Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Turkland "Schools & Education" GROUPS

"A UNIQUE & INIMITABLE SUCCESS !!"

TRAGI-COMIC & CURIOUS

NEWS FROM AROUND THE WORLD

"REALITY SHOW"

TC&CN Series # 011

August 8, 2006

 
 
 

 BELIEVE IT OR NOT

"İster İnan İster İnanma"

Daha doğrusu, "İnanmakta belki güçlük çekeceksiniz, amma..."

 

This week's stories are from  NEWS OF THE WEIRD  -- Gariplikler / Tuhaflıklar / Acaiplikler Dünyasından Haberler...

All passages are subject to modification in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.

 
 
 

A SENATOR WITH A BAD TEMPER

Öfkeli Tabiatlı Bir Senatör

 
 

New York state Sen. Ada Smith, known to some as the "Wild Woman of Albany" for her temper, pleaded not guilty for yet another alleged incident. She was being accused of assaulting a staff member with hot coffee after a comment about Smith's weight. It is rumoured that more than 200 of her staff members over the years have either quit or been fired. One of these was a woman employee who complained that Smith had thrown a cell phone at her. Sen. Smith has denied virtually every one of these accusations.

[New York Daily News, 7-21-06]

 

"Advanced" düzey okurlarımız için:

temper = Sözlük anlamıyla "tabiat, ruh hali" anlamındaki bu sözcük, kullanımda genellikle "bad temper" (öfkeli ruh hali veya genel huy) şeklinde anlaşılır... Oysa, "iyi huyluluk; veya, keyfi yerinde / havasında olmak" anlamında herzaman için "to be in a good temper" (= to be in a good mood) deyimi kullanılır...

Peki, şu deyimi açıklayabilir misiniz? "to temper paint with water"... [Cevap: boyayı sulandırmak. Peki ama neden?]

DİKKAT: "to tamper with" ile karıştırmayınız.

"temperament", "temperamental", "temperate" sözcüklerinin anlamına baknz.

 
 
 

to plead guilty / to plead not guilty = mahkeme heyeti önünde suçlu olduğunu kabul ettiğini / etmediğini beyan etmek...

yet another = DİKKAT... DİKKAT... Deyimi bilmeyen bir kimse için görmesi / çözmesi olanaksız bir deyimdir... Herzaman için. "bir başka daha" anlamı taşır...

allegedly = iddia edildiğine göre...

incident = olay... Türkçe istatistik terimlerinde (özellikle tıpta) kullanılan "insidans" sözcüğü, "incidence" (= vuku bulma) kavramından genişletilerek yapılan "vuku bulma sıklığı" kavramını ifade ediyor... co-incidence = rastlantı, tesadüf... "birden fazla olayın aynı zamanda gerçekleşmesi" kavramından...

assault = sözel veya fiili saldırı... Genelde "fiziki" anlamda olup, spesifik olarak "sözel" saldırı için "verbal assault" deyimini kullanırız...

staff member = personelden bir kimse...

cited by = tarafından alıntı yapıldığına (=bidirildiğine / rapor edildiğine) göre...

over the years = yıllardır, yıllar boyunca, kaç yıldan beridir...

to quit = bırakmak, terketmek...

to be fired = işten atılmak, kovulmak...

employee = çalışan... employer = işveren, patron...

to deny /di-NAY/ = inkar etmek, reddetmek... İsim hali: denial /di-NAYL/ = inkar; red, istediğini vermeme...

virtually /VÖ-çuıli/ = hemen hemen, neredeyse... (= almost, nearly)... Örnek: "almost / nearly / virtually everyone in this room" = Bu odadaki hemen / neredeyse herkes...

 
 
 
 

LEAST COMPETENT CRIMINALS

En Beceriksiz Suç İşleyenler

 
 

Some people are just not cut out for a life of crime. Recently, one Lawrence C. Lawson, 60, was charged with robbing a bank in Troy, Mich. That was an easy catch for the police because, as he emerged from the bank with his loot, he spotted a passing police car and promptly fainted.

[Oakland (Mich.) Press, 7-15-06]

to be cut out for = ...... için biçilmiş kaftan olmak; bu iş için "yaratılmış olmak" / tam uygun olmak...

 
 
 

one Lawrence C. Lawson = Lawrence C. Lawson adında biri...

to be charged with = ... ile suçlanmak; bu suçtan mahkemeye verimek...

to emerge = Bu fiili daha iki sayı önce uzun uzun açıkladık...

loot = "ganimet"...

to spot = görmek; gözüne çarpmak;görüp farketmek... (Zor bir fiil; kök anlamıyla, görülmesi zorcana olan bir şeyi belli bir mesafeden farkedip belirlemek veya tesadüfen görmek... Yapılacak en iyi şey, bu fiili gördüğünüz yerde anlamını irdeleyerek, o anlamını da, cümleyle birlikte kaydetmek.)

promptly fainted = anında düşüp bayıldı...

