[Buradaki sıralama görüş ve önerileriniz içindir.
Kitaptaki sıralama ilavelerle farklı olacaktır.]
# 016
"OLA Kİ" BEKLENTİSİ /
ENDİŞESİ
veya
"AMAN
OLMASIN!" TEMENNİSİ / KORKUSU
(just) in case,
for fear that, lest
DİKKAT...
DİKKAT...
Özellikle
"lest" bağlacına dikkat ediniz. İyi derecede İngilizce bilen
kimselerin bile bu bağlacı tanımadıklarına, bazen de "least" sözcüğü
ile karıştırdıklarına tanık olmuşumdur. (Bu bağlaç grubu ile kurulan
yan-tümceler, "zarf-tümcesi" / "adverbial clause" sınıflamasına
girer.)
1
"In case" ile
örnekler:
The weather looks good enough at the moment; but I'd better take my
umbrella with me, in case it rains later on.
= Hava şu anda
yeterince iyi görünüyor; ama ben en iyisi şemsiyemi yanıma alayım,
olur da daha sonra yağmur yağar diye...
'd better = had
better... later on =
daha sonra...
Take his address with you, just in case you have time to visit him when
you stay in Mersin overnight.
= Kendisinin
adresini yanına al; Ola ki
vaktin olur...
You'd better make a cake, too, in case the children drop in for the
weekend.
= Bir de kek
yapsan iyi olur, bakarsın hafta sonunda çocuklar uğrar...
I
always keep candles in the house in case there is (there should be)
a power cut.
= Olur da
elektrikler kesilir diye evde herzaman mum bulundururum...
I
always kept candles in the house in case there was (there should be)
a power cut.
= (O zamanlar,
eskiden) Olur da elektrikler kesilir diye evde herzaman mum
bulundururdum (bulunduruyordum)...
"Should be"
değişmiyor; açıklaması az ilerde.
I
telephone home everyday just before I leave the office -- in case my
wife wants (should want) something.
= telefon
ederim / bakarsın karım birşey(ler) ister diye...
I
used to telephone home everyday just before I left the office -- in
case my wife wanted (should want) something.
= telefon
ederdim / bakarsın karım birşey(ler) ister diye...
"Should want"
değişmiyor; açıklaması az ilerde.
Yada, tabiatıyla, tümce başında:
Just in case I don't see you before the exam, I'll wish you good
luck now.
Just in case some of you didn't understand the rules of the game,
I'll explain one more time.
In case you are wondering why I look so tired, it's because I worked
through and didn't go to bed all night long.
Değişik kullanımlar:
"(Just) in case" bağımsız bir kalıp olarak da tümce sonunda aşağıdaki
anlamıyla kullanabilir:
A: Do you think it will rain today?
B: No, but you'd better take an umbrella, just in case.
Hani
n'olur n'olmaz hesabı...
Hani
olur da yağar diye...
Şu
ilginç örnekleri de kaydediniz: Yardımcı fiil iptalini az aşağıda açıklayacağım.
He takes certain precautions in case his orders be disobeyed.
(= are disobeyed; would/should/might be disobeyed)
Emirlerine
uyulmaması olasılığına karşı bazı önlemler alır.
He took certain precautions in case his orders be disobeyed.
(= were disobeyed; would/should/might be disobeyed)
Emirlerine
uyulmaması olasılığına karşı bazı önlemler alırdı.

2
"For fear
that" ile örnekler:
(korkusuyla / aman olmasın diye)
The doctor prescribed some antibiotics for fear that her condition
might get worse.
= antibiotik
yazdı, çünkü durumunun kötüleşeceğinden korkmuştu; kötüye gider /
aman kötüleşmesin korkusuyla...
The police squad remained there all night long for fear that
fighting should break out again.
= Polis ekibi
bütün gece boyunca orada kaldı. Neden?
Some people have started destroying the nests of migrating birds for
fear that they could spread the bird flu virus.
= kuş gribi
virüsünü bulaştırırlar korkusuyla, aman bulaştırmasınlar diye...
Many people prefer taking the “wait and see” approach to health, for
fear that a medical bill might ruin their family finances.
Pekçok
kimse doktora gitmek yerine "Hele biraz bekleyelim bakalım,"
yaklaşımını tercih ediyorlar. Neden?
The headmaster refuses to have any flowers planted on the school
grounds for fear that the pupils would be tempted to pick them off.
Müdür bey okul bahçesine çiçek diktirtmiyor. Neden?
He always takes a dozen bodyguards with him wherever he goes for
fear that he should (would/might) be attacked.
veya =
"for fear that he be attacked"...
"he be attacked" yapısının açıklamasını aşağıda vereceğim)
He used to take (=always took) a dozen bodyguards with him wherever he went for
fear that he should (would/might) be attacked.
veya =
"for fear that he be attacked"...
"he be attacked" yapısının açıklamasını aşağıda vereceğim)

