Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Turkland "Schools & Education" GROUPS

"A UNIQUE & INIMITABLE SUCCESS !!"

TRAGI-COMIC & CURIOUS

NEWS FROM AROUND THE WORLD

"REALITY SHOW"

TC&CN Series # 007

June 28, 2006

 
 
 

 BELIEVE IT OR NOT

"İster İnan İster İnanma"

Daha doğrusu, "İnanmakta belki güçlük çekeceksiniz, amma..."

 

This week's stories are from  NEWS OF THE WEIRD  -- Gariplikler / Tuhaflıklar / Acaiplikler Dünyasından Haberler...

All passages are subject to modification in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.

 
 
 

THE JUDGE WAS UNIMPRESSED

Yargıç Kaale Almadı, Kulak Asmadı

 
 

Michelle Srun, 34, testifying for leniency for her accused-rapist husband in a Montgomery County, Md., court in March, said she must be partly responsible for his attacks on several underage girls, in that she belittled and abused him for years with her overbearing personality and had multiple affairs during their marriage (six simultaneously during one stretch). (Unimpressed, the judge gave Mr. Pov Srun 27 years.)

[Washington Post, 3-16-06]

 

"Unimpressed": "To impress" fiilinin "karşısındakini etkilemek ve (olumlu) bir izlenim bırakmak" şeklindeki anlamını düşününüz... Dolayısıyla, sözcüğümüz burada "yargıç üzerinde herhangi bir etki yapmadı" anlamı taşıyor.

Son (parantez öncesi) cümlenin anlamı: Bayan Srun, evlilikleri süresince herdaim dışarda "çoklu ilişkileri" olduğunu ve bir keresinde belli bir süre boyunca (during one stretch = stretch of time) altı ilişkiyi birlikte sürdürdüğünü söylemiş. Boşuna her "büyük" adamın arkasında bir kadın vardır, dememişler...

 
 
 

to testify = 1. mahkemede yemin altında konuşmak veya tanıklık etmek; ["defendant, plaintiff, witness" (davalı, davacı, tanık) her üçü için de geçerli bir sözcük] 2. Göstermek, kanıtı olmak, belli etmek: Örnek: His unpredictable behaviour in public testifies to his utter unsuitability for this post. / Başkalarının yanındaki önceden kestirilemeyecek davranışları bu görev için tam anlamıyla uygunsuz olduğuna tanıklık ediyor...

leniency /Lİ:-niınsi/ = hoşgörülü ve bağışlayıcı tutum ve yaklaşım; şımartıcı tutum (genellikle olumlu bir özellik olarak görülmez)... lenient /Lİ:-niınt/ = aşırı hoşgörülü... Örnek: As a father, he was too lenient with his children. / Bir baba olarak, çocuklarına karşı aşırı hoşgörülüydü. (= Bu derece olmamalıydı.)

rapist /REY-pist/ = "to rape" fiilinden... İsim hali: rape = ırza tecavüz... EN ÜNLÜ ÖRNEK: Joshkun the Rapist = "Tecavüzcü Coşkun"!!

partly responsible = kısmen sorumlu...

underage /AN--REYC/ = Reşit yaş altı...

to belittle = hakir görmek, küçümseyerek alaya almak... ["to abuse" burada "kötü muamele etmek"]

overbearing = otoriter, buyurgan tavırlı (ve çoğu zaman küçümseyici)... Buradaki "otoriter ve bastırıcı" anlamı, olumsuz ve tatsız bir kişilik özelliğine işaret ediyor. Oysa "baskın kişilik" (dominant personality) çok farklı bir kavramdır.

 
 
 
 

LEAST COMPETENT PEOPLE

En Beceriksiz İnsanlar

 
 

A familiar definition of "insanity" (attributed to Albert Einstein) is doing the same thing repeatedly but expecting different results. Donald E. Neff, 38, of Pleasant Township, Ohio, launched his 27-foot boat in the Portage River to access Lake Erie on Nov. 12, but it ran aground, and Neff required a Coast Guard rescue. Despite warnings to wait for higher tide, Neff got another boat the next day and set out again. He of course ran the second boat aground and had to be re-rescued. Two days later, he persuaded a friend to take him out, but naturally the friend's boat ran aground, requiring the Coast Guard once again. Officials were contemplating as many as seven criminal charges against Neff.

[Columbus Dispatch, 1-26-06]

Şu sözcüklere dikkat ediniz ve durduk yerde başınıza iş açmayınız:

competent /K@M-pıtınt/ = becerikli, kompetan, işin ehli.

incompetent /in-K@M-pıtınt/ = beceriksiz, işe uygun değil (kişi).

potent /POU-tınt/ = güclü. (Örnek: a potent poison = güclü zehir)

impotent /İM-pıtınt/ = cinsel gücü olmayan, iktidarsız. (Dikkat: Vurgu ilk hecededir; "imPOUtınt" şeklkinde yanlış okumayınız.)

Örnek: Mevcut iktidara, "incompetent" demeniz siyasi eleştiriye girer, mübahtır. Üyelerine "impotent" demeniz ise cinsel hakarete girer ve dava konusu olur. (Hem de büyük haksızlık olur; Gazetelerin yazdığına göre, birçok milletvekilinin ikişer üçer karısı ve beşer altışar çocukları varmış.)

