cinsel kitap

Bir Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası

BÖLÜM - I

 

BU KİTABI KİMLER OKUMAMALI

Uslan desem, uslanmaz ki gönlüm. Paslan desem,

paslanmaz ki pipim. ÖZVERİLİ HOROZ,

gizli baskı, s. 31

 

Viagra icat oldu, sertlik bozuldu.

NAH İNSANA VE ANASNİ HAN,

gizli baskı, s.31

 

Dişi bir kaplan ile Dişi bir örümceğin

farkı nedir ki? KIDEMLİ GEYİK,

gizli baskı, s. 31

Mini minicik yaşlarda ne tuhaf özlemlerimiz vardır, biz iki ayaklı, kuyruksuz, tüysüz yaratıkların! Neler de neler...

Büyümeli, sandalyeye oturunca ayaklarımız yere değmeliymiş... Sakal bıyığımız çıkmalı, onbeş günde bir etek koltuk tıraşı olmalıymışız... Eğitimin her kademesinde seve seve dirsek çürütmeli, davul zurna orduya yazılmalı, teskere alınca bir işe girmeli, bir baltaya sap olmalıymışız.

Daha da daniskası, evlenmeli, yuva kurmalıymışız! Mini mini bir evimiz, tombuş tombuş bir karımız, cici bici çocuklarımız olmalıymış. Özveriyle didinip çalışmalı, yaşantımızı onlarla paylaşmalıymışız. Daha neler de neler.

Böyle bir sürü saçmalık işte...

mizah kitabı

 

Çocuklarımızı gerçekten seviyorsak, onlara verebileceğimiz tek öğüt vardır: Oğlum adam ol, baban gibi özverili bir dikkulak olma...

 

Oysa Dünya gezegeninde yaşayan bu koca kafalı iki ayaklı tüysüz yaratığın gençlik dönemi de ipe sapa gelmez hüzünlerle dopdoludur... Tozpembe delikanlılar, körpecik cânm kızlar olmadık konulara kafayı takar, o ballı badem yılları kendilerine zehir ederler.

Bir bilinçsizlik deryasında acımasızca savrulur, gerçekleri göremez, sezemezler...

Hızla çıkarsınız bu merdivenlerden, eteklerinizde bir yığın sararmış yaprak... Günler, mevsimler, yıllar elemli birer uçurtma olur, bir güzelim ömür geçer.

Sizler bir Faun'un öğleden sonrasında ağlamaklı, sizi artık ne Hâşim, ne Debussy, ne de ben kurtarabiliriz. Bir flüt çalar hazin hazin, ve küflenir, su ibriğine dönüşür sihirli çeşmeniz...

Açmamış, derlenmemiş, koklanmamış gonca güller kalır maziden ellerinizde...

 

Anus Ordinaryus'a düşen kırlarım şahidim olsun ki, zengin bir yaş'am deneyimi olmaksızın, insan mutluluğu bilemez, öğrenemez ki....

cinsel felsefe

Gelgelelim, Yiğidi öldür, ama hakkını da ver demişler. Şimdi sizlere bir itirafta bulunayım: Biz deneyimli çapkınların pastadan pay kaparken en büyük kozumuz, gençlerin bu konulardaki ham kabak yeşili bilgisizliği değil midir?

Hüzün verici bir gerçektir, ama bir zamanlar ben de gençtim. Bunalımların, doyumsuzlukların, hata ve saplantıların o mutsuz çağını ben de doludizgin yaşadım... O yeşil dönemde, ben de arada bir duraksar, kendi kendime Kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? gibi tuhaf sorular sorardım. Böyle ipe sapa gelmez konuları günboyu kafamda evirir çevirir, gün gelip yaşlanacağım sonucuna varırdım.

Arpacı kumrusu gibi düşündükçe de sapsarı bir kaygı, kapkara bir hüzündür sarardı ruhumu. Bu yaşlanma işinin bana göre olmadığına oracıkta karar verirdim. Yemyeşil bir deneyimsizlik işte...

 

  .FİKRİMİN İNCE GÜLÜ.  

