Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları

Herzaman İlk Sıralarda

2003 - 2005 DÜNYA BİRİNCİSİ !!

February 24, 2011

Series PF -- # 002

 

 

There ain't a single thing in a foreign tongue that ain't a catch 22 for the non-native speaker. -- the Sage İzbulismus, circa A.D. 2000.

İNGİLİZCE'NİN PÜF NOKTALARI - 002

 

This catch, and that catch, and all the catches in between...

O püf noktası, bu püf noktası ve aradaki bütün püf noktaları...

To view the back issues in this series, Please START HERE.

 

 MESAJ            E-KİTAP            CD

 

 

 

Eğitim Seti'mizin İngilizce'nin Püf Noktaları kitabından alıntıdır.

ünlü sözler yazı copyrightünlü sözler, özdeyişler Doç. Dr. Yalçın İzbul

 # 005

 AGO and BEFORE

"Indirect (Reported) Speech" konusunda öğretilen bir kural vardır: "Asıl" tümcede "ago" sözcüğü geçmişse, üçüncü kişiye aktarırken bunu "before" sözcüğüne değiştirmemiz gerekiyor:

    "I saw him two days ago."
She told me that she had seen him two days before.
(= two days previously)
   
    "I saw him a week ago."
She told me that she had seen him the week before.
(= one week previously, the previous week)
   

Acaba neden?

Çünkü "ago" sözcüğü, içinde bulunduğumuz andan geriye doğru yapılan bir hesaplamadır:

I met him two weeks ago. = bugün itibariyle iki hafta önce.

How long ago did you last see him? = bugün itibariyle en son nezaman?

How long ago did you receive your last raise? = Son ücret zammınızı bugün itibariyle en son nezaman aldınız?

"Before" sözcüğü ise, ezelden ebede akan zaman çizgisi üzerindeki herhangi bir noktanın öncesine gönderimde bulunur:

I had met him two weeks before. = (sözünü ettiğimiz geçmişteki bir olayın) iki hafta öncesinde tanışmıştık (veya buluşmuştuk).

How long before had you last seen him? = (Sözünü ettiğimiz olaydan) Nekadar zaman önce kendisini en son görmüştünüz?

How long before had you booked your ticket before you actually undertook your trip? = Yolculuğa fiilen çıkmadan nekadar zaman önce biletinizi ayırtmıştınız?

How long before one actually undertakes the trip must one book the tickets? = Yolculuğa fiilen çıkmadan nekadar zaman önce biletler ayırtılmak zorundadır?

Başka bir deyişle, yukardaki son üç soruyu "how long ago" ile sormanız yanlış olur. Çünkü buradaki zaman ölçümü, içinde bulunduğumuz andan geriye doğru değil, zamanda farklı konumdaki bir an veya dönemden gerisine doğru yapılmaktadır.

Aşağıdaki durumları birbirleriyle karşılaştıralım:

 

(1) Two years ago, I visited my home town, (2) which I had left three years before (=previously). Açıklaması: ziyaret 2 yıl önceydi; kişinin kentten ayrılışı ise bu ziyaretin 3 yıl öncesinde gerçekleşmişti (bugün itibariyle 5 yıl önce).

 

.

 

(1) Ahmet: "I ran into her in the metro the other day." (2) Mehmet: "How long ago was that?" Ahmet: "Kendisine geçen gün metroda rastladım." Mehmet: "Nekadar süre önceydi bu?" (= bugün itibariyle)

 

.

 

(1) Ahmet: "Our previous house was completely destroyed in a fire." (2) Mehmet: "How long before had you moved in?" Ahmet: "Bir önceki evimiz bir yangında tamamen tahrip oldu/olmuştu." Mehmet: "(O evinize) Nekadar süre önce taşınmıştınız?"

 

Dikkat ederseniz, "şu andan geriye" kavramı AGO kullanımını; "o andan geriye" kavramı ise past perfect tense ile BEFORE kullanımını gerektirdi.

DİKKAT!... Bu durum yalnızca past boyutunu bağlamaz; future boyutu için de geçerlidir:

Today is Monday. I can only bring you the plans on Thusday, though I will have finished them long before. = Planları size ancak Perşembe günü getirebilirim -- gerçi çok öncesinde bitirmiş olacağım ama.

How long before do/will I have to book my ticket? = (Yolculuğa çıkmadan) nekadar zaman önce biletimi ayırtmak zorundayım/zorunda kalacağım?

