NAH İNSANA ve ANASNİ HAN /  BÖLÜM - 5

REJİMLER VE İNSANLAR

DEMOKRASİ

İnsanın kültür evrimi, ilkel toplumdan uygar bireye doğrudur.

Diktatörlük belki koca bir transatlantiktir, ama kurtarma sandallarında demokrasi egemen olacaktır.

Demokrasinin babası yüreklilik, anası sabırdır: Ne yazık ki, düşük olasılığı her zaman yüksek bir eşleşme.

Demokrasi düşmanlan, çoğunlukla, başkalarında da akıl ve içtenliğin biraraya gelebileceğini içine sindiremeyen bizmerkezci fanatiklerdir.

Çocukluğumuzda, en sıradan kişilerin bile en yüksek mevkilere erişebileceğini hep söylerlerdi. Zamanla, bunun doğru olduğunu kendi gözlerimizle de gördük.

Demokrasinin öğretisel zayıflığı, ortalama zekalara üstün zekalara göre daha büyük şans tanımasındadır.

 

Sokaktaki adam -- maalesef --evimizde oturuyor.

 
 
 

Doğa'nın ilkeleri örneksendiğinde, sonsuz sayıda öğretiye oluşum fırsatı tanınması temel gerekirliktir. Her yeni öğreti, toplumun ayakta kalabilmesi için yeni bir varoluş önerisi olabilir.

 

Her türlü düzen bireyin düşmanıdır: Bireylerden oluşan bir düzen dışında...

Verimin arttırılmasından yana, çatışmanın üstüne yoktur: Bir elin nesi var? Çok elin gür sesi var.

Demokrasilerde, liderlerin tüm nitelikleri gözler önündedir. Seçmenler bunları bilir, utançlarından gizli oy atarlar.

Bazıları önderdir; bazıları önderin izinden gider; bazıları ise ne önderdir, nede önderlerin izinden gider.

Devrimci lider halkını sürükler götürür. Tutucu lider, geride kalıp dökülenleri toplar.

Tutuculuğun iki karşıt doğrultusu vardır: 1) Önceki çağları benimseyip sürdürmeğe çalışanlar, 2) İzleyecek çağları koşullamağa özenenler.

Devrimci, sonsuza değin şükranla anılacağına ahmakça iman etmiştir.

 

İki kişinin hayal dünyası uçuk sevda; çok kişinin hayal dünyası kör ideoloji..

 
 
 
 
  FAŞİZM

QUIS CUSTODIET IPSOS CUSTODES

Nöbetçiler için kim nöbet tutacak?

Yada, Muhafızları kim koruyacak?

 

Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk; Anarşiden kaçarken, hiyerarşiye tutulduk!

 

 

Evrim kuramından almamız gereken ders: Geleceğin güvencesi, demokratik düşünce ortamını besleyen bir eğitim anlayışına yapılacak yatırımdır. Bu ortamın temel niteliği öğreti değil, yaratıdır.

Bir demokrat için "öğreti" yoktur. "Yaratı" amacına yönelen öğrenim ortamı vardır. Faşistler, öğretiyi bilim sanmak yanılgısında buluşuyorlar.

 

 

Faşizm, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenlerden oluşan bir toplumun kaçınılmaz yazgısıdır.

 
 

Faşizm, insanoğlunun fetişizme olan tutkunluğu üstünde yükselir.

İki dinle bir konuş sözü, faşizmin matematiksel dayanağıdır.

Yönetmek tutkusu, yada yönetilmek gereksinimi, kişilik bozukluğunun iki değişik yüzüdür. Sadist ve Mazohist, faşizm adı verilen mutlu beraberlikte buluşurlar.

Ne birey için toplum, nede toplum için birey. Toplum ve birey çelişkisini, Demokratik Sosyalizmin yaratı özgürlüğünde yeşerecek yeni bir insan anlayışı çözebilecektir ancak.

Devlet Baba dolaysız / dolaylı vergi oranından belli olur. Faşizm toplumsal soygunu şehvetli bir tutkuyla benimsemiş olmasıyla farklıdır.

Kapitalizmin temel ilkesi ve dayanağı olan işten çıkarıp aç bırakmak tehdidine karşı, Marksizmin işverenden tümüyle kurtulmak önerisinden daha doğal ne olabilir? Ancak, işverenin tembel bir bürokrata dönüştürülmesi olasılığına karşı çözüm önerisini Sosyal Demokrasi getiriyor.

Kapitalistler, şovenistler, din adamları, herbiri kendi açısından nüfus denetimine karşı çıkıyor, nüfusça çoğalmamızı öneriyorlar. Oysa kıtlık, enflasyon, çevre sorunları, faşizm... Bütün bunlar nüfus artışının kaçınılmaz sonuçları.

Gerçeklerden yana olabilmek için, önce ezilenlerden yana olmak gerekir. Mutluluk, mutsuzlara karşı işlenen bir suçtur.

 

Faşizmin ömrü kısadır: Çünkü öğreti başka, yaşanılan başkadır.

 

 
 
 

KOLLEKTİVİZM

 

Toplumcular taban tabana karşıt iki kavrama birlikte inanıyorlar: Örgütlenme zorunluğu ve özgürlük.

Kişi vardır, tüm insanlığa öyle sevdalanmıştır ki, insanları tek tek anlayıp sevmeğe sabrı kalmaz. Giderek, insanı erekleri yolunda bir engel görmeğe başlar.

Kollektivizm, hayatı kağıt üzerinde yaşayanların, gerçeklere egemen olma çabasıdır.

Kapitalist kendi parasına düşkündür, kollektivist ise başkalannın parasına: îşte aralanndaki anlaşmazlığın asıl nedeni.

Bütün kollektif sistemler az yada çok faşizan olmak zorundadır.

Soyut düzlemde Sosyalizmden yana yada karşı olmanın anlamsızlığını yakın tarihler gösterdi. Önce, uygulamada, bireyi özgürleştiren mi, yoksa bireyi köleleştiren türünden mi sözedildiğini belirlemek gerektiğini, umarım, artık öğrenmişizdir...

İşini sağlam tutan sosyalist, maddi-manevi kapitalist birikim üstünden yola çıkmak zorunda olduğunu size söylemez, ama kendi kendisine itiraf eder.

Kapitalist düzen, adamın borcu arttıkça, kredisinin de arttığı varsayımına dayanır.

Kapitalizm birkaç kişiyi yüceltmek için kitleleri alçaltır... Sosyalizm kitleleri uyutmak için o birkaç kişiye meydan dayağı çeker.

 
 

Marksizm — büyük adamların küçük adamlar tarafından sürdürülen tüm öğretileri gibi — bir din görünümündedir. Bütün dinlerde olduğu gibi, onu da artık yanlızca rahiplerinin niteliği belirliyor.

Toplumcu akımlar yandaş toplarken, temel nedenlelerinden birisi de, servet özentisi içindeki yığınların, birikmiş sermayenin bölüşülüp paylaşılacağı yanılgısı olmamalı.

Sağcı ve solcu, devlet adı verilen kollektif karabasanda buluşurlar.

Kollektif düşlere koşanlar, çoğu zaman kollektif karabasanlar yaşar.

 

Kollektif düş görenleri, Şeytan hepbirlikte aldatır.

 

Kitleler adına yapılan devrimler, işbaşına yeni efendiler getirir.

Hiçbir düzenden yana değilim ve bütün düzenlere karşıyım!