siyaset siyasi siyasetçi

Bir Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası

BÖLÜM - 5

 

GLASTNOST'UN ÖNEMİ

 

Akıllı erkek, çapkın geyiğin boynuz sayısını da

aklından çıkarmamalı... NAH İNSANA VE

ANASNİ HAN, gizli baskı, s. 31 

 

Kart zampara iseniz... Sakın ola ki gerçeği gözlerden saklamağa çalışmayınız. Temmuz güneşini Şubat balçığı ile sıvamaya kalkışmayınız. Gizlemecilik insanın başına olmadık yerlerde beklenmedik işler açar.

Bu önemli gerçeğe yakın tarihimizden iki seçkin siyasetçinin birbiriyle çelişkili yaşam çizgisi ibretlik bir örnek oluşturuyor. Bu tür tarihsel örneklere sırt çeviremeyiz, bilimsel kanıtları görmezden gelemeyiz...

Yaşlımtrak olanı, bilinçli ve inanmış bir kart zamparaydı. Şarkıcı hanımlara olan gönülden düşkünlüğü dillere destan, kulaklara pelesenkti. Görüşlerini inatla savunurdu. Kendisiyle barışık bir insan olduğu için, yurduna milletine pek çok hayırlı hizmetler yaptı. Bizi Komünizm felaketinden koruyan odur.

siyaset

 

Onun uyarıları olmasa, Komünizm her kış gelebilir, her yaz yeniden Moskova'ya dönebilirdi. Bu büyük devlet adamı, felsefesinden hiç sapmamış, beşyüz küsur yaşına değin kusursuz yaşamıştır...

 

Vekilharcı beyefendiyi ise çiftinden çubuğundan kerhen koparıp siyasete bulaştırmışlar sanabilirdiniz. Öylesi kendi halinde, halim selim bir âdemdi. İşte bu ikinci zât-ı muhterem, kendisi de (aleyhine açılan babalık davaları bunu kanıtlıyor) umarsız bir kart zampara olmasına karşın, bu gerçeği gizlemek telaş ve çabası içindeydi. Hayatta başına neler geldiyse bu yüzden geldi.

O uğursuz Mayıs sabahı, Milli Temizlik Komitesi yönetime el koyunca bu iki müstesna vatan evladı için zor günler başladı. Komite Üyeleri, ülke sorunlarının pilavla değil, planla çözüleceğine inanacak ölçüde ilkel düşünceli ve gerçeklerden kopuk kimselerdi. Hele liderleri... Pes doğrusu... Biz o zamanlar lise öğrencisiydik. Pazar günleri pijamasıyla Köşkün bahçesinde dolaşır, duvardan bizimle hasbıhal ederdi. Olacak şey mi yani?

 

Lider dediğin tumturaklı oturmalı, zapturaptlı konuşmalı. Köşk dediğin o mukaddes mabed, yolgeçen hanı mı?... Dingonun diskosu, filancanın fiskosu mu? Önüne gelenin elini kolunu sallaya sallaya girip çıkacağı yer mi orası? Vatandaşın bunca önemli sorunu çözüm beklerken, yurttaşlarla çene çalıp dert dinlemeğe vakit mi olurmuş?

  siyaset

Oturaklı tumturaklı olup, oturduğu yere bihakkın yakışmanın en görkemli örneğini elbette Rahmetli Özal vermiştir. Vurdu mu Bağdat'lardan ses getiren, vurdu mu Moskova'lıları liberal ekonomiye ikna edip, Yeltsin'leri işbaşına getiren odur. Halâ hayır dua ediyorlar, Moskova'lılar...

Herneyse, biz konuyu dağıtmayalım. Yıllardır çapkınlığını gizlemek kaygısıyla yaşamış olan halim selim müeddep zâtın iyice zayıflamış olan sinirleri sözünü ettiğimiz bu en kritik noktada iflas edince, verimli yaşamı hiç hakketmediği bir biçimde noktalandı. Bu acıklı yaşam öyküsünde tüm kart zampara adayları için alınacak büyük dersler vardır...

