Doç. Dr. Yalçın İzbul

Free Bilingual E-Zine

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları

2003 - 2005 DÜNYA BİRİNCİSİ !!

December 8, 2005

Series PF -- # 006

 

 

İNGİLİZCE'NİN PÜF NOKTALARI - 006

 

This catch, and that catch, and all the catches in between...

O püf noktası, bu püf noktası ve aradaki bütün püf noktaları...

To view the back issues in this series, Please START HERE.

 

 

 MESAJ            E-KİTAP            CD

 

 

 

[Buradaki sıralama görüş ve önerileriniz içindir.

Kitaptaki sıralama ilavelerle farklı olacaktır.]

 # 016

 "OLA Kİ" BEKLENTİSİ / ENDİŞESİ

veya

 "AMAN OLMASIN!" TEMENNİSİ / KORKUSU

 (just) in case, for fear that, lest

DİKKAT... DİKKAT... Özellikle "lest" bağlacına dikkat ediniz. İyi derecede İngilizce bilen kimselerin bile bu bağlacı tanımadıklarına, bazen de "least" sözcüğü ile karıştırdıklarına  tanık olmuşumdur. (Bu bağlaç grubu ile kurulan yan-tümceler, "zarf-tümcesi" / "adverbial clause" sınıflamasına girer.)

 1  "In case" ile örnekler:

The weather looks good enough at the moment; but I'd better take my umbrella with me, in case it rains later on. = Hava şu anda yeterince iyi görünüyor; ama ben en iyisi şemsiyemi yanıma alayım, olur da daha sonra  yağmur yağar diye... 'd better = had better... later on = daha sonra...

Take his address with you, just in case you have time to visit him when you stay in Mersin overnight. = Kendisinin adresini yanına al; Ola ki vaktin olur...

You'd better make a cake, too, in case the children drop in for the weekend. = Bir de kek yapsan iyi olur, bakarsın hafta sonunda çocuklar uğrar...

I always keep candles in the house in case there is (there should be) a power cut. = Olur da elektrikler kesilir diye evde herzaman mum bulundururum...

I always kept candles in the house in case there was (there should be) a power cut. = (O zamanlar, eskiden) Olur da elektrikler kesilir diye evde herzaman mum bulundururdum (bulunduruyordum)... "Should be" değişmiyor; açıklaması az ilerde.

I telephone home everyday just before I leave the office -- in case my wife wants (should want) something. = telefon ederim / bakarsın karım birşey(ler) ister diye...

I used to telephone home everyday just before I left the office -- in case my wife wanted (should want) something. = telefon ederdim / bakarsın karım birşey(ler) ister diye... "Should want" değişmiyor; açıklaması az ilerde.

Yada, tabiatıyla, tümce başında:

Just in case I don't see you before the exam, I'll wish you good luck now.

Just in case some of you didn't understand the rules of the game, I'll explain one more time.

In case you are wondering why I look so tired, it's because I worked through and didn't go to bed all night long.

Değişik kullanımlar:

"(Just) in case" bağımsız bir kalıp olarak da tümce sonunda aşağıdaki anlamıyla kullanabilir:

A: Do you think it will rain today?
B: No, but you'd better take an umbrella, just in case.
Hani n'olur n'olmaz hesabı... Hani olur da yağar diye...

Şu ilginç örnekleri de kaydediniz: Yardımcı fiil iptalini az aşağıda açıklayacağım.

He takes certain precautions in case his orders be disobeyed. (= are disobeyed; would/should/might be disobeyed) Emirlerine uyulmaması olasılığına karşı bazı önlemler alır.

He took certain precautions in case his orders be disobeyed. (= were disobeyed; would/should/might be disobeyed) Emirlerine uyulmaması olasılığına karşı bazı önlemler alırdı.

 2  "For fear that" ile örnekler: (korkusuyla / aman olmasın diye)

The doctor prescribed some antibiotics for fear that her condition might get worse. = antibiotik yazdı, çünkü durumunun kötüleşeceğinden korkmuştu; kötüye gider / aman kötüleşmesin korkusuyla...

The police squad remained there all night long for fear that fighting should break out again. = Polis ekibi bütün gece boyunca orada kaldı. Neden?

Some people have started destroying the nests of migrating birds for fear that they could spread the bird flu virus. = kuş gribi virüsünü bulaştırırlar korkusuyla, aman bulaştırmasınlar diye...

Many people prefer taking the “wait and see” approach to health, for fear that a medical bill might ruin their family finances. Pekçok kimse doktora gitmek yerine "Hele biraz bekleyelim bakalım," yaklaşımını tercih ediyorlar. Neden?

The headmaster refuses to have any flowers planted on the school grounds for fear that the pupils would be tempted to pick them off. Müdür bey okul bahçesine çiçek diktirtmiyor. Neden?