Yukardaki örneklerden birincisinde, (kendinizi tümcede sözü edilen Perşembe gününe "projekte" ederek) "before" yerine "ago" ile yakayı sıyırtabilirsiniz; fakat ikinci örnekte bu imkansızdır:

ARA NOT:

Bununla birlikte, "how long ago" soru kalıbının yaygınlığı ve ağız/kulak alışkanlığından dolayı mantığın es geçileceği aşağıdaki tür sorularda, "münferit durumlarda", "before" yerine "ago" kullanırsanız, korkmayın, giyotine çıkarmayacaklardır:

How long ago had you planned this?
How long ago had you uninstalled the program before reinstalling it ?
How long ago had you ordered it and how long did it take for it to arrive?

 

 # 005 - EK

 Zaman / Zemin Meselesi

"Ago -----› Before" Dönüşümünün Açıklaması:

Biliyorsunuz, "Indirect (Reported) Speech" konusu çerçevesinde, dönüştürülen cümlelerde kişi, yer ve zaman belirteci açısıdan yapılması "gereken" ZORUNLU DEĞİŞTİRİM listeleri öğrenciye  ezberletilir. (Bu listeleri Eğitim Setimiz ana kitabında veya herhangi bir gramer kitabında "Indirect Speech" konusunda bulabilirsiniz.)

Örnek:

A few days ago, Selma said to Meltem, "I ran into your brother yesterday."

Now, Meltem says to her brother, "Selma told me she had run into you the day before."

Sanırım çözdünüz: Aslında bunlar zaman ve zemine göre "mantığın gerektirdiği" değiştirimlerdir. Yani konu aslında "tense" lerin deneyim alanlarımızı kendi aralarında nasıl bölüştükleri ile de ilgilidir.

Örneğin, arkadaşınızın "I saw your brother two days ago," sözünü,

Kardeşinize aynı gün içinde aktarıyorsanız, "iki gün önce" kavramı hala "iki gün önce" anlamına gelir:

"I saw your brother two days ago."

-- She told me that she saw you

   two days ago."

Ama aradan birkaç gün geçtikten sonra aktarıyorsanız, "bugün" artık "o gün, geçen gün" niteliği kazanmıştır ve artık "geçmişteki bir noktanın öncesi" kavramını dile getirmek zorundayız:

 

"I saw your brother two days ago."

-- She told me that she had seen you

   two days before." (= previously)

 

Bir egzersiz yapalım:

EXERCISE

Verilen ipuçlarını değerlendirerek

dolaylı anlatıma çeviriniz:

 

Örnek 1:

She said, "I met him here two days ago."

(Bana bu sabah ve burada söyledi.)

Kurmamız gereken tümce:

She said she met him here two days ago.

Örnek 2:

She said, "I met him here two days ago."

(Bana birkaç gün önce ve başka yerde söyledi.)

Kurmamız gereken tümce:

She said she had met him there two days before.

Hazır mıyız şimdi cenge?

Hadi bakalım, gazamız mübarek olsun!!

READY... STEADY... GO!!

Lütfen önce kendinizi sınayınız,

sonra yanıtı açınız.

 

 01  --  She said to me, "I can't come here tomorrow."

(Bana dün, burada söyledi.)

 02  --  She said to me, "I can't come here tomorrow."

(Dün söyledi; ve o sırada başka bir yerdeydik.)

 03  --  She said to me, "I can't come here tomorrow."

(Bana birkaç gün önce ve burada söyledi.)

 04  --  She said to me, "I can't come here tomorrow."

(Birkaç gün önce söyledi; o sırada başka bir yerdeydik.)

 05  --  She said to me, "Tell him I can't come here tomorrow."

(Bana bu sabah burada söyledi.)

 06  --  She said to me, "Tell him I can't come here today."

(Bana bu sabah burada söyledi.)

 07  --  She said to me, "Tell him I can't come here tomorrow."

(Bana bu sabah söyledi; o sırada başka bir yerdeydik.)

 08  --  She said to me, "Tell him I can't come here tomorrow."

(Bana birkaç gün önce başka bir yerde söyledi.)

KONUYU BAĞLARKEN:

Bu tür değiştirimlerin zaman ve zemin'e göre yapılması gerektiğini gösteren bir ilginç örnek daha vermek isterim:

"The earth is round."

1) Eğer, "O anda ağzından çıkan sözler buydu" anlamında aktarıyorsanız = He pointed out (said) that the earth was round...

2) Eğer, "Şu genel gerçeğe işaret etti ki" anlamında aktarıyorsanız = He pointed out (said) that the earth is round...


Geriye bir tek önemli gözlem ve uyarı kalıyor: Bu "zaman ve zemin" mantığı, sınavlar için de geçerli midir? İtiraf etmeliyim ki, gönül rahatlığı ile "evet" diyemeyeceğim. Ne de olsa, sınavlarda esasen sizin bu dönüştürmeleri bilip bilmediğinizi sınıyorlar...

Bir de, soruları hazırlayanların da, en az bizler kadar mantıklı olmaları için dualarımız eksik olmasın...

