|
to emerge
= ortaya çıkmak... Buradaki "to emerge from
among...." = "aralarından sivrilip sıyrılmak"...
"To emerge" fiili çok önemli kavramlar içeriyor. Onu en iyi
"to submerge" ve "to disappear" kavramları ile
karşılaştırarak çözebilirsiniz: Deniz yüzeyini düşününüz. Su
üstüne çıkan (emerge) bir denizaltıyı ve suyun altına dalan
(submerge) bir denizaltıyı düşününüz... Gecenin sisli
karanlığından belirip çıkan (emerge)
bir karaltıyı / karanlıklara karışıp kaybolan (disappear) bir karaltıyı
düşününüz...
1.
isim hali:
emergence
= ortaya çıkma, "zuhur"...
"the emergence of
man" = insan türünün evrilerek ortaya çıkması...
2.
isim hali:
emergency
= acil durum...
intensity
= yarışmacıların şampiyonaya olan
yaklaşımlarındaki gergin ciddiyet ve yoğunlaşma
kastediliyor...
to rival
= rakip olmak... Burada "aşağı kalmamak" kavramı ile
çevrilmesi doğru olur...
trash-talk
=
En ünlü örneklerini Muhammed Ali Cassius Clay'in vermiş
olduğu, sporlarda rakibi sindirmek amacıyla başvurulan
övünme ve aşağılama konuşmaları... En büyük ustalar bunu
mizah da katarak gerçekleştirirler. Buradaki metinde
kullanılan deyim: to
trash-talk an opponent... ("Şiddetle eleştirmek ve
paylamak" anlamı dışında, bu sözcüğün "çöp, atık madde" ve
"değersiz sanat ürünü" gibi anlamları da vardır.)
"the
Mad Russian" = "Çılgın Rus"...
DİKKAT: Özakman'ın kitabını çevirmeyi düşünüyorsanız, yanlış
yorumlanabilecek nüanslarından dolayı "mad" veya "crazy"
sözcükleri uygun değildir; "audacious, daring, dauntless,
fearless, undaunted, valiant" grubundan bir sözcükle
çevrilmesi yerinde olur... Esasen, "Şu Çılgın Türkler"
deyimindeki güzelliğin İngilizce'de hiçbir şekilde
yakalanamayacağı kanısındayım.
"I
assure you (that) ..."
=
Sizi (size) temin ederim ki... Bana inanınız ki...
have to think 10
moves ahead
=
10 hamle ilerisini düşünmek zorunda olmak...
ahead
=
(zarf) ileriye doğru, "kafa istikametinde"...
|