Dolayısıyla, yeşil salatadan farksız olduğum o dönemlerde sorsanız, yanıtım hazırdı: Yaşlanmak, kişinin eklem ağrılarından inleyeceği, gastritten yakınıp, cebinde sürekli trinitrin tabletleri taşıyacağı kapkara bir dönemdi. Hiçbir zaman yaşlanmamağa, asla kırk yaşıma ulaşmamağa kesin karar vermiştim!... Ne onulmaz bir aymazlık!

Aymazlık olduğu kesin... Uzun kariyerimin bu mutlu öğleden sonrasında, sizlere duyduğum derin dostluk ve sempati duyguları içinde, şimdi önemli bir açıklamada bulunacağım: Eğer, kırk yaşına asla ulaşmamak, sonsuza değin genç kalmak konusunda ısrarlı iseniz, bunun kolay ve kestirme bir yolu vardır.

Uzun yaşantım boyunca tanıdığım pekçok kişinin bu imkansız başarıya imza attıklarını gördüm: Çok yalın ve çok aptalca bir seçim yaparak, kırk yaşından önce öldüler...

 

Örneğin bir arkadaşımız, Hızlı yaşa, genç öl, cesedin yakışıklı olsun felsefesinin önde gelen savunucularındandı. Trafik kazasında öldü. Cesedini gördüm. Kendisini üzmek istemem, ama fazla yakışıklı bir ceset olduğunu söyleyemeyeceğim.

 

Üstelik, kafatasında birkaç küçük çatlakla yakayı sıyıran manitasının aklı başına geldi. Daha yakışıklı, daha özenli direksiyon sallayan bir kavalye buldu kendine çok geçmeden.

Yolun daha ilk çeyreğini bile tamamlamadan, otuz - otuzbeş yaş dolaylarında gelen bu tür ölümler beni yürekten sarsmıştır...

O zamana değin konuyu pek derinlemesine irdelemiş olduğum söylenemezdi. Ama artık oturup düşünmem gerekiyordu.

 

  .İNCE HESAPLAR...  

Ben de öyle yaptım. Parmaklarımla dikkatle sayarak, kalan yıllarımı hesapladım. Hesap hep aynı çıkıyordu: Sonsuza değin genç kalmak istiyorsanız -- diyelim ki otuzuncu yaşgününüzü asla görmemek istiyorsanız, en geç yirmi dokuz yaşında bu güzelim dünyayı terk etmeniz gerekiyordu...

Zaman kaybetmeksizin kafayı havagazı fırınına sokmanız yeterdi...

Kırkıncı yaşgünü için en köklü tedbir, otuz dokuz bitmeden harakiri olamaz mıydı? Kırk dokuz yaşında Boğaz Köprüsünden manzaralı bir kamikaze en radikal çözüm değil miydi? Elli dokuzunda iki tüp dolusu sıradan aspirin; atmış dokuzunda bir avuç süper viagra işi kestirmeden bitirmez miydi?...

cinsel mizah

 

Aslında, bunca kanlı kusmuklu sahnelere de pek gerek yoktu: Yirmi dokuzunda evlenir, dünya evine girerdiniz -- olay aynı kapıya çıkardı...

 

Yaptığım hesaplar buzdağları kadar sapasağlam, yılan balığı ölçüsünde kılçıksız, gökteki yıldızlar gibi apaçıktı: Elli dokuz, atmış dokuz, yetmiş dokuz, -- 89, 99, 199, 999’uncu yaşgünlerimiz hayatımızın önemli karar ve dönüm noktalarını oluşturuyordu...

Tevrat ve Zebur'daki eski zaman peygamberleri, ölmek için genellikle 699 yaşını baz almış, akıllılık etmişlerdir. Çünkü gerontolojik bulgulara göre, sihirli çeşmenin sıradan su ibriğine dönüşmesi o yaşlarda başlıyor...

Ama o zamanlar Viagra yoktu tabii... Çağımızda artık bu kadar genç bir yaşta bu güzelim dünyamızı bırakıp gitmek gerekmiyor.

Bu noktada hesaplamayı artık sizlere bırakıyorum. Parmaklarınızla saya saya, bu harika gezegenimizde sonsuza değin yaşayabilirsiniz.

Genç yaşta ölmek sizin tercihinize kalmış. Bence kapkara kömür gibi bir tercih... Ötenazi en demokratik hakkınız olabilir. Ama acele etmek için, arabesk bir imbesil olmak gerek.