 

Ama sevgili güzel yurdumuzda durum böyle de, yabancılarda farklı mı sanki? Örnek verecek olursak, komşumuz ve dostumuz Grekya'nın ünlü kart zamparalarından Papandreu seksenini devireli mâşallah yıllar olmuş, halâ iyi gidiyordu... Hem de viagrasız, miyagrasız.

 

İşin sırrı, Madam Liani ile olan ilginç durumunu artık gizlemek zorunda olmayışı idi. Eskiden böyle miydi? Manik depresif bir gerilim içinde yaşıyordu. Başında kavak yelleri estikçe, komşuluğa sığmayacak sataşmalarda bulunuyor, Ege'de gerilimi tırmandırıyordu.

 

Gel gelelim, huylu huyundan vaz geçer mi? Ömrünün sonlarına doğru eski marazi ruh hallerine döndü. Madam Liani üstüne gül koklamakla kalmayıp, yediği herzeleri saklamağa kalkıştı. Kül yutmayacak bu deneyimli hanımefendiden yediği marizler yüzünden bunalıma girdiği, dayanamayıp dünyaya elveda dediği kesin.

 

Kısa boylu, uzun boylu, göbekli, göbeksiz, bıyıklı, bıyıksız, tikli, tiksiz, esmer, kumral, sarışın, gür saçlı yada kel, dişsiz/dişlek, somurtkan/sırıtkan, şişkin/pişkin, söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmaz, eyyamcı, yalancı, kaypak, düzenbaz, dalaveracı, madrabaz, hokkabaz, parendebaz herhangi bir siyasetçi gördünüz mü, biliniz ki gönül işlerinden yana gizli bir derdi, saklamağa çalıştığı bir herzesi vardır. Örnekleri binlerle çoğaltabiliriz.

Seçim zamanı gelir, bunların millete vadettiklerini ucuca ekleseniz memleketi bir ucundan bir ucuna yedi kez kateder, üç kere de aya gider gelir.... Edirne’den Hakkari’ye hızlı tiren yolu döşenecek, Muğla’dan Ardahan’a otoyol yapılacaktır... Ağrının tepesine otomobil fabrikası, Susuzköy’ün sapağına üniversite temeli atılır...

siyaset ve siyasetçiler  

Milletvekili dokunulmazlığı kaldırılacak, idarede şeffaflık sağlanacak, rüşvet, nüfuz ticareti, hortumculuğa savaş açılacaktır...

Dolaylı vergiler azaltılacak, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacaktır... Benim memurum, benim esnafım, benim işçim, benim köylüm refaha kavuşacaktır... Caktır da caktır... Cektir de cektir...

 

Hadi be! Yüksekkaldırımda Genelev işleten Madam Matild Manukyan üstüste iki kez memleket vergi rekortmeni olurken nerelerdeydiniz? -- Ayağa kalkın efendiler!

 

  .KOMÜNİSTLERİN BİLİNMEYEN YÖNLERİ.  

Karl Marx (1818-1883) ve Vladimir İlyiç Lenin (1870-1924) arasında yapılacak bilimsel bir karşılaştırma, gizliliğin zararlarına ilişkin tezimizi destekleyecek en kesin kanıttır. Deneyimli bir çapkın olan Marx, bilim adamına yaraşır bir dürüstlük göstermiş, gerçekleri saptırmak gayreti içine girmemiştir. Burjuvazinin kadın işçileri nasıl sırtüstü yatırıp sömürdüğünü, birinci elden deneyerek pek güzel irdeleyip anlatmıştır.

siyasetçiler  

İlyiç'e gelince, burjuvaziyi sırtüstü yatırıp üstüne "çömme" özlemlerini, işbirlikçi İsviçreli hanımlar üzerinde denese herkes için daha iyi olmaz mıydı?

 

Doğrusu bu ya, Cermenyalı kıskanç kart zamparalar, yoldaş İlyiç'i pek fena kandırmışlardır. İlyiç, kapısı bacası muhkem kapalı bir vagonla Rusya'ya dönmek ve kutsal ihtilali köylü bir ulusla gerçekleştirmeğe kalkışmak gibi bir hataya düşmüş, dünyanın başına ne çoraplar örmüştür...

