Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Türkiye "Schools & Education" Grupları

HERZAMAN ZİRVEDE !!

New Series # 028

May 4, 2006

 

 MESAJ

 E-KİTAP

 

 FOREIGN NEWS 

Bolivian Energy Plans Scare Investors  --  to scare /SKEE/ = korkutmak... (Aklınızda kolay kalması için: scarecrow /SKEE-KROU/ = korkuluk (=kargakorkutan)... crow = karga... investor /in-VES-tı/ = yatırımcı... investment /in-VES-mınt/ = yatırım... (Aşağıda tekrar göreceğimiz "to invest" fiilinden)

The British oil and gas company BG Group today said it would leave Bolivia if the risks are too great after the country's decision to nationalise its energy assets.

to nationalise = millileştirmek... assets = "değerler"... Bir bilançoda "aktif" tarafta yer alanlar... Karşıtı: liabilities /layı--liti:z/ = "pasif" -- "yükümlülükler, sorun olabilecekler" kavramından... Şirketinizdeki, ekibinizdeki, grubunuzdaki bir kimse için dile getirebileceğiniz en alaycı yargı: He is ......." veya "His presence is not an asset but a liability." Bayılırım bu lafa...

VOCABULARY NOTE: "Britanya" sözcüğüne [ki, genelde "İngiltere" sözcüğü ile karşılamayı huy edinmişiz] daha fazla yer vermemiz gerektiği kanısındayım.

ASSIGNMENT (ödev): İşte size dehşet bir ödev: Burada "oil and gas" ile kastedilenler nedir? Ayrıca, bu iki sözcüğün muhtelif anlamlarını bulunuz ve listeleyiniz. (DİKKAT: "Benzin" sözcüğünün Amerikanca ve Britanyaca'daki karşılığı farklıdır.) [Bu ödevin amacı, araştırarak öğrenmenin hazıra konmaktan daima daha yararlı bir yol olduğunu irdelemenize vesile olmaktır... Hem, birkaç yere danışmadan, "hoca"nızın doğru bildiğine nasıl emin olabilirsiniz ki?]

Arkadaşlarımızın genelde hatası, tek kaynağa iman edip, orada saplanıp kalmaktır. Hele ki, kendi yazdığı kaynağa saplanıp kalan hocalardan uzak durun. En iyi hoca, "ebedi öğrenci" olmayı öğrenmiş olan kişidir.

"If the conditions are not suitable, ie the risk is too great or the returns are inadequate, then we will not invest, and we will be making these points very clear to the Bolivian government," said BG's chief executive Frank Chapman.

suitable = uygun, münasip. DİKKAT: "suitıbıl" şeklinde okuyanların ağzına biber sürünüz. DOĞRU OKUNUŞU: /SU:-tıbl/... ie /AY-İ:/= yani... the returns = karşılığında elde edilen şeyler... inadequate = yetersiz... to invest /in-VEST/ = yatırım yapmak ("v" yi /v" gibi okuyunuz; Yani dudaklar yayVan; asla /w" daki gibi yuWarlak değil.... to make a point clear to smb = bir noktayı (=hususu) açık açık anlatmak (anlamamasına imkan bırakmayacak ölçüde)... chief executive /Çİ:F-ig-ZE-kitiv/ = baş yönetici, icra başkanı, genel müdür...

On Monday, the Bolivian president Evo Morales ordered troops to occupy the country's natural gas fields, giving foreign energy companies 180 days to agree to new contracts. The move has sparked concern in the region and among foreign investors.

troops = askeri birlikler... to spark = kıvılcımlamak, kıvılcımını oluşturmak... concern = "ilgi" ve "endişe" kavramlarını birlikte içeren bu sözcükte bu anlamlardan bazen birisi bazen de ötekisi önplana çıkar... "to spark concern" = tedirginliğe neden olmak... foreign = Aramızda halâ "fo-REYN" diye okuyanlar varsa, bir daha sınıfa almayacağım. DOĞRUSU: /F@-rın/...