Akıllı tercihinize gelince: Giderek ortayaşlı, yaşlıya çalan, yaşlımsı, yaşlımtırak bir beyefendi kimliği kazanır... Yeterli azim ve sebat gösterirseniz: üstyaş, başyaş, başatyaş rütbe ve aşamalarından adım adım yükselir, -- ve

 

Gerçekten olağanüstü istenç ve yetenek sahibi iseniz, giderek insan ömrünün o en imrenilecek altın çağına, yani, o ulu ve yüce KART ZAMPARALIK mertebesine birgün mutlaka ulaşırsınız.

 

Ne var ki, eğer siz “yaşamak ve yaşlanmak aynı şeydir, etle tırnak gibidir...” yanılgısı içindeyseniz, o acur yeşili yarım aklınızla buna budalaca iman etmişseniz, size ne söylesem yararı olmaz. Bu yüzeysel mantık yapınızla, anlatacaklarımdaki karşı durulmaz yaş’am sevincini, yoğun mantık örüntüsünü ve derin bilimselliği kavrayamayacak, anlayamayacaksınız demektir.

 

Genç yaşta ölmeğe karar verirseniz, ardınızda bırakacağınız şu yaşlı dünyamız yine bildiği yolda yürüyecek, yokluğunuzun farkına bile varmayacak -- sıradağlar haykırmayacak, yıldızlar ağlamayacaktır.

  yasak kitaplar

Size gelince: Sizin de artık bu temel bilimsel başvuru kitabına ihtiyacınız yok demektir. Hemen kitapçıya götürüp, paranızı geri alın. Kefen ve tabut masraflarınıza küçük bir katkı olur.

Eskilerin deyimiyle, damsız kavalyeye tarrak ne gerek!!

Yada, Pîrimiz Hayyam Üstad'ın ustaca dokundurmuş olduğu gibi, Rakı yanında Roka’yı, Uzo yanında Fava’yı tadmamış âdem ne anlar Âb-u Havva’dan, yada susuzluk ve Havva’sızlıktan...

 

cinsel

AMA, DURUNUZ BİR DAKİKA...

mizah

Yani şimdi, siz bir budalalık ediyorsunuz diye, tüm sülalenizin de akılsız olması gerekmez ki...

Diyelim ki bu yakınlarda saygıdeğer pederiniz (tevellüt 1943) yetmemiş gibi, muhterem dedeniz (tevellüt 1922), dedenizin babası (tevellüt 1888), ve dedenizin dedesi de (tevellüt 1869) çelişkili davranışlar sergiliyorlar. Yeniden evlenmek istemek gibi mantıksız... Ve ondördünde bir gözleri ahu ile evlenmek istemek gibi fevkalade mantıklı davranışlar...

Bunlara bir anlam veremiyor, nedenlerini öğrenmek istiyorsunuz. Ama bu konudaki temel literatüre ulaşamıyorsunuz.

İşte bu ahval ve şerait altında, elinizdeki rehber kitabın önemi bir kat daha artıyor. Bu görkemli bilimsel yapıt, internette bile kimselere çıtlatamayacağınız mahrem sorularınıza yanıt verecek bir nitelik taşıyor. Onu sürekli çantanızda bulundurmak, zaman zaman çıkarıp okumak, sıkıştıkça tuvalette gizlice başvurmak, sık sık önünde diz vurup secde etmek zorundasınız.

Muhterem sülaleniz bu derece açmazda kalmış, bu boyutta sorunlara boğulmuş ise, herbirisi için ayrı ayrı birer kopya satın almalısınız. Siz ölmeğe karar verdiniz diye, tüm ailenizi de bu bilimsel başvuru kitabından yoksun bırakmağa hakkınız olmasa gerek..

Ama, beni dinlerseniz, bütün bu budalaca düşüncelerden artık vazgeçin. Kırk yılda bir olsun, kendinize bir şans tanıyın. Pişman olmayacaksınız...

Ölmeyin... Sakın ölmeyin... Bu kitabı okudukça, ruhunuza yaş'am sevinci dolacak, genç yaşta ölmek gibi budalaca bir düşünceden arınacaksınız. Deneyimli bir çapkının yüce felsefi bilinci yönünde kanat takacak, ulu bir amaca doğru hamur gibi yoğurulmak fırsatını yakalayacaksınız...

