Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Turkland "Schools & Education" GROUPS

"A UNIQUE & INIMITABLE SUCCESS !!"

TRAGI-COMIC & CURIOUS

NEWS FROM AROUND THE WORLD

"REALITY SHOW"

TC&CN Series # 010

July 31, 2006

 
 
 

 BELIEVE IT OR NOT

"İster İnan İster İnanma"

Daha doğrusu, "İnanmakta belki güçlük çekeceksiniz, amma..."

 

This week's stories are from  NEWS OF THE WEIRD  -- Gariplikler / Tuhaflıklar / Acaiplikler Dünyasından Haberler...

All passages are subject to modification in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.

 
 
 

WHAT GOES UP MUST COME DOWN

Her Çıkışın Bir İnişi Vardır...

 
 

Colin Watson, 63, one of Britain's most notorious illegal collectors of rare bird eggs (having been convicted six times and having had nearly his entire collection confiscated by the government), fell to his death from a tree he had climbed to check out a nest.

[The Guardian, 5-27-06]

 

Ana cümlecik fiil-öbeği: "fell to his death" =düşerek öldü...

Öznesi: Colin Watson...

"63": iki virgül arasına alınmış olan bu birim kısaltılmış bir sıfat- cümleciktir. Kısaltılmamış hali: "who was sixty-three" ("was" diyorum çünkü adam ölmüş bulunuyor)...

Yine iki virgül arasında: "one of ....... bird eggs" = bir başka sıfat-cümlecik... "Britanya'nın en kötü şöhretli yasadışı ender kuş yumurtası kolleksiyoncularından biri olan", 63 yaşındaki Colin Watson...

Unutmayınız: Bu şekilde kullanılan iki virgül, parantez anlamına gelir; ek bir bilgi verilmektedir.

(Parantez içindeki bölümün açıklaması için katşı sütunun başına bknz.

Konuşurken de bu tip ifadeler, ek bir açıklama olduklarını belli edecek şekilde, ses tonu değiştirilerek söylenir. Nasıl bir değişiklik yapılacağı ise takındığınız eda ve tavıra bağlıdır: Serzeniş tonu da olabilir, "ikimizin arasında saklı kalsın" tonu da... Hitabet gücünüzü Türkçe'deki benzer cümlelerle talim edebilirsiniz. Şunun gibi:

Selçuk Parsadan, ki kendisi yıllar önce başbakan Tansu Çiller'i telefonda yaptığı emekli paşa numarası ile dolandırması ile ünlenmişti, geçtiğimiz hafta hayatını kaybetti. (Hey gidi günler... Nerdeee şimdi o eski saf başbakanlar...)

 
 
 

Parantez içindeki bölüm: Bu da ek bir bilgi... "Neden açıklayan" bir zarf-cümlecikten "kısaltma"dır. Bu zarf-cümleciğin "kısaltılmamış" hali şu şekildedir: "as he had been convicted six times and had had nearly his entire collection... etc". ("As" in buradaki anlamı için, bir aşağıdaki haberin açıklamasında verdiğim açıklamaya bknz.)

Cümleciğin ikinci bölümünde geçen "had had ....... confiscated" yapısı "have sth done" şeklindeki ettirgen (causative) yapıya bir örnektir...

Şimdi dikkat buyurunuz: Eğer burada verdiğim kısa açıklamada geçen "kısaltılmış sıfat/zarf cümlecikler" veya "ettirgenlik" gibi konuları bilmiyorsanız (ne yazık ki, bir iki paragraf yada sayfaya sığdırılamaz konulardır) tezelden öğrenmeğe bakınız.

Bu çerçevede, Eğitim Setimi önermekte beis görmüyorum, çünkü bu tür konulara hakim olmadan bir yere varamazsınız: Her an her yerde karşınıza dikileceklerdir... Eğitim setimin ise üstünlüğü, açıklamaların Türkçe verilmiş olması ve bunların çeviri metinler değil kendi ders notlarım üstüne kurulmuş olmalarıdır.

notorious /NOU-TOU-riyıs/ = kötü şöhretli (hemencecik cinsel bağlama çekmeyiniz)... ("Famous" sözcüğünün karşıtanlamlısı değildir -- dikkat ediniz.)

notoriety /NOU-tı-RAİ-ti/ = kötü şöhret, kötü tanınmışlık...

