Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları

Herzaman İlk Sıralarda

2003 - 2005 DÜNYA BİRİNCİSİ !!

February 24, 2011

Series PF -- # 004

 

 

There ain't a single thing in a foreign tongue that ain't a catch 22 for the non-native speaker. -- the Sage İzbulismus, circa A.D. 2000.

İNGİLİZCE'NİN PÜF NOKTALARI - 004

 

This catch, and that catch, and all the catches in between...

O püf noktası, bu püf noktası ve aradaki bütün püf noktaları...

To view the back issues in this series, Please START HERE.

 

 MESAJ            E-KİTAP            CD

 

 

 

Eğitim Seti'mizin İngilizce'nin Püf Noktaları kitabından alıntıdır.

ünlü sözler yazı copyrightünlü sözler, özdeyişler Doç. Dr. Yalçın İzbul

 # 050

 THE COLLECTIVE NOUN

 Grup/Topluluk Belirten Adlar

Grup/Topluluk Belirten Adlar

"Grup/topluluk" belirten adları örnekleyelim:

army, audience, board, cabinet, class, committee, company, corporation, council, department, faculty, family, firm, group, jury, majority, minority, navy, public, school, senate, society, team, troupe...

Çoğul kişiden oluşan bu tür bir grup veya topluluk, gramer açısından tekil mi yoksa çoğul mu sayılmalıdır? Birlikte kullanacağımız fiil tekil mi yoksa çoğul mu olmalıdır? Ve yine, bağlantılı adıllar (zamir, pronoun) tekil mi yoksa çoğul mu olacaktır?

Herbir grup/topluluk adının ayrıca bir çoğul biçimi de bulunduğu gerçeğinden yola çıkarsak, tekil sayılmaları gerektiği sonucuna varmamız zor olmaz:

army - armies... audience - audiences... society - societies...

Peki, uygulama böyle midir? Yoksa başka etmenler de rol oynuyor mu?

İşte bu sorunun yanıtı, her ayrı örnekte, sözkonusu grup veya topluluğu nasıl algıladığınıza göre şekillenecektir: Grubu bir bütün olarak algılıyorsanız tekil muamelesi görecek; ayrı ayrı bireylerden oluştuğu şeklinde algılıyorsanız çoğul sayılacaktır.

Örnekleri inceleyiniz:

Our school team practises every afternoon whether its coach is there or not. (Takımı bir bütün olarak görüyoruz; dolayısıyla tekil fiil ve adıl kullandık.)
After the practice, the team take a shower, change into their school uniforms, and go to their classes. (Burada ise takımı değişik oyunculardan oluşan bir grup olarak algıladık.)

The jury has agreed that there is enough evidence; its verdict is guilty. (Jüri bir bütün olarak hareket etti.)
It seems the jury disagree on the evidence presented and have told the judge that they are hopelessly divided over the verdict. (Jüri içinde görüş ayrılığı var.)

The committee was unanimous in its decision. (Tekvücut, ittifakla)
The committee has now come to a decision. (Tekvücut, ittifakla)
The committee were arguing among themselves. (Bölünmüşler)
The committee have now taken their seats. (Burada tekil fiil veya adıl kullanmak zaten olanaksız)

My family lives in İstanbul. (Hepsi bir arada)
My family are taking separate vacations. (Ayrı ayrı)
I have invited my family to dinner and they are coming on Saturday. ("they" dışında bir adıl olanaksız)

Galatasaray is a legend. It is undoubtedly in my view the greatest football club in this country. (Galatasaray takımı...)
Away goal specialists, Galatasaray are confident they can win against Fenerbahçe at Saracoğlu and reach for their second Cup within two years. (Deplasmanda gol atma uzmanı olan Galatasaray oyuncuları...)

Evet, kararınızı eldeki duruma göre vereceksiniz... Ama diyelim ki, karar vermekte zorlanıyorsunuz, emin değilsiniz. Kolay bir çıkış yolu var. Aşağıdaki her iki uygulama sonucunda da çoğul fiil ve adılı gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz:

1. Topluluk adından sonra "members" sözcüğünü ekleyiniz:

The committee members are...

The team members do...

veya,

2. Tümüyle farklı bir sözcük kullanmayı deneyebilirsiniz:

army yerine soldiers
class
yerine students

senate yerine senators
team
yerine players

BAŞA DÖNÜŞ

 

 # 051

 BÖYLE "ÇOĞUL" OLUR MU?

İyi güzel de, bizim açımızdan "tekil" olması gereken (çünkü tek birim, tek nesne, tek varlık olarak görüyoruz), ama İngilizce gramerde "çoğul" muamelesi gören aşağıdaki ad sınıfı sözcüklere ne demeli? İtiraf etmek gerekir ki, farklı dil/kültür sistemlerinin en şaşırtıcı yönlerinden birisi de bu sorundur:

glasses (spectacles = gözlük), binoculars (dürbün),  scales (=terazi), bellows (=körük), trousers, jeans, pants (=Amerikada pantolon, İngilterede don), shorts, pyjamas, scissors, forceps, tongs (=maşa), tweezers (=cımbız)

Ortak özellik: Bizim gözümüzde tek cisim, ama onların gözünde ikişer kol, bacak, cam, kefe, paça, sap... Yani "makas" tek cisim değil; "iki makas"!...