 
 
 

DİKKAT: "Sanity" (=aklı başında, mantığı sağlıklı ve yerinde olma) ve "insanity" (=delilik, fıttırıklık) sözcüklerinin "sanitation" (=sanitasyon, hijyen) sözcüğü ile herhangi bir ilişkisi yoktur. Telaffuzlar:

sane /SEYN/     --      insane /in-SEYN/

sanity /-niti/  --   insanity /in--niti/

to launch /LONÇ/ veya /L@NÇ/ = 1. Denizcilik terimi olarak, "suya indirmek" demektir.... 2. Füze ve uzay araçları için "fırlatma", "rampadan fırlatma" anlamında kullanılır... 3. Genel olarak, "başlamak/başlatmak" veya "piyasaya vermek" gibi anlamlarda sık kullanılır. Örnekler: He launched into a long speech... The government is going to launch a literacy campaign next year. (Hükumet önümüzdeki yıl bir okuma yazma kampanyası başlatacak.)...  The company is going to launch a new promotion campaign next September...

to run aground = karaya oturmak... ("a--" önekine duyarlı olunuz: Sürüsepet zarflar: "asleep" uykuya; "aside" kenara; "ashore" kıyıya; "afresh" yeniden, tekrar... Sürüsepet sıfatlar: "asleep" uykuda; "ablaze" alevler içinde; "abloom" bol çiçek açmış; "afraid" korku içinde...)

Coast Guard /KOUST-GA:D = sahil koruma...

rescue /RES-kyu/  = kurtarma...

high tide = suların yükselmesi (=med)... low tide = suların alçalması (=cezir)...

to set out = yola çıkmak, başlamak...

persuaded a friend to take him out = kendisini götürmesi için bir arkadaşını ikna etti...

to contemplate = konu üzerinde düşünüp taşınmak, kafasında evirip çevirmek... in deep contemplation = derin düşüncelere dalmış...

criminal charge = suç isnadı, suçlama...

 
 
 
 

PREPARATORY WAR GAMES

Harekata Hazırlık Tatbikatları

 
 

At Fort Polk, La., the Pentagon has created elaborate, Hollywood-like sets of buildings and homes but representing village scenes in Iraq and Afghanistan under realistic conditions of war, to train soldiers preparing for deployment. Among the fine details (according to a January Harper's magazine report): hiring amputees and using fake blood to simulate horrific injuries; piping in the scent of vomit and other emblems of battlefield chaos; bringing in U.S.-residing Iraqi natives to interrogate soldiers in Arabic; and conducting press briefings before hostile reporters.

[Harper's, January 2006]

elaborate /i-LÆ-bırit/ = titiz ve ayrıntılı, büyük dikkat ve emek (=labour) ürünü... ÖRNEK: They made elaborate plans to get rid of the former personnel... He proposed an elaborate program of festivities to mark the occasion... It was an elaborately planned operation... All these villas have in them elaborately built saunas...

to train = eğitmek... ("to educate" kavramından farkı, teorinin arka plana çekilerek, insanları belli bir işi yapmak üzere "teknik" düzeyde eğitmek kavramının önplana çıkarılmış olmasıdır. (Bununla birlikte, "training" ve "education" kavramları kimi alanlarda belli ölçüde örtüşebilir.)

 
 
 

deployment = "konuşlandırma / konuşlandırılma"; görev yerlerine gönderilme veya yerleştirilme...

fine details = ince ayrıntılar...

to hire = iş için adam tutmak...

amputee /ÆM-pyu-Tİ:/ = herhangi bir uzvu (genellikle kol / bacak) kesilmiş (tıbben ampute edilmiş) kişi...

fake = sahte, taklit...

to simulate = benzerini oluşturmak... DİKKAT: "to stimulate" = uyarmak, heyecanlandırmak, sözcüğü ile karıştırmayınız.

horrific injuries = dehşet verici yaralanmalar...

piping in the scent of vomit = içeriye borularla kusmuk kokusu pompalayarak...

emblem = amblem, nişane, sembol...

U.S.-residing Iraqi natives = ABD'de ikamet eden Irak doğumlular...

to interrogate = sorgulamak...

hostile = düşmanca davranan (esasen de düşman olan)...

YORUMUM: Bu tip haberleri ABD'yi eleştirmek için yeni bir fırsat olarak düşünmek yerine, elalem askerlerini ne biçim eğitiyor, ders almak için bir fırsat olarak değerlendirmek çok daha akılcı olur.

 
 
 
 

 

   Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da

   öneriniz, iletiniz, gönderiniz...

 

   Teşekkürler, Sayın Üyeler...

 

 

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com

 

       

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA     TESTLER     OKUMA   EĞLENCE

ALMANAK   KAYNAKLAR   FIKRA    KONUŞMA

KARİKATÜR   İSTER İNAN   BİLMECE   DERGİ

 

 

   Onu daha önceleri tanımamış olduğunuz için

   çok, çok, çok üzüleceksiniz:

 

ESSENTIAL  ENGLISH

FOR  TURKS

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