| 
Bir
Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası
BÖLÜM - 6
DENEYİMLİ OLMAK -- KAÇ YAŞINDA ??
Evlenmek için ideal çağ, sihirli
çeşmenin,
sıradan su ibriğine dönüştüğü çağdır.
NAH İNSANA VE ANASNİ HAN,
gizli baskı, s. 31
Evlilik adı verilen kurum, başlangıçta
erkeğin elindeki
şişman sosisin dilim dilim bir kadına
yitirilmesinden öte değil.
NAH İNSANA VE ANASNİ HAN,
gizli baskı, s. 31
XY kromozomuyla dünyamıza
gelen her çocuk, zamansız ölmek gibi bir budalalık yapmadığı sürece,
gün gelir iyi bir kart zampara adayı olabilir...
Nitekim sabahları okul
bahçesinde toplanıp kana kana içtiğimiz andlar, ettiğimiz yeminler,
istikbale verilen birer niyet mektubu niteliğindedir:
Erkekim, çapkınım, zamparayım,
Ülküm kartlaşmak, ileri gitmektir...
Demek ki, kimse başlangıçta
niyetten yoksun değil... Peki ama nasıl oluyor da küçük
tiridine-bandıklarım, gün geliyor büyük tiridine-bandıklarıma
dönüşüyorlar!
| |
|
Bu aslında bir kültür sorunu
(Latince, colere, cultura: ektiğini biçmek).
Bu bostandan ancak bu kadar kelek
ürün alınabiliyor... |
|
|
 |
| |
|
XY kromozomu taşıyan her
çocuk, er yada geç, dehşet verici bir olasılık, korkunç bir akıbet ile
yüzyüze geliyor, zamparalık sınavlarında yetersiz not alabiliyor,
başarısız duruma düşebiliyor. Tabii, benim gibi yüreği insan sevgisi
dolu, kamu yararına çalışan bir hümanist tarafından eğitilip,
aydınlatılmadıkça... |
|
|
Çapkınlık eğitimi engebeli
bir yoldan geçer. Tümsekler, çukurlarla doludur. Çapkın olabilecek
kimseler sıradan kimseler değildir. Güçlü bir cevher, yorulmaz bir
ruh, usanmaz ve uslanmaz bir istenç gerektirir. Tanrı vergisi bir
genetik temel üstüne, eğitim ve egzersizle birçok deneyim katları inşa
edilecek, bu görkemli bireysel yapı giderek çokkatlı bir otopark
binasına dönüşecektir.
| |
Yeniyetme bir erkek adayının
önünde aşılmaz engeller, üstesinden gelinmez güçlükler vardır.
Bilgisiz, güvensiz, ve ürkektir. Nedeni de, deneyimden yoksun
olmasıdır. Gereksinim duyacağı strateji, taktik, yöntem ve tekniklerin
hiçbiri elinin altında hazır değildir. Kadınlar konusunda yazacağı
bilimsel teze henüz imzasını atamamış, kaşesini vuramamış, mührünü
basamamıştır. Yiyeceği fırınla ekmek, öğreneceği evrenler dolusu
dersler vardır. |
|
 |
Ne var ki, bu durum uzun
uzadıya üzülmeğe değer bir sorun oluşturmaz. Gençlik, tıpkı kızamık
yahut su çiçeği gibi, iki ayaklı dünyalı yaratıkların bir dönem
geçirmek zorunda oldukları, ama sonunda sureti kat'iyede iyileşip
kurtuldukları bir hastalıktır...
 |
|
Eğer yaşınız gereği "gençlik"
denilen felaketin pençesinde inliyorsanız, kitabımı daha büyük bir
özen ve dikkatle okumalısınız. Derslerinizi iyi öğrenir, sınavlarda
başarılı olursanız, hayat sizi aynı hızla ödüllendirecektir. |
|
Bu yüce sanatın olmazsa olmaz
özelliği, onun insanın ruhunda, düşüncesinde kök salması, yeşermesi,
boy atmasıdır. Bu temel felsefe ile yatağa girmeli, bu temel felsefe
ile yataktan kalkmalısınız. Kafanızın tek rayda işleyen tiren gibi
işlemesi gerekiyor.
| |
|
Çapkınlık, boş zamanlarınızı
değerlendireceğiniz ikincil bir uğraş değil, yaşamın asıl amacı,
öncelikli etkinlik alanınız, temel kişilik özelliğinizdir. Dışavuruk
görüntünüz de ancak bu temeller üstüne kurulursa inandırıcı olacaktır.
Başka bir deyişle, deneyimli çapkınlar, yakışıklı oldukları için
çapkın değil... Çapkın oldukları için yakışıklı erkeklerdir. Öncelikle
benden örnek ve ölçü alın... |
|
|
Bir keresinde genç bir
delikanlı gelip bana dert yanmıştı: Kadınlar onu ilginç bulmuyor,
kadınların ilgisini çekemiyordu. Acaba saçını sakalını kırçıl boyatsa,
şakaklarından aşağı kadınları kahreden o ak favorileri sarkıtsa
kendisi de kart zamparalığın kevser şarabından gönlünce dolu dolu
içebilir miydi? Kuşkusuz bunların belli bir etkisi olacağını anlattım.
Sonra elimi omzuna koyup, ünlü ozanın şu görkemli dizeleriyle
yanıtladım:
Büyük düşün, ey genç
adam, Saçı sakalı bırak
Yaşına kurusuna takma
kafayı, işin oluruna bak
Düşü, hayali bırak, ki
Hayatın başlasın
Sen ki Fatih'in
İstanbul'u Fethettiği yaştasın
Onu son gördüğümde bir
merdiven altında durmuş, bayanların bacaklarını dikiz egzersizleri
yapıyordu. Mesleğin daha başlarındaydı. Ama doğru yönde bir adım...
