Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Turkland "Schools & Education" GROUPS

"A UNIQUE & INIMITABLE SUCCESS !!"

TRAGI-COMIC & CURIOUS

NEWS FROM AROUND THE WORLD

"REALITY SHOW"

TC&CN Series # 003

May 29, 2006

 
 
 

 BELIEVE IT OR NOT !!

MAN DONATES KIDNEY TO HIS RESCUER

Böbreğini Kurtarıcısına Bağışladı

[Bosna'lı Remzi ve Ahmet'ten Bir İnsanlık Dersi]

to donate = bağışlamak, bağış yapmak (para, organ, vs)... donation = bağışlama... donor /DOU-nı/ = bağışlayan, "donör"; e.g. "blood donor" /BLAD-DOU-nı/... 1. "Affetmek" (to forgive) anlamında kullanılmaz... 2. Birisinin hayatını bağışlamak" = "to spare his/her life" -- "The jury spared his life." -- "Spared him his life" olanaklı; "spared her her life" pek işitilmez... ["Spare me my life... Oh, God, spare us our sanity." (Tanrım, Sen aklımızı koru.") şeklindeki yakarışlardan]

 to rescue /RES-kyu/ = kurtarmak... (="zor durumda imdadına yetişmek" -- "rescue [smb, the firm, the house] from a fire / attackers / a desert island / bankruptcy (=iflas)" gibi... [Hatta, "rescue (the economy, the country) from Tayyip Erdoğan & his party / Deniz Baykal & his ill-advised policies..." gibi... ill-advised = yanlış yönlendirilen, akılcı olmayan]

A man plucked from a raging torrent 20 years ago by a stranger has repaid the favour by donating a kidney to his rescuer.

plucked = "who was plucked" sıfat cümleciğinden kısaltma... "Çekip koparmak" anlamına gelen bu fiilin buradaki grafik (=kafamızda görüntü oluşturan) nüansına dikkat ediniz... "raging torrent" = "öfkeli akıntı"... ("Rage" = "büyük öfke" kavramından oluşturulan "öfke ve gürültüyle hızla akan su" nüansını not ediniz... to repay a favour = bir iyiliği ödemek... [Aşağıda ayrıca "to pay (smb) back" deyimi geçecek.]

favour: "Will you do me a favour?" = "Bana bir lütufta bulunur musun? Bana bir iyilik yapar mısın?" -- Teşekkür bâbında: "I wish I could repay you in kind. = Keşke ben de size aynı şekşilde bir karşılık verebilsem... [Ancak, suya atlayıp birisini kurtarmak, "favour / lütuf-iyilik" kavramından çok öte bir özveri.].

Remzo Pivic, from the Bosnian town of Bosanski Brod, almost drowned when he fell into the icy water of the River Bosna two decades ago.

almost drowned = neredeyse boğuluyordu... decade /DE-keyd/ = onyıl...

He was saved when passerby Ahmet Adulovic jumped in and pulled his lifeless body to safety.

passerby = oradan geçmekte olan kişi... [bystander = durup olayı seyreden kişi]... lifeless = Burada "cansız" değil, "hareketsiz, yaşam belirtisi göstermeyen" anlamında... pull to safety = güvenli bir yere çekmek...

The pair stayed in contact despite the fact that rescuer Adulovic emigrated to Canada, and when Pivic heard he was having kidney troubles he offered one of his own.

the pair = Dikkat ederseniz, Türkçe'deki özel anlamından dolayı "çift" sözcüğü ile çeviremeyiz... "Bu iki kişi" gibi bir karşılık kullanmak gerekir... to stay in contact = teması sürdürmek, arada haberleşmek... to emigrate = göçmen olarak gidip yerleşmek...