/@/ işareti bu sitede /a/ ve /o/ arası bir ses karşılığında kullanılmaktadır. Herkes "İngilizce konuşmak" istiyor, ama fonetik ve İngilizce'nin fonemleri (sesbirimleri) konularına biraz eğilmeden bunu başarmayı ummak, sağ elinle sol kulağını göstermekten farksız.

http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/konusma-dili/fonoloji.htm
http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/konusma-dili/fonetik-simgeler.htm

Mr Morales, Bolivia's first indigenous leader, defended his decision by saying that the country was seeking "partners, not owners" to extract its natural resources.

indigenous /in--cınıs/ = "yerlisi" (doğal veya beşeri tarihçe açısından)... "endojen"... to seek /Sİ:K/ = özlemle aramak, çok istemek, peşinde olmak... to extract = Burada "çıkarmak" (doğal kaynakları) -- diğer anlamları özünü (usaresini) çıkarmak; özetlemek... Son bölümün anlamı: "Kendimize dost ve ortak arıyoruz, mala sahiplenecek kimseler değil."

The Manchester Guardian, www.guardian.co.uk (May 3, 2006)

YORUMUM...  SAM AMCA arka bahçesindeki ayrık  otlarını ayıklamağa gönül rahatlığıyla zaman ayırabilir. Nasıl olsa, ön bahçedekiler kuzu kuzu söz dinliyorlar...

Aklıma gelmişken, hani Değerli Başbakan'ımızın şu "açıklanması ispiyonculuk olur" dediği meşhur 6. Madde'yi sahiden kim önerdi acaba?...

[All passages are subject to modification in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 

 CD

 TANITIM

 

 MESAJ

 E-KİTAP

 

Interesting & Useful Idioms

I (just) can't praise it enough.  --  Nekadar övsem azdır... ("Yeterince övemem," kavramından)

Just the thing I've been looking for. I can't praise it enough. It's just fabulous! Tam arayagelmiş olduğum şey. Nekadar övsem azdır. Harika!

Aynı kalıbı şu ifadelerde de görüyoruz:

I can't recommend it enough. Nekadar tavsiye etsem azdır; hararetle öneriyorum... (Dikkat ederseniz, daha önce öğrenmemişsek, yanılıp tam tersi anlamda yorumlamak tehlikesi var.)

I can't thank you enough. Size nekadar teşekkür etsem azdır.

I know others have made this point before, but I can't emphasize it enough. Biliyorum, başkaları da bunu daha önce dile getirdiler, ama nekadar vurgulasam azdır.

veya passive kullanım da olanaklıdır:

The importance of choosing the correct font sizes for your website can't be emphasized enough. Websiteniz için uygun irilikte yazı karakteri seçiminin önemi nekadar vurgulansa azdır.

the years to come  --  gelecek yıllar, önümüzdeki yıllar, gelecek, âti...

These developments will certainly play a significant role in the reorganization of the UN in the years to come.  Bu gelişmelerin gelecekte BM'nin yeniden örgütlenmesinde önemli bir rol oynayacağı kesindir.

It seems reasonable that the years to come will see healthcare progressing as rapidly as it has in the past 20 years. Sağlık bakımının önümüzdeki yıllarda, son yirmi yılda olduğu derecede hızlı bir ilerleme kaydedeceği (düşüncesi) akla yatkın (makul) görünüyor.

Bu yapının gramer açısından açıklamasına gelince: Öncelikle, "the years that are to come" yapısından kısaltma olarak görünüz. Biliyorsunuz. "to be + mastar" yapısının bir işlevi de gelecek zaman belirtmesidir: "The ship is to arrive next week." -- "Hazardous materials that are to be transported by air must be clearly labelled.  Havayolu ile taşınacak tehlikeli maddeler açık surette etiketlenmelidir.

put simply...  --  Açık ve basit bir şekilde söyleyecek olursak... [Bunu da aşağıdaki edilgen dönüşümden bir kısaltma olarak değerlendiriniz: "If we put (=say, tell, speak of, voice) this matter in a simple way," -- "When it is simply put,..."]