BAŞA DÖNÜŞ

 

 # 065

 BİRAZ DA İNGİLİZCE !!

Yabancı dil öğreniminde asla anadile başvurulmaması gerektiğini savunan bir görüş vardır. Doğrudur: Eğer kendinize beş X 365 gün X yirmidört saat X 60 dakika X 60 saniye katlanabilecek, yabancı dil konuşan bir anne, baba, teyze, dayı, hala, amca, komşu teyze, komşu amca, mahalleli, ve oyun arkadaşları temin edebilirseniz, tabii ki anadilinize hiç başvurmadan yabancı dili öğrenebilirsiniz...

Görüşlere saygılıyım. Bir deneme yapalım dedim, ve bu maddedeki püf noktalarımızı yabancı dilde yazıyorum...

Well, you've asked for it, and you get it...

   

A pre-test, to start with:

Ask a friend of yours this following question: "If ice in water makes iced water, what does ice in ink make?"

It's a good chance that your friend will reply, "iced ink".

Now advise him to bathe more often.

   

And now goes the silly pun: "If athletes get athlete's foot, do astronauts get mistletoe?"

An innocuous but clownishly silly -- quite puerile -- pun indeed, based on the fact that the bit "mistle" in "mistletoe" is pronounced almost the same as the mighty word "missile"; and do I need to add that it only works in American English and is quite meaningless in British pronunciation?

"Mistletoe" is a plant very well known as part of Christmas lore: Any fortunate/unfortunate member of the opposite sex over whose head you brandish your little sprig of mistletoe is obliged to let you kiss him/her!

The custom is thought to be of Scandinavian origin. In Celtic and pagan rituals as well as in Norse mythology, the mistletoe,  a parasitic plant, was symbolic of peace, love and goodwill. The story goes that in ancient Scandinavian lands if enemies chanced to meet beneath a tree bearing mistletoe, they were obliged to lay down their arms and make peace until the following day.

It is a custom in the West that a sprig of mistletoe with berries on it is hung outside the doorway at Christmastime. But, gentlemen, beware! All that does not mean you can lurk outside doorways, biding your time, waiting for a sweet opportunity to come your way! If you think this is your passport to a wonderfully free-for-all kissing 'n cuddling galore, you are -- more often that not -- likely to get a sock in the eye rather than a buss on the cheek.

Besides, would any self-respecting gentleman care to be caught red-handed hanging around under a bunch of mistletoe to create an excuse to steal a kiss?

   

And here is another one:

Can you repeat the following statement a couple of times in rapid succession?

"Altıncı hasta şeyhin altıncı koyunu hasta."

No problem at all. It's as easy as pie, as easy as A-B-C or 1-2-3; as easy as falling off a log, shooting fish in a barrel, taking candy from a baby... A piece of cake, no sweat!

Oh, yeah? Try it in English now:

“The sixth sick sheik’s sixth sheep’s sick!”

Oh, well. This one is said to be the toughest tongue twister in English.

Me try it? Never!

I'd rather read over again the drab, dull, humdrum, insipid, interminable, lifeless, monotonous, prosaic, repetitious, trite, unexciting, uninteresting, boring story of Mr Inside and Mr Outside.

One day, Mr Inside went over to see Mr Outside. Mr Inside stood outside and called to Mr Outside inside. Mr Outside answered Mr Inside from inside and told Mr Inside to come inside. Mr Inside said "No, I shall not come inside", and told Mr Outside to come outside. Mr Outside and Mr Inside argued from inside and outside about whether one should go outside or the other come inside. Mr Outside finally persuaded Mr Inside to come inside. Later, both Mr Inside and Mr Outside went outside and had a walk side by side by the riverside.

Three apples fell from the sky. One for me, the boring story-teller; one for you as supposedly the never-tiring avid reader; and the third, why, for Sir Isaac Newton naturally.

   

Korkarım en başta verdiğim küçücük fıkra için işte şimdi Türkçe bir açıklama yapmak zorundayım. Aksi takdirde, biliyorum, e-posta kutum gelen sorularla bloke olacak...

"Iced ink", okunuşu /ai-STİNK/; yani "I stink"...

Sıkı bir banyodan başka tavsiyem olabilir mi?? İşte Türk hamamı mecburiyeti böyle noktalarda devreye giriyor...

BAŞA DÖNÜŞ

Sizlere içtenlikli tavsiyem: Yapacağını devede kulak kabilinden küçük bir yatırımla Eğitim Seti'mize sahip olabilir, hayatınızda yepyeni bir çığır açabilirsiniz.

Benden söylemesi... Kaynak bizden, karar sizden...

 MESAJ            E-KİTAP            CD

 

 

         

 

 

 

Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da öneriniz,

iletiniz, gönderiniz... Teşekkürler, Sayın Üyeler...

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

*  *  *  *  *

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com