|
Yıllar,
çalışmak ve sefahat arasında korkızıl çatışma içinde, özgürleşen
akıl ve koşullanmış duyguların bıçak sırtında denge kavgasıyla
geçti. Bilimi de çok sevdim... sanatları da, içmeyi de, kadınları
da, denizi de...
Ne kurumlarla
barışabildim, ne insanlarla... Baba olmak bile, Doğa'nın
kutsaması mıdır, Toplumun laneti mi, anlayamadım...
Nah İnsana ve
Anasni Han'ın internet versiyonu için, İkinci Fetret
Dönemi sürerken (2001 - Mayıs 2007) söyleyeceklerim bu kadarcık...
Peki, bu
yazmış olduklarımı hala beğeniyor muyum? Bir bölümünü "juvenil"
bulduğumu itiraf etmeliyim... Görüşlerim mi değişti; pek değil;
yalnızca biraz daha karamsarlaştım. Otuz yıl önceki kişiliğime saygı
gösteriyor; ve yeniden yayınlıyorum -- fakat şimdi olsa sanırım
ağzımı açmak zahmetine bile katlanmazdım.
Bizatihi ve
bittecrübe, yaşayarak görülmüştür ki, 30'larında öfkeli ve isyan
dolu bir adam otuz yıl sonra da 60'larında öfkeli ve isyan dolu
bir adam olabiliyormuş. Hernekadar, enerji gitmiş, madde
burda; akşam çilingir, sabah hurda, olsa da...
Tozpembe romantik, yeşil-mavi idealist hümanist, koyu-kahve
muhafazakar duyarlıkları olan kimselere önermiyorum.
Bu öfke ve isyan sözleri, yaralı bereliler için...

|