|
Kültürler,
gardiyanları bulunmayan birer hapishanedir. Kültürlenen kişi,
koşullanmış düşünce ve duygularının hükümlülüğünde yaşar.
Değişen insanı
sapkınlıkla suçlar, yada sonunda gerçekleri gördüğü savıyla kutlarız.
Her iki yaklaşım da, kendisini evrenin odağı sanan, değişmenin
devingen doğasını anlamaktan uzak birer tutuculuk örneğidir.
Bugünün devrimcisi,
yarının düzencisi! İşte çoğunun acı döngüsü.
Dünkü benliğimizle
bugünün dünyasına belki direnebiliriz, ama uyarlanamayız.
Öteki biyolojik
türlerin edilgen uyumculan olduğu bir evrende, insan kendi
varsayımlarım deneyerek oluşturduğu bir dünyanın devingenliğini — ve
sorumluluğunu — yaşıyor.
Evrenin Anayasası
değişme üzerine kuruludur. Zaman, varoluş ve evrim arasındaki akışkan ve sürekli
bütünleşme ne bugün ne yarın durdurulabilir.
Sürekli değişme,
sürekli düzendir.
Yasalar başkaları
içindir.
Tam bilinç, tüm
kuralların sorgulanmasıdır.
|