Bir ülkeden çıkanlar için "to emigrate" /E-mig-REYT/... Oysa, ülkeye gelenler için "to immigrate" /İM-ig-REYT/... Bu nedenle, ülkeye yerleşen "göçmenler" = immigrant(s) /İM-igrınt(s)/... [Kuşlar için ise kullanılan fiil: "to migrate"  /MAYG-REYT/... "migrating birds" = göçebe kuşlar.]

When doctors confirmed they were compatible, he flew to Ottawa to donate the organ.

compatible  /kım--tıbl/ = uyuşabilir, birarada geçinebilir... incompatible /İN-kım--tıbl/ = uyumsuz, birbirleriyle uyuşamaz... ÖRNEK: "marital incompatibility" = (evlilikte) "şiddetli geçimsizlik"... /-ritılinkımpı--liti/

He said: "I've finally been able to pay him back for saving my life 20 years ago."

Adulovic, who is recovering well after the operation, said: "Remzo has a wife and kids, so I did not want to do it, but I got sicker, and he insisted, so I finally agreed. Now we are blood brothers."

to recover /ri-KAV-ı/ = iyileşmek... (Bu fiilin değişik anlamlarını sözlüğünüzden bulunuz ve örnekleyiniz. Örneğin, "to recover the stolen goods" ne demektir?)...

25th May 2006

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

MUM WORRIED ABOUT LOVE LIFE OF DAUGHTER, 68

68 Yaşındaki Kızının Aşk Hayatı Hk. Annesi Tedirgin

Social workers called out by a worried mum to speak to her daughter about her loose morals were shocked to find out their ages.

social worker = sosyal çalışmacı, sosyal çalışma uzmanı... to be called out = Burada "out" ilgecinin eklediği "olay mahalline çağırılmak" nüansına dikkat ediniz... Yabancılar (yani, bizler) için, bu tür ilgeç kullanım özelliklerini kendi kullanım becerilerimize katmak  İngilizce'nin en çetin yönlerinden birisi... mum veya mom /MAM/ veya /M@M/ = anne...

"Mommy" veya "mummy" de olanaklı; ancak bu ikincisinin aynı zamanda "mumya" anlamına geldiğini konusunda dikkatli olunuz... to be shocked to find out = öğrenince şok geçirmek (çok şaşırmak)... their ages = "yaşları"... Aynı yaşta olsalardı, "their age" diyecektik...

They had to tell the 92-year-old German mother that her 68-year-old daughter's love life was none of their business.

had to tell = söylemek (=belirtmek, anlatmak) zorunda kaldılar... was none of their business = onları ilgilendirmeyen, sorumluluk alanları dışında kalan bir konuydu...

Adelheid Schmidt called the youth department of social services in Hildesheim, Lower Saxony, to complain about her daughter Tina's "uncontrollable, immoral and loose behaviour with men".

youth department of social services = sosyal hizmetler kuruluşunun gençlik/gençler dairesi/bölümü... Lower Saxony = Aşağı Saksonya... (Tersi: Upper Saxony)... immoral /İ(M)-MO:-rıl/ ahlaksız, ahlaka sığmaz, günahkar... loose behaviour = hafif meşrep davranışlar... [loose /LU:S/ = "gevşek" kavramından.] [Bu sözcüğü "to lose" /LU:Z/ = "kaybetmek, yitirmek" fiili ile karıştırmayınız.]

Mrs Schmidt made the call after she found out that Tina had a boyfriend.

to make a call = telefon etmek, çağrıda bulunmak...

But the social workers told her they could not help her as her "child" was 50 years past the age limit where social services can get involved.

as = (because, since) çünkü; ----- olduğ'u için... her "child" was ......... etc. = "çocuğu" sosyal hizmetlerin işe karışabileceği yaş sınırını 50 yıl aşmış olduğu için (=gerekçesiyle, dolayısıyla)...

25th May 2006

 

This week's stories are from http://www.ananova.com/... All passages are subject to modification in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.]