 

  .TİCARETTE UCUZ KURNAZLIKLARA DAİR.  

Gerçeği gizlemeyeceğim ve sizleri uyarmak zorundayım: Elinizde tuttuğunuz kitap okunmuş üflenmiştir. Peri tayfasıyla raksetmiş, cin tayfasıyla güreş tutmuştur. Okült, horoskopik, tarotsal, audiovizüelmatik, telesinemakinetik, fizikoşimik, transomonografik, şazemtransformatik ve şimikoparapsikolojik gizemli güçlere haizdir.

Kitapçıda sayfaları karıştırıp ücretsiz okumak kurnazlığına kalkışır, satın almazsanız, bu size uğursuzluk getirecektir. Belki daha ilk kavşakta belediye otobüsünün altında kalacak, özlediğiniz zamansız ölüme oracıkta kavuşacaksınız.

Hele satın aldıktan sonra, O'na gereken saygıyı göstermez, sıradan bir kitap gibi davranır, entipüften okursanız, başınıza nice dertler açılacak, olmadık sorunlarla karşılaşacaksınız. Ne bileyim, sokakta yürürken belki balkondan kafanıza saksı düşecek, belki de imamın fettan karısıyla uygunsuz vaziyette basılacaksınız.

 

En azından, yüce çapkınlık sanatının inceliklerini kavrayıp öğrenme fırsatından yoksun kalacaksınız, ki bu da kendine saygısı olan her erkek için ölümden beter bir yazgı olsa gerek.

yasak kitaplar

Bu yüzden, inat etmeyin. Satın alıverin şu kitabı. Ayrıca, hazır kitapçıya yolunuz düşmüşken, birkaç kopya birden alıverin. Tedbirli olun. Bakarsınız, ciltlenirken formaları eksik filan kalmıştır... Çünkü İbrahim Tefrika'dan kaç asır sonra halâ böyle şeyler olabiliyor, dünyada kendi kendini besleyebilen yedi ülkeden biri olan emsalsiz cennet memleketimizde... Siz siz olun, çapkınlık gibi temel bir yurttaşlık görevinde nemelâzımcı olmayın.

Eğer bu kitabı arkadaşlarınızdan ödünç almakla yetinir, yada arkadaşlarınıza ödünç verirseniz, ağır bir tehlike içindesiniz. Ondan sonra, eller mehtaba aya, siz elle çekilen arabaya...

Bu kadarla da bitmiyor. Tüm okul, iş ve askerlik arkadaşlarınız, pavyon, meyhane, genelev, hapishane dostlarınız ve bilumum akraba, hemşehri ve hemcinsleriniz için de birer kopya satın almalısınız.

Ayrıca, benim işçim, benim memurum, benim emeklim, benim esnafım n'olacak? Onları da bu gizemli dünyadan, bu yüce bilgi hazinesinden yoksun bırakmağa hakkınız olmasa gerek. (Not: Toptan alımlarda fiatta birşeyler yaparız.)

 

  .PEKİ YA KADINLAR NE OLACAK?.  

Bu konulara ilgi duyan... Ama kaderinin kötü cilvesi dünyamıza XX kromozomuyla doğmuş, üstelik toyluktan henüz kurtulamamış, bekaret zincirini kıramamış körpecik kızlar ne olacak?

Olgun ve dolgun genç hanımlar... Biraz daha olgun ve hayli daha dolgun ortayaşlı hanımlar... Yada hayata birkaç tur bindirmiş, çapkınlığa yine doyamamış, ikinci baharını süren haşmetli hanımlar? Almasınlar, okumasınlar, tümüyle yoksun mu kalsınlar bu yüce öğretinin ışığından? Olur mu hiç?

cinsel mizah

 

Bir örnek vereyim: Yaşamının yemyeşil baharında kitabımla tanışan körpecik bir genç kız, önünde açılan yepyeni dünyanın çekiciliğine kapılıp şu özlem dolu soruyu yöneltmeyecek midir kendisine: Gün gelir ben de... Ben de deneyimli bir çapkının hizmet ve iltifatlarına hedef olabilir miyim acaba?