Fat is broken down into free fatty acids that blunt the action of insulin, which the pancreas produces to keep blood sugar levels constant. This, put simply, can lead to diabetes. Basit bir dille ifade edecek olursak, bu durum şeker hastalığına yol açabilir.

Put simply, evolutionary biology is the scientific study of the history of life on planet Earth. En yalın ve kestirmeden ifadesiyle, evrim biyolojisi Dünya gezegeni üzerindeki yaşamın tarihini inceleyen bilimdir.

after a fashion  --  bir biçimde... belli ölçüde... eh işte şöyle böyle... ("pek olmadı ya, hadi oldu diyelim" türü bir tavırla -- ve oldukça eleştirel/müstehzi bir tavırla)

I can play the guitar -- after a fashion -- but certainly I am no professional. [Lütfen bana mail atıp, buradaki "no" nun "not" olması gerekip gerekmediğini sormayınız.]

As soon as the repair job was finished, after a fashion, we had to get going again. Onarım işi tamamlanır tamamlanmaz, eh biraz uydurukça da olsa, tekrar yola koyulmak zorundaydık.

All of these things were steps forward, after a fashion, but none of them were satisfactory enough. Bunların hepsi şu yada bu ölçüde ileri atılmış adımlardı, ama hiçbirisi yeterince başarılı değildi.

Yes, she finished cleaning the bathroom -- after a fashion. Düşünebiliyor musunuz, arkadaş çeviriyor bunu: "Evet, tuvaleti temizledi -- bir modanın ardından" !!

at a distance  --  belli bir mesafede/mesafeden... uzakta/uzaktan... ["a certain distance" diyebilirsiniz; ama demek zorunda değilsiniz. Ayrıca, "a certain distance" aşağıdaki ilk örneğimde çok komik olurdu -- "öğretmen, çocukların şerrinden belli bir mesafeden ders veriyordu" gibi bir anlam kazanırdı. "Teaching/learning at a distance" günümüzde yaygınlık kazanmış olan bir eğitim/öğretim ortamına verilen addır: "distance learning", "distance learning programs".]

Teaching and learning at a distance is an area of education that is growing rapidly alongside the technology that makes it possible.

Optometrists have developed a standard test to evaluate your ability to see at a distance.

Art comes to stand at a distance from the reality it represents and becomes a statement about the world rather than being a part of it. Sanat gelip temsil ettiği gerçekliğin biraz uzağında durur ve onun bir parçası olmak yerine ona ilişkin bir anlatım niteliği edinir. [WOW!! Ne söylediğimi kendim de anlamadım ya... Zaten en sanatsal olan aynı zamanda en anlaşılmaz olmasaydı, eleştirmenler ne konuşacaklardı ki?]

to steal the show  --  "baş rol" oyuncusundan daha fazla sahneyi doldurmak, daha fazla beğeni ve alkış toplamak...

We went there to see Asena dance last night, who was as good as ever, but I must say a young girl from Hacıhüsrev -- she seemed not a day older than sixteen -- stole the show! Görüyorsunuz değil mi? Eğer bu deyimi bilmiyor olsaydınız, nasıl da bühtan ediyor olacaktınız Hacıhüsrev'li vatandaşlara...

No doubt she'll be given great many presents on her eighteeth birthday. I must give her something that'll really steal the show.

All the cabinet ministers have their little peculiarities, but ............... really steals the show!

Son cümleyi paşa gönlünüz nasıl tamamlamak istiyorsa öyle tamamlayınız;

benim ne sokağa atacak param var, ne de tazminat ödeyecek...

 

 CD

 TANITIM

 
 

 

"ESSENTIAL  ENGLISH  FOR  TURKS"

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ 

 

 

         

 

 

 

Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da öneriniz,

iletiniz, gönderiniz... Teşekkürler, Sayın Üyeler...

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

*  *  *  *  *

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com