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

GAY STORKS MAKE GOOD PARENTS

Homoseksüel Leylekler İyi Birer Ebeveyn Oluyorlar

NOT: "Gay" sözcüğü ile dikkatli olmalısınız. 30-40 yıl öncesine değin, "neş'eli, şen" anlamına yaygın kullanılan bir sıfat iken, günümüzde "homoseksüel" kavramı tamamen önplana çıkmış bulunuyor. Öyle ki, "a very gay party" şeklindeki bir kullanım bile "tamamen geylerin biraraya geldiği bir eğlence" olarak anlaşılacaktır... Kıssadan hisse: Tarihsel metinlerde sözü geçen neş'eli şen herkesin homoseksüel olduğunu düşünmek nasıl yanlış olursa; günümüzde her homoseksüelin herdaim neş'eli şen olduğunu sanmak da herhalde yanlış olur...

Four gay storks have proved they are as capable of raising a family as their heterosexual counterparts.

to raise a family = çoluk çocuk büyütüp yetiştirmek... counterpart = "karşıt eşdeğeri" (=karşı tarafta aynı konum ve durumda olan kişi)

Staff at the zoo in Overloon, near Eindhoven, were unsure if the gay and lesbian storks would still have the same natural urge to raise offspring.

staff   /STA:F/ = personel, çalışanlar...  "stuff" /STAF/ sözcüğü ile karıştırmayınız: (Biri uzun, diğeri, kısa okunuyor: "âlem" ve "alem" gibi.)) Their staff were always stuffing themselves with all sorts of fattening stuff. = Personelleri durmadan hertürlü şişmanlatıcı şeyi tıkınıp duruyorlardı... natural urge   /Ö:C/ = doğal dürtü... offspring  = soyundan çocuklar, soyundan gelenler... to raise offspring   = (aile kurup) çoluk çocuk büyütmek ve yetiştirmek...

But after giving one egg to a pair of gay males to sit on, and another two eggs to a pair of lesbian storks, they say the gay storks took to parenthood straight away.

a pair of gay males = Şu iki noktaya dikkat ediniz: 1. "Gay" sözcüğü ile İngilizce'de (+) veya (-) ayrımı yapılmamaktadır. Yani, "gay" sözcüğü hassaten "i..e" anlamı taşımaz... 2. "Gay female" tanımlaması (= lesbian) giderek yaygınlık kazanmaktadır... [DİKKAT, sözcüğün doğru okunuşu  /LEZ-bi(y)ın/.]

Zoo spokeswoman Esther Jansen said all three chicks had hatched successfully: "The gay storks look after the eggs and the chicks just as well as our heterosexual birds."

to hatch = yumurtadan çıkmak...

25th May 2006

NOT: "Yahu, leyleğin de nonoşu / sevicisi olur muymuş?" diye sual eyliyorsanız, walla ben ornitolog'ların (ornithologist /O-ni-THO-lıcist/ = kuşbilimci) yalancısıyım...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

RADIO DJ SACKED FOR SEXY OUTFITS

Radyo Müzik Sunucusu Açıksaçık Kıyafetleri Yüzünden

İşten çıkartıldı

"Kapalı" giyim "seksi" olabilir mi? Şüpheniz mi var?... Plajda gözünüz mayolulara mı kayıyor, yoksa ıslak vücuda yapışmış entarilere mi?... Dolayısıyla burada "açıksaçık" sözcüğü ile çevirdim... İngilizce'de ise "sexy" nitelemesi gerekli ve yerinde; çünkü onların düşünce dünyasında "açık giyinme" ile seks arasında birebir bir bağlantı kurulmuyor.

A female radio presenter has been sacked - for dressing too sexily on air.

to be sacked = işten atılmak... (=to be fired)... on air = yayında, yayın sırasında, yayında iken...  to be on air = yayında olmak... (Tersi: to be off air)

The 25-year-old DJ, known as Lady Ray, is now taking Radio Bremen to an industrial tribunal.

industrial tribunal = işçi/işveren ilişkileri için hakem kurulu veya uzlaştırma mahkemesi. (Not: Yasal veya idari terimi bilmediğim için kavram çevirisi yaptım.)

