Interesting &
Useful Idioms

I (just) can't praise it enough.
--
Nekadar övsem azdır...
("Yeterince
övemem," kavramından)
Just the thing
I've been looking for. I can't praise it enough. It's just fabulous!
Tam
arayagelmiş olduğum şey. Nekadar övsem azdır. Harika!
Aynı kalıbı şu
ifadelerde de görüyoruz:
I can't
recommend it enough.
Nekadar
tavsiye etsem azdır; hararetle öneriyorum...
(Dikkat
ederseniz, daha önce öğrenmemişsek, yanılıp tam tersi anlamda
yorumlamak tehlikesi var.)
I can't thank
you enough.
Size nekadar
teşekkür etsem azdır.
I know others
have made this point before, but I can't emphasize it enough.
Biliyorum,
başkaları da bunu daha önce dile getirdiler, ama nekadar vurgulasam
azdır.
veya passive
kullanım da olanaklıdır:
The importance
of choosing the correct font sizes for your website can't be
emphasized enough.
Websiteniz
için uygun irilikte yazı karakteri seçiminin önemi nekadar
vurgulansa azdır.
the years to come
-- gelecek
yıllar, önümüzdeki yıllar, gelecek, âti...
These
developments will certainly play a significant role in the
reorganization of the UN in the years to come.
Bu gelişmelerin
gelecekte BM'nin yeniden örgütlenmesinde önemli bir rol oynayacağı
kesindir.
It seems
reasonable that the years to come will see healthcare progressing as
rapidly as it has in the past 20 years.
Sağlık bakımının
önümüzdeki yıllarda, son yirmi yılda olduğu derecede hızlı bir
ilerleme kaydedeceği (düşüncesi) akla yatkın (makul) görünüyor.
Bu yapının
gramer açısından açıklamasına gelince: Öncelikle, "the years that
are to come" yapısından kısaltma olarak görünüz. Biliyorsunuz. "to
be + mastar" yapısının bir işlevi de gelecek zaman belirtmesidir:
"The ship is to arrive next week." -- "Hazardous materials that are
to be transported by air must be clearly labelled.
Havayolu ile
taşınacak tehlikeli maddeler açık surette etiketlenmelidir.
put simply...
-- Açık ve
basit bir şekilde söyleyecek olursak...
[Bunu da
aşağıdaki edilgen dönüşümden bir kısaltma olarak değerlendiriniz:
"If we put (=say, tell, speak of, voice) this matter in a simple
way," -- "When it is simply put,..."]
Fat is broken
down into free fatty acids that blunt the action of insulin, which
the pancreas produces to keep blood sugar levels constant. This, put
simply, can lead to diabetes.
Basit bir dille
ifade edecek olursak, bu durum şeker hastalığına yol açabilir.
Put simply,
evolutionary biology is the scientific study of the history of life
on planet Earth.
En yalın ve kestirmeden ifadesiyle, evrim biyolojisi Dünya gezegeni
üzerindeki yaşamın tarihini inceleyen bilimdir.
after a fashion
-- bir
biçimde... belli ölçüde... eh işte şöyle böyle... ("pek olmadı ya,
hadi oldu diyelim" türü bir tavırla -- ve oldukça eleştirel/müstehzi
bir tavırla)
I can play the
guitar -- after a fashion -- but certainly I am no professional.
[Lütfen bana
mail atıp, buradaki "no" nun "not" olması gerekip gerekmediğini
sormayınız.]
As soon as the
repair job was finished, after a fashion, we had to get going again.
Onarım işi
tamamlanır tamamlanmaz, eh biraz uydurukça da olsa, tekrar yola
koyulmak zorundaydık.
All of these
things were steps forward, after a fashion, but none of them were
satisfactory enough.
Bunların hepsi
şu yada bu ölçüde ileri atılmış adımlardı, ama hiçbirisi yeterince
başarılı değildi.
Yes, she
finished cleaning the bathroom -- after a fashion.
Düşünebiliyor
musunuz, arkadaş çeviriyor bunu: "Evet, bir modanın peşinde,
tuvaleti temizledi." !!
at a distance
-- belli
bir mesafede/mesafeden... uzakta/uzaktan...
["a certain distance" diyebilirsiniz; ama demek zorunda değilsiniz.
Ayrıca, "a certain distance" aşağıdaki ilk örneğimde çok
komik olurdu -- "öğretmen, çocukların şerrinden belli bir mesafeden
ders veriyordu" gibi bir anlam kazanırdı. "Teaching/learning at a
distance" günümüzde yaygınlık kazanmış olan bir eğitim/öğretim
ortamına verilen addır: "distance learning", "distance learning
programs".]
Teaching and
learning at a distance is an area of education that is growing
rapidly alongside the technology that makes it possible.
Optometrists
have developed a standard test to evaluate your ability to see at a
distance.
Art comes to
stand at a distance from the reality it represents and becomes a
statement about the world rather than being a part of it.
Sanat gelip
temsil ettiği gerçekliğin biraz uzağında durur ve onun bir parçası
olmak yerine ona ilişkin bir anlatım niteliği edinir. [WOW!! Ne
söylediğimi kendim de anlamadın ya... Zaten en sanatsal olan aynı zamanda
en anlaşılmaz olmasaydı, eleştirmenler ne konuşacaklardı ki?]