 

Yanıtlaması zor bir soru... Yoğun mesaimiz nedeniyle her kesime ulaşamıyor, bizden özlemle beklenen hizmetleri tam olarak karşılayamıyoruz. İşte bu körpecik kızımız da nice günler görecek, nice deneyim kazanacak şu şaşırtıcı dünyamızda. Sevecek sevilecek, aldatacak aldatılacak, gülecek güldürecek, ağlayacak ağlatacak...

Bu kadarı kuşkusuz. Ama gün gelecek, biz deneyimli çapkınlardan birimizin ilgisine mazhar olabilecek midir? İşte bu tür kederli konular, her sayfası buram buram yaş'am dolu kitabımızda bir çelişki oluşturuyor...

cinsellik felsefesi  

Oluşturuyor da, ne yani? Genç kızlar, bu önemli bilimsel kitabı okumasın, O'nun parlak ışığından, yüce metafizik mesajından yoksun mu kalsınlar? Bunu mu demek istiyoruz?

 

Üzülerek söylüyorum, ama bazıları okumasa da olur. Acımasız kader; dil, din, ırk, inanç yada sosyal sınıf farkı gözetmeksizin kimi kadınlara zalim bir oyun oynuyor ve onların payına deneyimli bir çapkının dikkatine hedef olamamak düşüyor.

Örneğin, ıssız bir adaya düşen talihsiz genç kızlar, bu üstün erkek ırkının yüce hizmetlerinden vaz geçmek zorunda kalıyor, durumu Tarzan vb gibi konuşmaktan aciz kaba saba adamlarla idare ediyorlar.

Kuşkusuz, insanı kahreden bir adaletsizlik... Ama birgün okyanus rüzgarı bu seçkin kitabımı üfleyip kumsala bırakıverse, zaman ayırıp dikkatle okumağa yine de değer. Mutlu bir beraberlikte buluşan zarif edebi üslubu ve sarsılmaz mantık örüntüsünün vereceği estetik kıvançtan yoksun kalmamak için...

Ama biz dönelim olağan koşullara... Biyolojik yelpazemizin XX kromozomuna mahkum olmuş bahtsız bütün üyeleri, yani tüm kadınlar, KART ZAMPARA adı verilen biz üstün erkek ırkıyla ergeç karşılaşmak, bizi yakından tanımak, bizden feyiz almak mutluluğuna sahip olacaktır.

 

Kitabımı okumak, her yaştan kadına gönül ferahlığı verecek, özgüvenini pekişirecektir. Geceleri artık trankilizana gerek kalmaksızın mışıl mışıl uyuyabilecek, uykusunu alıp daha da çekicileştiği için, bir sonraki gün bir kart zamparanın ilgisine hedef olma şansı yükselen grafik çizecektir.

 

Uzun sözün kısası... Irk, dil, din, yaş, cinsiyet, toplumsal sınıf farkı gözetmeksizin, akıl, duygu ve cezai ehliyeti olan herkes bu kitabı alıp okumalı, ruhunu bu yüce öğretinin ardına takıp, enginlere yelken açmalıdır.

Nirvana işte bu yolun sonunda: “A peace that passeth understanding...”

 

  .ALINTILAR... ALINTILAR...  

Kitabımda tarihsel ve güncel olaylara yaptığım ibretlik gönderimler yanında, yerli/yabancı, sevilen/sevilmeyen ünlülerin gözlemlerine de yer verdim...

Ayrıca, özgürlükçü Anayasamız, baskıcı Babayasamız ve milletimize mal olmuş bilumum öteki kültürel tabutluklardan alınacak dersleri de gözardı etmedim.

mizah kitapları

Burada bir sorun vardı: Bu yaratıcı adamların çoğu, söylemek istediklerini gönüllerince dile getirememişlerdi. Kimisi yasaların, kimisi toplumun, kimisi de karısı yada metresinin baskısı karşısında susmuş, yada şifreli konuşmak zorunda kalmışlardı.

 

Alıntılarımı doğaçlama yaparak, bellekten verdim. Arada birkaç sözcük kaymış yada yer değiştirmiş olabilir. Ama vicdanım rahat. İnanıyorum ki, sözlerin asıl sahipleri, eğer bugünkü özgürlük düzeyimizi yakalayabilmiş olsalardı, duygu ve düşüncelerini tıpkı benim şimdi burada dillendirdiğim şekilde sözcüklere dökerlerdi!!!

 

cinsel     mizah     kitap