 

İlyiç Yoldaşçık da, şimdiki Rus mafyasının yaptığı gibi [bizim değerli vatan evlatlarımızı da örnek alarak] sağcısı solcusu, ulusçusu bölücüsü, dincisi devrimcisi Avrupa ülkelerine yayılıp, beyaz zehir, sarı kevaşe, kara sipali sokuş çıkışı örgütlese -- ezeli düzene ayak uydursa --

Şimdi hala hayatta olurdu... Yapamadı...

 

Bu yüzden, daha ellidört yaşında, tam hayatın tadını çıkarmağa başlayacağı sırada dünyadan göçmesine şaşmamak gerek.

Marx üstad gönüllerimize taht kurmuş yaşıyor iken, İlyiç’in heykellerinin kaidelerinden sökülüp, tarihin tozlu sayfalarına terkedilmesi bir rastlantı mıdır?

Kısacası, yabancı liderler bu tür konularda neden bizim yerli ustalardan ders almazlar bilmem...

Ama bu noktada, tarihten alınacak derslere ara verip, biraz da zamanımıza dönelim. Örneğin, sizi ele alalım, değerli okuyucum...

 

Diyelim ki, siz de hem yaşını, hem başını almış, olgun ve deneyimli bir çapkın olmak sevdasındasınız. Ama bu gerçeği herkeslerden gizlemeğe, saklı tutmağa çalışıyorsunuz. Örneğin, ülkeye hizmetlerinizi bir ithalat/ihracat şirketinin sahibi olarak sürdürüyor, çevrenizde saygın bir kişilik görüntüsü oluşturmağa özen gösteriyorsunuz.

 

Çünkü önemli planlarınız var... Hayali ihracat işi savsaklamaya gelmez. Sevkiyat birkaç gün sonra ve ayrıntıları kotarmak zorundasınız. Devletten alacağınız teşviklerle bir süre ortalıktan yok olacaksınız... Ülkemizi temsil gibi önemli bir görevi Monte Carlo kumarhanelerinde, Bangkok batakhanelerinde, Amsterdam kerhanelerinde filan üstleneceksiniz...

Sonra, üst düzey bürokrat ve siyasetçi ortaklarınızın söz verdiği aftan yararlanıp ülkeye dönecek, yurtsever faaliyetlerinizi bıraktığınız yerden sürdüreceksiniz. Dolayısıyla, şu sıralarda kimsenin dikkatini üstünüze toplamak istemiyorsunuz.

Gerçi fazla çekinmenize de pek neden yok ya.  Değil mi ama? Temiz siyaset, temiz eller vb gibi saçmalıkları ciddiye alacak ölçüde fosilleşmiş bürokrat, aydın, siyasetçi dinozor mu kalmış memlekette? Elbirliğiyle bir yolu bulunacaktır elbet. Herneyse. Ne olmaz, ne olmaz. Bakarsın rekabetçi çetelerden birileri taş koymağa kalkar.

 

Gel zaman git zaman, memleketin seçkin siyaset evlatlarının biraraya gelip finansman ve paylaşım konularını konuşup kotardıkları bir dost toplantısında gözleriniz bir genç hanıma takılıyor... Gazeteleri anımsıyorsunuz: Ünlü mankenlerden...

Sekizinci futbolcu sevgilisinden yeni ayrılmış, yemyeşil gözleri ne kadar da hüzünlü...

  siyasi mizah

Baba yüreğinizde sımsıcak koruma duyguları kabarıyor. Kültürlü, kendine güven dolu, see through, yani şeffaf bir genç kız... Modayı yakından izliyor... Düşüncede özgür... Sütyen, külot gibi dar kalıpları kırabilmiş. Besbelli, bedenim benimdir, dilediğim gibi kullanırım, diyebilen çağdaş bir genç kadın.

Hangi açıdan bakarsanız bakın, Lokman Hekim'in, "Yeme de, yanında yat," dediği türden... Tabii, öylesi bir Lokman Hekim'in ya aklından, yada kromozom ve hormonlarından kuşku duymak gerek.

Gerçi, içinizde bir kötülük yok... Yok ama, olmaz ki! Bu mini etekle de, böyle bacak bacak üstüne atılmaz ki...