She said: "My boss told me that my skirts were too short and my tops too low.

"But I don't understand it, it's not as if any of the listeners can see me and my breasts don't speak into the microphone."

She is claiming damages for unfair dismissal.

it's not as if ......... = "sanki ........ gibi değil ki"... to claim damages = tazminat istemek... unfair dismissal = haksız yere işten çıkarılma...

26th May 2006

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

PREGNANT WEATHER GIRL PROMPT COMPLAINTS

Hava Durumu Sunucusunun Hamile Olması

Şikayetlere Neden Oluyor

Television viewers in Switzerland are campaigning for a heavily pregnant weather girl to step down. Dozens of viewers have written to the Tele-Zueri station to complain about blonde forecaster Jeannette Eggenschwiler.

"heavily pregnant" = "karnı burnunda"... to step down = "görevi bırakmak" anlamında (ki bu anlamdaki mecazi kullanımı çok yaygındır -- Örneğin, Aziz Yıldırım "step down" yapıyormuş gibi yaptı; ama şimdi "take his step back" yapacağa benziyor... Bu sayımızın ilk paragrafında "iltifatta" bulunduğumuz Sayın Deniz Baykal'ın ise "step down" yapması (önceki tecrübeyle sabit) hayal ötesi birşey...

have written = Present Perfect Tense kullanılması bize neler söylüyor? 1. Kız hala bu işte çalışıyor. 2. Şikayetler devam ediyor. weather forecast = hava tahmini... (Burada, sunucu için "forecaster" sözcüğü kullanılması gazete diline özgü kestirmeden anlatım.)

But Ms Eggenschwiler, from Zurich, says despite being eight months pregnant she enjoys her work and is not ready to take maternity leave.

maternity leave = "doğum izni"... ("maternity" sözcüğü, 1. annelik (akrabalık terimi); 2. anne gibi olma (davranış tanımı); 3. gebelik olgusu (tıbbi terim) gibi anlamlar taşır. maternity hospital = doğumevi...

"They seem to find watching a pregnant woman on TV embarrassing, and some have even attacked me personally calling me 'perverse'," she said. "Being pregnant is one of the most natural things in the world and I'm not going to hide it. I'll go off air when I'm ready."

embarrassing = "utandırıcı... mahçubiyete neden olan... zor duruma düşüren... rahatsızlık verici" gibi tanımlamalarla çevrilen bu kavramın dilimizde karşılanması gerçekten zor...  perverse /pö-VÖ:S/ = 1. sapık; 2. sırf inat olsun diye ters giden... Burada birinci anlam kastediliyor ve bir "(sexual) perversity"  /pö-VÖ:-siti/  olarak değerlendiriliyor.  pervert, perverted (isim, sıfat) /-vö:t/ , /pö-VÖ:-tid/ sözcükleri de genelde cinsel bağlamda değerlendirilir...

26th May 2006

İmdi... Hava durumu sunucu çıtıpıtı hanımlara ilişkin fikrimi soracak olursanız, 12-13 yıl önce Hülya Hn'ı temaşa edeli-beri bende akıl fikir mi kalmış m'ola?...

 
 
 

 

   Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da

   öneriniz, iletiniz, gönderiniz...

 

   Teşekkürler, Sayın Üyeler...

 

 

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com

 

       

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA     TESTLER     OKUMA   EĞLENCE

ALMANAK   KAYNAKLAR   FIKRA    KONUŞMA

KARİKATÜR   İSTER İNAN   BİLMECE   DERGİ

 

 

   Onu daha önceleri tanımamış olduğunuz için

   çok, çok, çok üzüleceksiniz:

 

ESSENTIAL  ENGLISH

FOR  TURKS

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