uzmanı Mazhar Osman

birgün Neyzen Tevfik'le karşılaşır ve sorar:
- İçmeye devam ediyor musun, Neyzen?
- Niye sordunuz? Tedavi mi edeceksiniz,

yemeğe mi çağıracaksınız?

In victory, you deserve champagne; in defeat, you need it. -- Napolyon Bonapart Zaferde hak ettiğimiz şampanya; yenilgide ise tam bir ihtiyaç maddesi... (Serbest çeviri)

Were I to prescribe a rule for drinking, it should be formed upon a saying quoted by Sir William Temple: The first glass for myself, the second for my friends, the third for good humour, and the fourth for mine enemies. -- Joseph Addison (1672–1719, İngiliz şairi, deneme ve oyun yazarı, The Spectator dergisinin kurucusu) ... ilk kadeh kendim için; ikinci kadeh dostlarım için; üçüncüsü keyif, neş'e, eğlence için; dördüncüsü düşmanlarım aleyhime faydalansınlar diye... (Serbest çeviri)

to prescribe = kural olarak ortaya koymak, "reçete" olarak vermek... a saying quoted by ------ = ----- tarafından alıntılanmış (derlenmiş) bir halk sözü... mine= my (eski dil)... (DİKKAT: "Were I + mastar" yapısı, TİP II if'li tümce "If I were + mastar" yapısından devrik dönüşümdür: "İçki içmek için bir kural koyacak olsam...")

I know I'm drinking myself to a slow death, but then I'm in no hurry. -- Robert Benchley Biliyorum, içerek yavaş yavaş kendimi öldürüyorum -- ama zaten acelem de yok...

If your doctor warns that you have to watch your drinking, find a bar with a mirror. -- John Mooney Doktorunuz içkinize dikkat etmenizi öğütlerse eğer, aynalı bir meyhane bulunuz kendinize...

 

An intelligent man is sometimes forced to be drunk to spend time with fools. -- Ernest Hemingway Zeki bir adam sarhoş olmak zorundadır kimi zaman -- zamanını ahmaklarla birlikte geçirebilmek için...

 

I drink to make other people interesting. -- George Jean Nathan Başka insanlar gözüme ilginç görünsünler diye içiyorum ben...

Drink to me. -- Pablo Picasso'nun son sözleri... Benim için kadeh kaldırınız...

When the waiter asks me

if I want water

with my RAKİ,

I says to him,

I'm thirsty -

not DIRTY!

 

(DİKKAT... Günlük konuşma ve özellikle sohbet / anlatı İngilizcesinde, "I says" olanaklı ve yaygındır.)

Alcohol is the mother of all evils...

İçki bütün kötülüklerin anasıdır...

 

And, Exploitation of the masses is the father...

Kitlesel Sömürü de babasıdır...

 

And, Multi-national Capital  is the grandfather...

Uluslararası Sermaye de ağababasıdır...

 

And, Underdevelopment is the uncle...

Kalkınmamışlık da amcasıdır...

 

And, Injustice is the brother-in-law...

Kitlesel sömürü de kayın biraderidir...

 

And, Corruption is the cousin...

Yolsuzluk da yeğen beydir...

 

And, Theft is the offspring...

Hırsızlık da mahdum beyler ve kerime hanımlardır...

 CD

 TANITIM

 
 

 

Onsuz geçmiş yıllarınıza üzüleceksiniz...

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ 

 

 

         

 

 

 

Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da öneriniz,

iletiniz, gönderiniz... Teşekkürler, Sayın Üyeler...

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

*  *  *  *  *

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com