Çevreye belli etmeden gözlerinizi kısarak olabildiğince iyi bir görüntü elde etmeğe çalışıyorsunuz. Peki, ya sonuç?

Doludizgin bir görüntü yakalayamadığınız gibi, o bir anlık titrek resim kanınızı daha da tutuşturuyor. Kendinizi anlatılmaz bir doyumsuzluğun pençesinde buluyorsunuz.

 

  .TEHLİKELER... TEHLİKELER...  

Göz kaslarınızın gereksiz aşırı zorlanması da cabası... Mideniz kasılacak, migren ağrılarınız tutacak, moraliniz bozulacak, işleriniz ters gidecektir. Belki de, hayali ihracat işinde olmadık bir planlama hatası yapacak, yakayı ele vereceksiniz. Böyle bir durumda, yetkili/yetkisiz bir sürü kişi ile parsayı paylaşmak zorunda kalacaksınız.

Peki, ya kızın tepkileri? Gözünüzün kıpırdanıverişini başkaları görmeyebilir, ama kızın dikkatinden asla kaçmayacaktır. O, kurt bakışlar için buradadır, kurt bakışlar aramaktadır. İşini bilen kurtla, dünyadan habersiz ürkek kuzuyu ayırdetmek, onun ihtisasıdır.

 

Kaçamak bakışlarınız için sizi küçümseyecek, yüreği çürümüş korkak bir adam olduğunuzu düşünecek, haklı olarak sizi aşağılayacaktır. Bu küçümsemeyi, bu aşağılamayı genç kızın yemyeşil gözlerinde okuyacaksınız. İçiniz buz kesecek... Kendinize olan güveniniz o anda sıfır seviyesine inecek...

 

Ürkek ve kaçamak bakışlarınız yüzünden adaletin şaşmaz pençesine düşmeniz de yabana atılamayacak bir başka olasılık. Çiğ süt emmemiş, haram yememiş, tam tersine pişirip pişirip içmiş, helaline yemiş bu genç bayan, hayali ihracat işinde olduğunuzu ilk bakışta anlayacak, belki de gizli planlarınızı ihbar edecektir. Bu durumda siz yine yetkili/yetkisiz bir sürü kişiyle vurgunu bölüşmek zorunda kalacak, arslan payını da ihbarcı kıza kaptıracaksınız.

Oysa genç kızın kader çizgisi o gün orada gizlisi saklısı olmayan bir beyefendi, deneyimli bir çapkın, otantik bir kurt zampara, gerçek bir kalb hırsızı, tek kelimeyle hakiki bir kadınyiyen ile kesişecek olsa, herşey nekadar farklı olurdu...

 

Düşünün bir kere... İçtenlikli ve yaşama sevinci dolusunuz. Bakışlarınız genç kızın dolgun göğüslerinde, kusursuz bacaklarında geziniyor. Zengin repertuarınızdan seçtiğiniz kurt ıslığı, öpücük sesleri ve derin anlamlı hırıltılar bu davranışınıza eşlik ediyor.

 

Sonra yaklaşıp yakından inceliyorsunuz. Titiz ve müşkülpesent davranıyorsunuz. Bilimsel bir yansızlık sergiliyorsunuz. Dostça hitap ediyor, tatlı sözler söylüyor, duygularınızı doğrudan ve dolaysız iletiyorsunuz.

Genç kızın tepkisi ne olacaktır? Deneyimli ve rahat tavırlı bir beyefendinin beğenisi ona gurur verecek, gördüğü ilgiyi sımsıcak gülümseyerek yanıtlamayacak mıdır? Genç kızın ilk izlenimleri doğrulanıyor. Seçkin kişiliğiniz kanıtlanıyor. Kişiliğinizde saygı duyabileceği bir beyefendi tanımış, yüreğinde sıcacık duygular uyanmıştır.

Onun özgvenini pekiştirdiniz. Onu mutlu ettiniz... Bu noktadan başlayarak, dostça bir iki sözcük, ardından yanaktan alınan babaca bir kesme... Kuşkusuz sizi ödüllendirecek, kolunuza girip birlikte çıkmakta sakınca görmeyecektir.