He always takes a dozen bodyguards with him wherever he goes for fear that he should (would/might) be attacked. veya = "for fear that he be attacked"... "he be attacked" yapısının açıklamasını aşağıda vereceğim)

He used to take (=always took) a dozen bodyguards with him wherever he went for fear that he should (would/might) be attacked. veya = "for fear that he be attacked"... "he be attacked" yapısının açıklamasını aşağıda vereceğim)

 3  Lest : (korkusuyla / aman olmasın diye)

DİKKAT... Yukardaki örneklerde, "in case" ve "for fear that" bağlacının "should" yada (herbirisi kendi anlam katkısını getirmek üzere) "could / would / might" yardımcı fiilleri ile kullanılabildiğini, bu durumda yardımcı fiilin present / future / past tümcelerde herhangi bir değişikliğe uğramadığını gördünüz. Açıklaması için, "The subjunctive Mood" ("Dilek-Şart Kipi") konusuna ilişkin bilgilerinizi çağrıştınız; burada yalnızca pratik bilgi veriyorum:

"Lest" bağlacı, "should" (yada, herbirisi kendi anlam katkısını getirmek üzere, "could / would / might") yardımcı fiili ile birlikte kullanılmak zorundadır. Ve, yine hiçbirisi, present / future / past tümcelerde bir değişikliğe uğramayacaktır.

Zorundadır, ama, daha da ilginci, yardımcı fiili tümceden tümüyle çıkarabilirsiniz, ki bu durumda geride ne kalıyorsa o kalacaktır. (Tabiatıyla, fiilin yalın hali kalacaktır.)

İşte size İngilizce'nin yabancılar için en çok kafa karıştıran yönlerinden birisi...

Örnekleri İnceleyiniz:

She obeys/obeyed her husband completely lest he should leave her. (= Kocası kendisini ola ki terkeder, aman terketmesin diye ona tamamen itaat eder / ediyordu)

lest he would leave her (kesin terkedeceği inancıyla)

lest could leave her (olanağı korkusuyla)

lest might leave her (olasılığı korkusuyla)

Ama, ne demiştik? Yardımcı fiili tümüyle atabiliriz (uygulamada çoğu zaman da atılır zaten):

She obeys/obeyed her husband completely lest he leave her.

*  *  *  *  *

ÖRNEKLER:

He doesn't dare to leave the house lest someone should (would/could/might) recognize him. = lest someone recognize him... (Birisi onu tanır korkusuyla, aman tanımasın diye, evden çıkmaya cesaret edemiyor -- present)

He didn't dare to leave the house lest someone should (would/could/might) recognize him. = lest someone recognize him... (Birisi onu tanır korkusuyla, aman tanımasın diye, evden çıkmaya cesaret edemiyordu -- past)

I must write this down lest I forget it. = should forget... (unutmamak için, aman unuturum diye -- future)

Obviously a burglar has to be very careful how he handles objects, lest he leave his fingerprints. = should leave... (parmak izlerini bırakmamak için -- present)

Always remember the things we did together. And lest you forget, these pictures will remind you. (Eğer unutacak olursan... -- future)

*  *  *  *  *

Advanced Grammar Note:

Öte yandan itiraf etmek gerekir ki, günümüz uygulamaları yukarda verdiğim klasik gramer kurallarına (= "lest" bağlacının yalın mastar alması), ters düşebiliyor. Aşağıdaki tür tümceler, çağdaş İngilizce'de pekala geçerli örneklerdir:

I used to write down things lest I forgot them. Unutmayayım diye bir kenara not ederdim...

I had the good habit of recording everything in writing lest I forgot something I might need later. Daha sonra ihtiyacım olacak birşeyi unutmayayım diye...

Be careful -- lest he comes suddenly and finds you asleep. Dikkatli ol -- aman ha, apansız gelip seni uykuda bulmasın!

Quick! Drop your cigarette butt and stomp it out lest he sees us smoking. Çabuk! Atıp çiğne izmaritini; görmesin sigara içtiğimizi...

Görüyorsunuz, gündelik dilde kullansanız sizi giyotine götürmeyecek örnekler verdim ve yukarda öğrendiğimiz bütün kuralları güzel güzel çiğnedik... Esasen, "İleri Gramer" bazen "elementer ve orta düzeyde öğrendiğimiz bütün kuralların çiğnenmesiymiş" gibi görünür bana... Ama, sakın ola, sınav İngilizce'sinde bu hatalara düşmeyiniz.

Unutmayınız, bir dilin kurallarını çiğnemek, yalnızca anadil konuşanlarına verilmiş bir haktır...

NOT: Bu madde, Eğitim Setimiz ana kitabının ilgili bölümünden alınarak yeniden gözden geçirilmiş ve genişletilmiştir.

 

 

         

 

 

 

Dergimizi beğeniyorsanız, lütfen dostlarınıza da öneriniz,

iletiniz, gönderiniz... Teşekkürler, Sayın Üyeler...

WEB SİTEMİZ:

ANASAYFA        TESTLER        OKUMA        EĞLENCE        ALMANAK

KAYNAKLAR     FIKRA     KARİKATÜR     KONUŞMA      İSTER İNAN

*  *  *  *  *

Listemize Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/pratik-ingilizce

Veya Doğrudan Bana e-Posta Atınız: --> İzbul

Listemizden Ayrılmak İçin:  pratik-ingilizce-unsubscribe@yahoogroups.com