Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Turkland "Schools & Education" GROUPS

"A UNIQUE & INIMITABLE SUCCESS !!"

TRAGI-COMIC & CURIOUS

NEWS FROM AROUND THE WORLD

"REALITY SHOW"

TC&CN Series # 001

May 10, 2006

 
 
 

 BELIEVE IT OR NOT !!

£5,000 CARWASH

Beşbin Sterline Araba Yıkama

A Surrey car washer, who claims to offer the best service in the world, charges nearly £5,000 per car.

to claim = iddia etmek, öne sürmek... to charge (smb TL XXX for ZZZ) = ZZZ'yi XXX TL'den satmak... "They charged me TL35 for an ordinary meal." ... per car = araba başına... income per capita = kişi (kelle) başına gelir...

wash-and-wax is worth it because the finish lasts a year. He says they use only the finest materials - including Brazilian wax which costs £7,000 per tube, reports the Daily Record. They also use purified water and the towels are specially imported from Australia.

whose clients include RS = ki, müşterileri arasında RS de bulunuyor... to reckon = think, guess, consider and assume... wash-and-wax = yıkama-cilalama... the finish = son kat, bitirilmiş durum... to last = sürmek (=devam etmek), dayanmak... purified water /PYU-rifayd/ = saf su...

Rod checked his £700,000 Ferrari Enzo in for the £4,800 treatment. It's also popular with Premiership footballers. Paul says he has a nine month waiting list and added: "My clients are among the most wealthy in the country.

to check in = giriş yapmak... treatment = bakım uygulaması... Premiership footballers = Prömiyer lig oyuncuları...

"When a car costing over £100,000 leaves the factory with seven layers of paint and three coats of lacquer having been lovingly applied, does a bucket and sponge do it justice?"

layer = tabaka... coat = (boya için) "gömlek"... lovingly applied = Gösterilen özeni anlatmak için bir deyiş... to do justice = hakkaniyete uygun davranmak... Son paragrafın çevirisi: "Yüzbin sterlinden fazla maliyeti olan bir araba fabrikadan özenle uygulanmış yedi tabaka boya ve üç gömlek parlatma cilası ile çıktıktan sonra, kova ve sünger (kullanmak) caiz olur mu?"

3rd May 2006

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

MARRIAGE GUIDANCE COUNSELLOR SUED OVER AFFAIR

Evlilik Danışmanına İlişki Davası

An Illinois man is suing a marriage guidance counsellor for having an affair with his wife.

to sue /SU:/ = mahkemeye vermek, dava etmek... to have an affair (with smb) = ilişkisi olmak...

Scott Buetow, 35, of McHenry County, had hired the therapist to improve his marriage, reports the Chicago Sun-Times. But he claims that instead Dan Blair began an affair with his wife that caused the couple to divorce.

to hire = "tutmak"... that caused the couple to divorce = ki (bu da) çiftin boşanmasına sebep oldu...

His lawsuit seeks more than £100,000 in damages from Mr Blair and the counselling centre where he works.

lawsuit = dava... (Biliyorsunuz: "suit" diye okuyanların ağzına biber sürüyorsunuz. Doğrusu /LO:-SU:T/... to seek /Sİ:K/ = istemek, peşinde olmak... in damages = (verilen zarar ziyan veya hasar karşılığında) tazminat olarak.... Son bölümün anlamı: Gerek Bay Blair gerekse kendisinin çalıştığı danışma merkezi ('nden tazminat talep ediliyor)...

"He [Blair] had an obligation to provide services, and he willfully abused that for his own benefit," said attorney Hans Mast, who represents Mr Buetow.

obligation = yerine getirme zorunda olma; "boynunun borcu" olma... to provide services = hizmet sağlamak... willfully = bile bile ve kötü niyetle... to represent = temsil etmek...

Mr Buetow and his wife began seeing the counselor in April 2004 to 'strengthen and stabilise' their 10-year marriage.

to see = Fiil burada "görüşmek" anlamındadır ve dolayısıyla "continuous tense" lerde kullanılabilir (burada bir "gerund")... Başka bir deyişle, "I am seeing a doctor," cümlesi "Bir doktora gidiyorum, danışıyorum," demektir.

While providing both joint counseling and individual therapy sessions, Blair allegedly started a secret romantic relationship with Buetow's wife.

Uzun sözün kısası, Bay Blair biryandan "ortak danışmanlık" (joint = ortak, müşterek, birlikte) hizmeti veriyor iken bir yandan da "bireysel terapi" (individual therapy) veriyormuş ve "iddialara göre" (allegedly /æ-Lİ:-cidli/) Bayan Buetow ile gizli (secret) bir "duygusal ilişki" başlatmış...

Buetow and his 36-year-old wife, who have four children, were granted a divorce earlier this year.

to be granted a divorce = boşanmalarına mahkemece karar verilmek...

