Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Turkland "Schools & Education" GROUPS

"A UNIQUE & INIMITABLE SUCCESS !!"

TRAGI-COMIC & CURIOUS

NEWS FROM AROUND THE WORLD

"REALITY SHOW"

TC&CN Series # 012

August 18, 2006

 
 
 

 BELIEVE IT OR NOT

"İster İnan İster İnanma"

Daha doğrusu, "İnanmakta belki güçlük çekeceksiniz, amma..."

 

This week's stories are from  NEWS OF THE WEIRD  -- Gariplikler / Tuhaflıklar / Acaiplikler Dünyasından Haberler...

All passages are subject to modification in keeping with this Ezine's TESL -- teaching of English as a second language -- policies.

 
 
 

CULTURAL DIVERSITY

Kültürel Çeşitlilik

 
 

Despite education campaigns by women's groups, about one-fourth of girls in Cameroon still undergo ritual "breast-ironing" at puberty as their families attempt to squash their developing bosoms to make them sexually unattractive to boys and reduce their temptation to marry. One of the girls, who was obviously extremely pleased with the practice, told BBC News that she just "wanted to stay in school like other girls who had no breasts." [BBC New, 6-23-06]

 

For advanced readers only:

To divert, divers, diversity, to diversify... Study the following sentences for the diverse connotations this group of concepts may convene:

01. Police diverted the traffic coming from the town centre via several side roads.

02. This is just another attempt on the part of the ruling party to divert people's attention elsewhere.
on the part of = adına / tarafından...

03. There is evidence that some of these relief funds were diverted to the election campaign of the ruling party.
relief funds = yardım fonları, yardım için gönderilmiş paralar...

04. The book tells us about some twenty modern thinkers of diverse interests and cultural backgrounds.
some = yaklaşık...

05. The book is unique in the diversity of viewpoints it presents, and its inclusion of the most recent theories and findings.

06. The growth and diversity of İstanbul's population presents seemingly insurmountable challenges to public service providers.
insurmountable = aşılmaz (genelde mecazi)...

07. You must take care to diversify your investments.
take care + mastar = gerçekleştirmeğe özen göstermek, mutlaka yapmak...

08. In economic terms, "diversification" means creating an investment portfolio that contains different types of investments within each of the major asset classes — stocks, bonds, and cash.
portfolio = (burada) "portföy"...

09. The river diversification plan proposed by Ministry of Public Works experts will certainly have some disastrous effects on the low-lying nearby fields.
Ministry of Public Works = bayındırlık bakanlığı... diversification = (burada) mecrasını (yatağını) değiştirme...

10. I think the company needs some diversification of its economic activities. diversification = (burada) çeşitlendirme...

 

 
 
 

women's groups = kadın (hakları) dernekleri...

to perform = uygulamak, yapmak -- to undergo = bu uygulamanın üzerinde yapıldığı kişi konumunda olmak... EXPLANATION: The surgeon performs the operation; the patient is the person who is operated on (= undergoes the operation)... "His uncle underwent a hernia operation at Ibni Sina Hospital and it was successful." (undergo = have)

"breast-ironing" = "göğüs"-ütüleme... Kamerun kabilelerindeki bu geleneğin amacı, göğüsleri kızdırılmış taş, odun veya çeşitli objelerle dağlayarak çekici olmaktan çıkarmak; tecavüz ve erken evlilik olaylarını engellemeğe çalışmaktır. Genellikle kızın annesi tarafından uygulanır.

puberty /PYU-bıti/ = bulûğ...

to squash = ezmek... Bu "sivri" sözcük burada "ballandıra ballandıra" anlatmak amacıyla kullanılmış. "To flatten" şeklinde nötr bir sözcük daha "bilimsel" bir anlatım sağlardı.

bosom /BU-zım/ = sine, bağır, göğüs... a bosom friend = can dost... (to nourish/have/warm) "a snake in one's bosom" = "bağrında bir yılan beslemek" -- İngilizce'de çok fazla yaygın bir deyim değildir...

to reduce = azaltmak... (= to decrease)... to increase = arttırmak (= to promote)...

temptation = (kişinin içinden veya dışardan gelen) kışkırtıcı dürtü, şeytan dürtmesi... İlk örneği, Şeytan'ın Adem Babamız ile Havva Anamızı "elma yemeğe" yönlendirmesidir... "Şeytan" sözcüğünün İngilizce karşılığı: Satan  /SEY-tn/dır. Aşağıdaki nota bknz.

obviously = besbelli ki...

extremely pleased with = fevkalade memnun...

practice = uygulama...

KÜLTÜREL BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR ÜSTÜNE

Yeryüzündeki bütün kültürler, yöre kültürleri, alt-kültürler hem birbirlerine benzer, hem birbirlerinden farklıdır. Benzerlikleri görmeyi tercih ederseniz, benzerlikleri görürsünüz; farklılıkları görmekse muradınız, seriliverirler önünüze...

Tek tek insanlar için de bu böyledir; evrim ağacında oluşmuş bütün canlı türleri için de...

Müslüman, Hristiyan ve Musevi dinlerine mensup nüfuslarda, ortak mitolojiye ek olarak, pekçok özel adın da paylaşıldığını -- örneğin, İbrahim (Abraham, Abraam, Avram) veya Yusuf (Joseph, -- Joe -- Josef, Iosephus, Giuseppe) gibi adların ezici yaygınlığını -- düşündükçe [örnekler gökteki yıldızlar kadar çok], neden aralarında kavga edip dururlar anlamak mümkün değil...

 
 
 
 

 

   Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da

   öneriniz, iletiniz, gönderiniz...

 

   Teşekkürler, Sayın Üyeler...

 

 

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com

 

       

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA     TESTLER     OKUMA   EĞLENCE

ALMANAK   KAYNAKLAR   FIKRA    KONUŞMA

KARİKATÜR   İSTER İNAN   BİLMECE   DERGİ

 

 

   Onu daha önceleri tanımamış olduğunuz için

   çok, çok, çok üzüleceksiniz:

 

ESSENTIAL  ENGLISH

FOR  TURKS

 
 

Doğru Kaynak !!

 

 

Kampanyaları İnceleyiniz

 

   BİLGİ