3
Lest
:
(korkusuyla / aman olmasın diye)
DİKKAT... Yukardaki örneklerde, "in case" ve
"for fear that" bağlacının "should" yada
(herbirisi kendi anlam katkısını getirmek üzere) "could / would /
might" yardımcı fiilleri ile kullanılabildiğini, bu durumda
yardımcı fiilin present / future / past tümcelerde herhangi bir
değişikliğe uğramadığını gördünüz.
Açıklaması için,
"The subjunctive Mood" ("Dilek-Şart Kipi") konusuna ilişkin
bilgilerinizi çağrıştınız; burada yalnızca pratik bilgi
veriyorum:
"Lest" bağlacı, "should" (yada, herbirisi kendi
anlam katkısını getirmek üzere, "could / would / might") yardımcı fiili
ile birlikte kullanılmak zorundadır.
Ve, yine
hiçbirisi, present / future / past tümcelerde bir değişikliğe
uğramayacaktır.
Zorundadır, ama, daha da ilginci, yardımcı fiili tümceden tümüyle
çıkarabilirsiniz, ki bu durumda geride ne kalıyorsa o kalacaktır.
(Tabiatıyla, fiilin yalın hali kalacaktır.)
İşte size İngilizce'nin yabancılar için en çok kafa karıştıran
yönlerinden birisi...
Örnekleri İnceleyiniz:
She obeys/obeyed her husband completely
lest he should leave
her.
(= Kocası
kendisini ola ki terkeder, aman terketmesin diye ona tamamen itaat
eder / ediyordu)
lest he would leave her
(kesin
terkedeceği inancıyla)
lest could leave her
(olanağı
korkusuyla)
lest might leave her
(olasılığı
korkusuyla)
Ama, ne demiştik? Yardımcı fiili tümüyle atabiliriz (uygulamada çoğu
zaman da atılır zaten):
She obeys/obeyed her husband completely
lest he leave
her.
*
* * * *
ÖRNEKLER:
He doesn't dare to leave the house lest someone should
(would/could/might) recognize him.
= lest someone
recognize him...
(Birisi onu tanır korkusuyla, aman tanımasın diye, evden çıkmaya
cesaret edemiyor -- present)
He didn't dare to leave the house lest someone should
(would/could/might) recognize him.
= lest someone
recognize him...
(Birisi onu tanır korkusuyla, aman tanımasın diye, evden çıkmaya
cesaret edemiyordu -- past)
I
must write this down lest I forget it.
= should
forget...
(unutmamak için, aman unuturum diye -- future)
Obviously a burglar has to be very careful how he handles objects,
lest he leave his fingerprints.
= should
leave...
(parmak izlerini bırakmamak için -- present)
Always remember the things we did together. And lest you forget,
these pictures will remind you.
(Eğer unutacak olursan...
-- future)
* * *
* *
Advanced Grammar Note:
Öte
yandan itiraf etmek gerekir ki, günümüz uygulamaları yukarda verdiğim klasik gramer kurallarına (=
"lest" bağlacının yalın mastar alması), ters
düşebiliyor. Aşağıdaki tür tümceler, çağdaş İngilizce'de pekala
geçerli örneklerdir:
I
used to write down things lest I forgot them.
Unutmayayım
diye bir kenara not ederdim...
I
had the good habit of recording everything in writing lest I forgot something I might need later.
Daha sonra
ihtiyacım olacak birşeyi unutmayayım diye...
Be careful -- lest he comes suddenly and finds
you asleep.
Dikkatli ol --
aman ha, apansız gelip seni uykuda bulmasın!
Quick! Drop your cigarette butt and stomp it out lest he
sees us smoking.
Çabuk! Atıp
çiğne izmaritini; görmesin sigara içtiğimizi...
Görüyorsunuz, gündelik dilde kullansanız sizi giyotine götürmeyecek
örnekler verdim ve yukarda öğrendiğimiz bütün kuralları güzel güzel
çiğnedik... Esasen, "İleri Gramer" bazen "elementer ve orta düzeyde
öğrendiğimiz bütün kuralların çiğnenmesiymiş" gibi görünür bana...
Ama, sakın ola, sınav İngilizce'sinde bu hatalara düşmeyiniz.
Unutmayınız, bir dilin kurallarını çiğnemek, yalnızca anadil
konuşanlarına verilmiş bir haktır...

NOT: Bu madde,
Eğitim Setimiz ana kitabının ilgili bölümünden alınarak yeniden gözden
geçirilmiş ve genişletilmiştir.

|