4th May 2006

This week's stories are from http://www.ananova.com/

[All passages are subject to modification in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

PRINCE ADMITS TO LIKING DOGS -- FRIED

Prens Köpekleri Sevdiğini İtiraf Etti -- Kızartma Olarak

A Danish prince has upset animal rights campaigners by admitting he loves dogs - delicately sliced and lightly fried.

to upset (upset - upset) = üzmek, duygularını altüst etmek... animal rights = hayvan hakları... delicately sliced /DE-likitli-SLAYSD/ = ince dilimlenmiş... [delicate /DE-likit/ = narin, nazik...] lightly fried = hafif kızartılmış...

Prince Henrik of Denmark told Ud & Se magazine: “Dog meat tastes like rabbit. Like dried baby goat. Or perhaps - I know! - like veal. Like the veal of a baby suckling calf, only drier.”

like dried baby goat = kurutulmuş oğlak eti gibi... Or perhaps -- I know! -- like veal. = "Yada belki -- Hah, biliyorum, tamam! -- dana eti gibi"... the veal of a baby suckling calf  = emziren bir dananın eti... only drier = yalnızca biraz daha "dry"... (Prens hazretlerinin "dry" ile ne kastettiğini tam anlayamadım.)

I have a feeling that the reader will join me in my humble judgment that the illustrious Prince must have gone a little weak in the head...

Okuyucularımız, Prens hazretlerinin akıldan yana  hayli malül olduğu yolundaki naçiz görüşüme sanırım katılacaklardır...

The 72-year-old Prince, the husband of Queen Margrethe, is the honorary president of the Danish Dachshund Club, reports the Times.

Breh... Breh... "Dachshund Sevenler Derneği Şeref Başkanı"... (Herhalde "sosis" görüyordur onları...)

He developed an appetite for dog-bone stew and other canine delicacies at an early age. He grew up in Vietnam, where roast dog remains a speciality.

appetite /Æ-pitayt/ = iştah... stew = kaynatma yemek (türlü yahut güveç usulü)... canine /-nayn/ = "köpeksel" -- "köpekgillere ilişkin... delicacy /DE-likısi/ = lezzeti ile ün salmış özel yemek veya yiyecek maddesi... remains a speciality = "spesialite" olmakta devam ediyor...

The Prince is rarely seen without his dachshunds. He has said that he would like to be reborn as a dachshund in the Danish Court. And he has advised parents “to bring up children like dogs”.

MEALİ: Prens hazretleri yanında dachshund'ları olmadan görüldüğü pek endermiş... Dünyaya bir daha gelecek olursa, Danimarka sarayında bir dachshund olarak gelmek istermiş... Danimarkalı ebeveynlere, "çocuklarını köpekler gibi yetiştirmeleri" öğüdünde bulunmuş...

Danes recall a tabloid-fuelled drama in the 1990s, when one of the royal dachshunds disappeared.

Danes recall ......... = Danimarkalılar 1990'larda boyalı basının gaz verdiği bir dramı hatırlıyorlar... when one of the royal dachshunds disappeared = ki o zaman kraliyet dachshundlarından birisi kaybolmuştu...

“In the light of the Prince Consort’s confessions, perhaps we should reopen the case of the disappearing dachshund,” Mats Jørgensen, an architect and cat owner, said.

ÇEVİRİSİ: Evinde kedi besleyen bir mimar olan Mats Jørgensen şöyle diyor: "Kraliçenin eşinin itirafları ışığında, belki de kaybolan dachshund davasını (olayını) yeniden açmamız gerekiyor." prince consort = kraliçe eşi ("refiği")...

3rd May 2006

Dostlar, Danimarka'ya seyahat filan planlayan varsa, vazgeçsin derim; pek tekin adamlara benzemiyorlar walla...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

SWISS TO EXTEND MOUNTAIN

İsviçreliler Dağı Uzatacak

The Little Matterhorn in the Swiss Alps is about to get bigger after officials announced plans to build an 'extension'. The 3,883 metre high Klein Matterhorn is overshadowed by its bigger brother which, at 4,478 metres, is the seventh highest mountain in the Alps.

to be about + mastar (infinitive) = ------mek üzere olmak... to be overshadowed by = tarafından "gölgede bırakılmak" (genellikle mecazi)...

But officials from the local tourism board in Zermatt say that is about to change and they are going to add 120 metres to the mountain in the form of a glass pyramid.

That is about to change = Bu (durum) pek yakında değişecek

Spokeswoman Eva Flatau said: "We're going to build a pyramid on top of the Klein Matterhorn so that it reaches over 4,000 metres. This will give it more prestige among mountain climbers and will increase the number of tourists."

The pyramid will include viewing platforms, a restaurant and even a few rooms where visitors can stay overnight.

viewing platforms = seyir (seyran) platformları... to stay overnight = gece kalmak, geceyi orada geçirmek...

28th April 2006...

 
 
 

 

   Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da

   öneriniz, iletiniz, gönderiniz...

 

   Teşekkürler, Sayın Üyeler...

 

 

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com

 

       

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA     TESTLER     OKUMA   EĞLENCE

ALMANAK   KAYNAKLAR   FIKRA    KONUŞMA

KARİKATÜR   İSTER İNAN   BİLMECE   DERGİ

 

 

   Onu daha önceleri tanımamış olduğunuz için

   çok, çok, çok üzüleceksiniz:

 

ESSENTIAL  ENGLISH

FOR  TURKS

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