 
 
 
 

YOU JUST CAN'T WIN

Ne yapsanız Boş...

 
 

Texas farmers about 75 miles from the Mexican border near Falfurrias have taken to installing ladders on their property to allow illegal aliens to climb over their fences in the course of trespassing. All they wanted was to persuade these people to stop making holes in the fences, which the farmers' cattle also used to escape. According to reports, however the ladders aren't used very much; apparently the illegals assume there must be some catch to it all.

[Boston Herald-AP, 6-17-06]

 

 

farmers about 75 miles ... etc = "farmers who live / are situated about 75 miles ... vs" gibi bir sıfat-cümlecikten kısaltma... "Meksika sınırına yaklaşık 75 mil mesafede çiftliği bulunan Texaslı çiftçiler" anlamında...

to take to + Ving = ...... yapmaya başlamak... Benimseyerek / isteyerek ve severek yapmaya başlamak...

to install = kurmak / tesis etmek / yerleştirmek...

ladder/LÆ-dı/ = (bahçe merdiveni tipi) merdiven... Binalardaki merdivenler ise "stairs" başlığı altında tamamen farklı bir çıkış/iniş düzeneği olarak algılanıyor...

 
 
 

property = mülk...

to allow = izin vermek... Burada "sağlamak" anlamında...

illegal aliens = "ülkeye kaçak giren yabancılar" anlamında...

to climb over = tırmanarak üzerinden geçmek...

fence = çit; bahçe, tarla veya herhangi bir obje veya yapı çevresinde oluşturulan, geçişi engelleyici düzenleme... Bitkisel çitlere ek olarak, tahta duvar, telörgü, demir parmaklık hatta hendek gibi yapılar da bu başlık altına girebilir... "defence" (savunma) ve "fencing" (eskrim; "kılıçla kendini koruma" kavramından) kökdeşliğini not ediniz...

in the course of = sırasında, süresince...

to trespass = izinsiz girmek veya geçmek... "No Trespassing" = "Girilmez, geçiş yasaktır."... "Trespassers will be prosecuted." = "(Bu mülke / mülkden) İzinsiz giren veya geçenler dava edilecektir."  --  popüler yasak levhalarıdır.

all they wanted = bütün istedikleri... tek istedikleri...

to persuade = ikna etmek, yönlendirmek...

cattle = sığır, büyük baş hayvan... (herds of cattle... flocks of sheep...)

apparently = "öyle anlaşılıyor ki"; "anlaşıldığına göre" şeklinde çeviriniz...

to assume = varsaymak; öyle olduğu kanısında olmak... (Başka anlamları da vardır.)

catch = işin içinde bir iş / bit yeniği / püf noktası...

 
 
 
 

HERRING STORIES

Ringa (Balığı) Hikayeleri

 
 

In 2004, it was reported by research workers that herring routinely communicate among themselves via a high-pitched sound emitted from the anus. In June 2006, a researcher at Greenland Institute of Natural Resources said that herring appear also to use anal bubbles as a defense to obscure themselves from killer whales. Researchers, however, are not agreed on whether it is digestive gases or some other mechanism that produces the bubbles.

[Discovery Channel News, 6-20-06]

Açıklamalarda, öyküyü kendiniz sindire sindire değerlendirip bol bol gülmeniz için, birkaç sözcüğü açıklamakla yetindim.

 
 
 

via /VAY-ı(a)/ = yoluyla, aracılığıyla, vasıtasıyla...

high-pitched = tiz ve "yüksek perdeden"...

emitted from = ------den çıkarılan / yayılan...

(air) bubbles = hava kabarcıkları...

to obscure themselves = kendilerini farkedilmez kılmak ve gizlemek...

El Netice:

Ringa balıkları kıçları vasıtasıyla haberleşiyorlarmış... Bizlerse ağzımızı, dilimizi, mimik ve jestlerimizi kullanıyoruz... Hiç farketmez... Rivayet muhtelifse de, maksat birdir...

 
 
 
 

 

   Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da

   öneriniz, iletiniz, gönderiniz...

 

   Teşekkürler, Sayın Üyeler...

 

 

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com

 

       

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA     TESTLER     OKUMA   EĞLENCE

ALMANAK   KAYNAKLAR   FIKRA    KONUŞMA

KARİKATÜR   İSTER İNAN   BİLMECE   DERGİ

 

 

   Onu daha önceleri tanımamış olduğunuz için

   çok, çok, çok üzüleceksiniz:

 

ESSENTIAL  ENGLISH

FOR  TURKS

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