Flaşlar patlayacak, ertesi gün manşetlere çıkacaksınız: Milli Çapkın Yine İşbaşında... Şöhretiniz tımanışa geçecek, kendinize duyduğunuz güven ve saygı kanatlanıp uçacaktır.

siyasi mizah  

Ertesi gün ilk yapacağınız şey, Defterdarlık'a kadar uğrayıp, devletten tokatladığınız haksız teşvikleri iade etmek olacaktır. Buna eminim, çünkü siz artık kendi üç ayağınız üstünde durabiliyorsunuz. Parasız pulsuz da olsanız, erkekliğinizi fiilen kanıtlamış durumdasınız... Üçüncü bacak sapasağlam yerinde...

Artık devlet teşvikine filan gereksinim duymayacaksınız...

 

İşte bütün bu olup bitenler, kadınyiyenliğin toplum ve yurttaşlık ahlakı açısından ne derece önemli bir faaliyet alanı olduğunu apaçık gösteriyor. Binlerce örnek verilebilir, ama kısaca özetlemek gerekirse: Çapkınlık adı verilen kutsal etkinlikler, toplumdaki çürümüşlük ve kokuşmuşluğa karşı elimizdeki en güçlü silahtır.

Başarılı bir çapkın, kendisi ve toplumla barışık, huzurlu, maddiyata önem vermeyen bir kimsedir. İnsan sevgisinin yüce doruklarında manevi hazlar tadmış, kevser şarabından içmiş, ermiş kişidir.

Tekrarlarsak, düşmanımız olan o sünepe, özgüvenden yoksun, kendine, kadınlara, topluma saygısı olmayan o tiridinebandım hıyarcıklardan uzak durmak gerekiyor. Cemaat ve cemiyetlere her türlü kötülük onlardan gelir. Hertürlü çeteci, rüşvetçi, stokçu, vurguncu, hortumcu, hayali ihracatçı, alavera dalaveracı bunlardan çıkar. Süistimal sözcüğünün istimnâ kavramını çağrıştırması, yani masturbasyon anlamı taşıması pekçok şeyi açıklamıyor mu?

 

siyasi

.VAKIFLARIN ÖNEMİ.

mizah

Bence ülkenin tüm kalburüstü deneyimli kadınyiyenleri biraraya gelip bir dernek çatısı altında birleşseler:

TÜSİAD, MÜSİAD, YÖK, MÖK, KESS, MESS, FAK/FUK/FON, FİKFİK DER, ÇOKSOYDER, ÇOKKOYDER, Tüm Düzüp Üzenler Fırkası, Tüm Düzülüp Üzülenler Partisi, Basın Patronları Tröstü, Pembe Tablo İktisat Profesörleri Karteli, Permalı Soroptimistler Çay ve Sempati Konfederasyonu, Papatyalar Paslaşma ve Pasta Paylaşım Sandığı, Yurtsever Babalar Yardımlaşma ve İnfaz Komitesi, Tüm Anonim Alkolikler Sendikası, Yukarı Mahalle Ağrısız Epilasyon Cemiyeti, Aşağı Mahalle Hamam Yaptırma Vakfı gibi kamu yararına çalışan öteki pekçok dernekten çok daha verimli bir girişim olurdu.

 

Böyle bir örgütleşmeye gidilse, vakıf kurmak, vergi muafiyetlerinden yararlanmak, teşvikler almak, kurslar düzenlemek, naylon üniversite işletmek gibi toplumsal hizmetler de olanak kazanacaktır. Bu yurtsever konuya ilerleyen sayfalarda yeniden döneceğim.

 

Şimdilik sözü bağlayacak olursak... Demek ki, deneyimli bir çapkın için açıklık, dürüstlük, içtenlik büyük önem taşıyor. Gerçekleri saklamağa, gizlemeğe kalkışırsanız, bu yüce sanat yolunda hiçbir zaman gereğince ilerleyemez, insanlığa yeterli hizmet veremezsiniz. İşte bu noktayı ne derece önemle vurgulasak azdır.

siyasi mizah  

Dostlar! Glastnost önemlidir...