Şu çılgın örneklere bknz:

I can't find the scissors. What have you done with them? Makası bulamıyorum; ne yaptın onu?

Hand me those scissors. Şu makası uzatsana bana.

Gelgelelim, iki makas sözkonusu ise ve ikisini de istiyorsam, yine aynı tümceyi kurmak durumundayım:

Hand me those scissors. Şu makasları uzatsana bana.

Hayret birşey, değil mi? Adamlar masanın üstünde tekbaşına duran o makası (iki bacağından dolayı) çoğul görüyor; onunla bağlantılı bir fiil veya adıl kullanmak gerektiğinde çoğul formları kullanıyorlar: The scissors are on the table. Don't you see them?

İşin kötüsü, orada birden fazla makas varsa, yine aynı cümleyi kuruyorlar: The scissors are on the table. Don't you see them?

Deli mi ne yahu bu adamlar?!...

Hayır, yalnızca farklı bir dil/kültür sisteminin farklı bir bakış ve algılayış açısı devreye giriyor... Aşağıdaki örneklere de bakalım:

I slipped and fell on the sidewalk. My jeans are covered with mud. (= pantolonum... Pantolon tek ama, "iki paçası" var)

Trousers, when bought in bulk from the wholesalers, are delivered to your doorstep.
(= pantolonlar... toptancıdan toplu alındığında yerinizde teslim edilir.)

Have you noticed his trousers. They are of a cheap brand. ("Üstündeki pantolonu gördün mü? Ucuz bir marka...)

This year's trousers are very different from last year's trousers in style ("Bu yılın pantolonları... geçen yılın pantolonları...)

DİKKAT: Bu sınıf sözcükleri sayılabilir birimler halinde kullanmak gerektiğinde, "a/one pair of" yapısına başvurabilirsiniz:

A pair of trousers is... One pair of trousers is... / Two pairs of trousers are...

One pair of your trousers is in your wardrobe, another pair is lying on the sofa.

There is a pair of scissors on the table.

TL50 if the order contains just one pair of pyjamas; TL80 if the order contains two pairs; TL100 if the order contains three or more pairs of pyjamas.

KEŞKE HAYAT HEP BU DERECE KOLAY OLSA !!

Deneyimlerim bana "kurallaştırma" konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini herzaman kanıtlamıştır. Ne yazık ki, yabancı dil öğrenmenin özellikle başlangıç evrelerinde bol keseden "kurallar" öğretmek/öğrenmek zorunda kalırız; ama ileri evrelerde bu kurallara meydan okuyan örneklerle hep karşılaşırız.

Bu tür örneklerle karşılaştığınızda yapmanız gereken, cümleyi anlam yönünden incelemektir. Bu yoldan, sözümona "kural ihlali" nin gerekçesini kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Örneğin, "Jeans" sözcüğü çoğuldur kuralını -- elementary / intermediate düzeylerde tescil ederiz; örnekler bunu doğrular da... Ama bakınız sonraları nice örneklerle karşılaşırız:

Tekil anlam, çoğul fiil (ilk koyduğumuz "kural"):

Look at the state your jeans are in.

Your jeans are falling apart.
My jeans are too tight to move about comfortably.

Çoğul anlam, çoğul fiil (bittabi):

Jeans are a very popular form of casual dress around the world.
Black jeans are still available but not as popular as they used to be.

"A pair of / pairs of" ile kullanım (veya, "one pair of / two pairs of" hertürlü kurala uygun):

If you thought a pair of jeans is as good as another, then think again.
How many pairs of jeans are there in your wardrobe?

Aşağıdaki örnekleri ise advanced öğrencilerin dikkatine sunuyorum:

In my kind of job, jeans is a great relief. Benimki gibi bir işiniz varsa, valla blucin büyük rahatlık...
It'll be a casual affair. Even wearing a jeans is no issue.
Pek öyle resmiyet filan olmayacak; blucin bile giysen mesele olmaz...
If you're going to an open-air rock concert, a jeans is the only outfit!
Açık hava rok konserine gidiyorsan, akla yatkın tek giyim blucin olur.
You think "jeans is just jeans, so what's so special about these," eh? Well, my friend, the difference is in the slash pockets and the metal zipper.
Sana göre, "blucin dediğin blucindir işte, bunun ne özelliği varmış ki," öyle mi? Dostum, sana söyleyeyim: Bunun ayrıcalığı yandan kesme cepleri ve metal fermuarında...
Don't I know when a jeans is too tight for a guy's dignity?
Yav ben bilmez miyim, aşırı dar bir blucinin delikanlının karizmasını nezaman çizeceğini?!

BAŞA DÖNÜŞ

 

 

         

 

 

 

Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da öneriniz,

iletiniz, gönderiniz... Teşekkürler, Sayın Üyeler...

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

*  *  *  *  *

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com