DİKKAT... Yukardaki sözcükleri notary /NOU-tıri/ (ayrıca, "notary public") = "noter" sözcüğü ile karıştırmayınız...

ÖDEV: "infamous", "infamy" ne demektir? (Gelin, üşenmeyin, bu kadarcık ödevi yapıverin; kazançlı çıkacaksınız) -- DİKKAT: "Famous" grubu sözcüklerin karşıtanlamlıları için şu grup sözcüklere bknz. average, ordinary, anonymous, obscure, unknown, unnotable, unexceptional, common.

to be convicted (of) = (bir suçtan) mahkeme tarafından suçlu bulunmak (ve dolayısıyla hüküm giymek) ...

to confiscate = el koymak (resmi otorite tarafından, yasal olarak veya zorbalıkla)

to fall to one's death = (bir yükseklikten) düşerek ölmek...

to check out = Kontrol etmek, gözden geçirmek... "Out" ilgecini burada anlatıma hareket ve canlılık kazandıran bir "pekiştirici" olarak görünüz... Buradaki mastar kullanımı (çoğu zaman olduğu gibi) "amaç" belirtiyor: (İçinde yumurta var mı yok mu) "kontrol etmek için"...

 
 
 
 

LEAST COMPETENT PEOPLE

En Beceriksizler !!

 
 

A 25-year-old American from Boston, in Hanover, Germany, for World Cup matches, was forced to report to police that he had no idea which hotel he had checked into or where it was. According to a Reuters report, the man, reportedly sober, remembered being driven past a park and a Mercedes dealership, but since there are several of those in Hanover, a squad car had to drive him around for four hours until he finally recognized the building.

[Reuters, 6-23-06]

 

Başlıkta kullandığım yapıyı not ediniz: "The least competent"... Yani, "en az becerikli"... Yani "en beceriksiz"...

Bir kimseye, "You must possibly be one of the least appreciated people on all the earth." dersem, iltifat etmiş olurum... Bir kimseye, "You must possibly be one of the least employable people on all the earth." dersem, haklı veya haksız, hakaret etmiş olurum... Birincisi, "en az takdir görmüş"; ikincisi "işe alınabilecek son adam" anlamındadır. Cümleleri irdeleyiniz.

 
 
 

was forced to report to police = polise bildirmek (=başvurmak) zorunda kaldı...

reportedly sober = "bildirildiğine göre" ayık; ayık olduğu bildirilen...

since = "neden" bildiren zarf-cümleciklerde kullanılan bir bağlaç...

DİKKAT: Unutmayınız: Bu tür cümleciklerde bağlaç olarak, because = since = as (ve, biraz farklı olarak, = for) kullanılabilir. "For" ile başlayan cümlecik ilk pozisyonda yer alamaz, ve ana cümlecikten virgülle ayrılmak zorundadır.)

Because (=since, as) it was obvious the meeting was going to be postponed, we decided to leave and go home.

We decided to leave and go home because (=since, as) it was obvious the meeting was going to be postponed.

We decided to leave and go home, for it was obvious the meeting was going to be postponed.

since there are several of those in Hanover = Hanover'de bunlardan çok sayıda bulunduğu için / yüzünden / ötürü /hasebiyle, sebebiyle / nedeniyle...

a squad car had to drive him around for four hours = bir ekip otosu kendisini dört saat çevrede dolaştırmak zorunda kaldı...

 
 
 
 

 

   Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da

   öneriniz, iletiniz, gönderiniz...

 

   Teşekkürler, Sayın Üyeler...

 

 

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com

 

       

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA     TESTLER     OKUMA   EĞLENCE

ALMANAK   KAYNAKLAR   FIKRA    KONUŞMA

KARİKATÜR   İSTER İNAN   BİLMECE   DERGİ

 

 

   Onu daha önceleri tanımamış olduğunuz için

   çok, çok, çok üzüleceksiniz:

 

ESSENTIAL  ENGLISH

FOR  TURKS

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