Perestroyka da öyle... Ayrıca, balalayka, kalinka, ikona, kokana, mastika, ikebana, bonsai, kamikaze, harakiri, buzuki, suzuki... Daha neler de neler...

 

Akciğerliler, amniyonlular, amniyonsuzlar, altıyarıkgiller, arkadan solungaçlıgiller, aşağı omurgalılar, ayaklılar, ayakçılar, ayıgiller, ayıbalığıgiller, balözü emenler, ne bulursa emenler, baştankaragiller, kafadanbacaklılar, makattanbacaklılar, birdelikliler, ikidelikliler, kuyruklular, kuyruksuzlar, kuyruksallayangiller, kafalılar, kafasızlar, kafasallayangiller, boncuklu kertengelegiller, solucanlar, sülükler, yılanlar, çıyanlar, akreplar, çakallar, sırtlanlar, geyikler, keçiler, şebekler, eşşekler ve eşşekoğlueşşekler... Daha neler de neler...

Aktörlük, aktristlik, artizlik, organizatörlük, filimcilik, afişçilik, reklamcılık, lotaryacılık, akortçuluk, acentacılık, çanakçılık, çömlekçilik, doğramacılık, çilingirlik, celeplik, kabzımallık, cambazlık, düdükçülük, fırçacılık, tıraşçılık, fiştekçilik, badanacılık, koltukçuluk, muslukçuluk, simsarlık, tellaklık, röntgencilik, dikizcilik, erketecilik, hanutçuluk, dalkavukluk, yalakalık, yağcılık, yalancılık, palavracılık, tezvircilik, ispiyonculuk, hayali işletmecilik, adam şişletmecilik, entrikacılık, fesatçılık, düzenbazlık, madrabazlık, batakçılık, dümbüklük, kavatlık, pezevenklik, hırsızlık, kalpazanlık, kapkaççılık, arakçılık, zarfçılık, anaforculuk, hortumculuk, horzumculuk, rüşvetçilik, çıkarcılık, yiyicilik... Daha neler de neler...

Monizm, dualizm, plüralizm, nominalizm, dogmatizm, ampirizm, pozitivizm, realizm, rasyonalizm, determinizm, probabilizm, materyalizm, pragmatizm, deizm, panteizm, fatalizm, ateizm, septisizm, humanizm, idealizm, romantizm, romatizmatizm, rölativizm, individualizm, sosyalizm, komünizm, nasyonalizm, enternasyonalizm, epikürizm, sensualizm, hedonizm... Daha neler de neler...

mizah  

Örneğin, otobüslerde kalabalıktan yararlanarak kadınları sıkıştırmak ancak içi geçmiş tiridine bandıklarımın inebileceği bir bayağılıktır. Böyle kişilerin hileli iflas gösteren tüccar, zimmetine para geçiren devlet memuru, naylon üniversite rektörü, sarı sendikacı, satılık parti delegesi, yada hayali ihracatçı olma olasılığı çok yüksektir.

 

Deneyimli bir kadınyiyen, bu tür toplumsal etkinliklerde kalabalığın desteğine gereksinim duymaz. Bu seçkin erkek ırkı, bomboş bir otobüste tekbaşına ayakta duran alımlı bir bayana arkadan aborda olduğunda, "İtmeyiniz efendim, rica ederim, itmeyiniz... Aramızda bayanlar var" espirisini yapabilecek bir incelikten yoksun değildir ki...

Sanatınızı gizli tutmağa kalkışırsanız, yöntem ve tekniklerinizi geliştirmek, inceltmek, yüceltmek, en önemlisi de topluma kabul ettirmek olanaklarından yoksun kalırsınız. Gerçek bir kadınyiyen ustalığına ulaşmanız asla sözkonusu olamaz. Günlerinizi kaba bir kopya, ikinci sınıf bir taslak ve müsvette olarak tamamlayacaksınız demektir.

 

     

16 YY. SONU OSMANLI TARİHİNDEN HAZİN BİR SEVDA ÖYKÜSÜ İÇİN

 TIKLAYINIZ

 

tarih     mizah     gençlik