Mutluydu da. Çünkü kızların bacaklarına bakmak, çapkınlık felsefesi
açısından ilerdeki üst düzey uygulamalar için ilk doğru adımlar
sayılabilir.
| |
İşte bu nedenle, kimi
meslektaşlarımız bu eğitimin daha ortaokul hatta ilkokul sıralarından
başlatılmasını önemle savunuyorlar. Örneğin yere kalem düşürmek yada
ayağına ayna bağlamak yoluyla öğretmenin bacaklarını dikizleme
egzersizleri gibi... |
|
 |
Peki, bu yüce sanatı nereye
kadar sürdürebilir, kaç yaşına değin kart zamparalık yapabilirsiniz?
Bu konuda sizlerle dürüst
olmalıyım ve dürüst olacağım... Yoksa, bunca para verip dolu dizgin
okuduğunuz iddialı kitabım gereksiz bir değer yitimine uğrayacaktır.
Dayanılmaz hafiflikte bir gerçeği sizlere burada, hemen şimdi ve
yirmidört kısım tekmili birden açıklamak zorundayım...
 |
|
Gün gelecek, kadınyiyenliğe
bir son vermek zorunda kalacaksınız. Bu gerçeğe boyun eğmek, onunla
olgun ve anlayışlı bir kurt kimliğinizle yüzyüze gülümseyerek yaşamak
zorundasınız. |
|
Hiçbirşey sonsuza değin
süremez. Kandilin yağını tüketip öteki dünyaya göç etmedikçe, mortu
çekip kalıbı dinlendirmedikçe, son nefesi verip teneşire teşrif
buyurmadıkça çapkınlık sürecektir.
Ama, cavlağı çekip rahmeti
rahmana kavuştuğunuzda, nalları dikip kuyruğu titrettiğinizde, niyazi
olup tahtalı köye postalandığınızda çapkınlık da bitti demektir.
Ama yalnızca, içinde
misafireten yaşadığımız şu geçici âlem açısından, tabiatıyla...
 |
|
Bundan sonraki âleme
gelince... |
|
Sergilediğimiz katışıksız
insan sevgisi, üstün hizmet anlayışı ve vazife bilincinden dolayı,
biz kart zamparalar kuşkusuz cennetlik olup, ayrıca
| |
Gidenlerin herbiri acaip memnun ki yerinden
Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden
|
|
dizeleri ile gündeme
getirilen verileri de gözönüne alırsak, demek ki, cennet-i âlâ’nın
nimetleri biz kart zamparalar için çantada kekliktir. Yani yemyeşil
çayır çimen, şırıl şırıl sular, sıfır enflasyon, Kevser şarabı ve
binbir Huri Cihan...
Velhasıl, faaliyetlerimiz
muhtemelen orada da yoğunluk kazanarak devam edecektir.
| |
Bir de şu hikayeyi
anlatırlar: Atmış beş yaşında bir delikanlı birgün mahalle kahvesinde
oturmuş dert yanıyormuş: Ah! Ah! Elden gitti vefasız gençlik... Keşke
on yaş daha genç olabilseydim. Şöyle elli beşinde filan... |
|
 |
Bu sözleri işiten seksen
beşlik bir bilge kişi gülümsemiş: A benim akılsız oğlum, bu hesapça
benim de şimdi, Ah keşke yetmiş beşimde olsaydım diye hayıflanmam
gerekiyor!
Görüyorsunuz, bütün bunlar
göreli şeyler... Sözün doğrusu, bu can bu tenden çıkmadıkça, bu
sanatın sonu yoktur. Ünlü eski kulağıkesiklerden halk ozanı
Karacaoğlan ne demişti?
Çapkınlığa sözüm yoktur
Kaçın göçün sonu boktur
Bizim için durmak yoktur
Bu can bizden çıkmadıkça
Para pula karnım toktur
Bindirmenin zevki çoktur
Güzellere tur üstüne tur
Bu can bizden çıkmadıkça
Yanılmaz ve yorulmaz pîrimiz,
önünde durulmaz ulu önderimiz Karacaoğlan'ın yaş’am sevincini yansıtan
bu dizeler, kurmayı düşündüğümüz Tüm Çapkınlar Serbest Rekabet
Derneği'nin milli marşı olacak değerdedir.
|
 |
OTUZBİRİNCİ SAYFAYA DAİR |
 |
Şimdi sözü çok hassas bir
konuya getiriyorum: Deneyimli bir çapkın, teoriyi pratikten, özü
biçemden soyutlamak gibi bir yanlışlığa asla düşmez... Kısa ve öz izah
edeyim:
Kart zamparanın kitabındaki
bütün sayfalar lebâbeb dolu, ama otuzbirinci sayfa bomboştur...
Oysa,
sevimli tiridinebandıklarım için durum tam tersinedir: Onların
yazdıkları kitaplarda bütün sayfalar bomboş olup, yalnızca otuzbirinci
sayfada ürkek ve kaçamak birkaç çiziktirme yer alır. Elinize alıp da
okumağa değmez...
Şu anda
keyifle okumakta olduğunuz kitabıma gelince: Otuzbirinci sayfasının
dahi ne yazık ki arzum hilafına tepeleme dolu olması benden değil
yayıncımdan kaynaklanmıştır.
Boş bırakmasını önermiştim. Okuyucuya
nasıl açıklayacağı kaygısına kapılmış. Laf ola, beri gele! Sünnetçiler
dükkanın boş vitrinini nasıl açıklıyorsa, sen de öyle yaparsın, olur
biter.

|