sözel taktikler

Bir Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası

BÖLÜM - 8

 

DOĞAÇLAMANIN VAZGEÇİLMEZ ÖNEMİ

ve

SÖZEL YAKLAŞIMLAR

  

Kıskandırmak istemiyorsanız, kulağına usulca

"Seni seviyorum" Sonra öteki kulağına,

"Seni de seviyorum"

NAH İNSANA VE ANASNİ HAN

gizli baskı, s. 31

Gözlerinizi dikip uzun uzun süzmeniz, tek başına ve kendi içinde pek bir anlam taşımayacaktır. Üstelik, büyük yanılma ve yanıltmalara yol açacağı da kesindir.

sözel yaklaşımlar  

Bakışlarınız beğeni ve onay, yoksa kınama ve şaşkınlık mı iletiyor? Genç kızı bu tür sorularla yüzyüze bırakmış, kararsızlığa itmiş olursunuz. Birincisi onu mutlu ederken, ikincisi gereksiz yere üzecek, karamsarlığa düşürecektir.

 

Genç kızın duygularını bu şekilde askıda bırakmağa hakkınız yok. Bir beyefendi olarak konuya açık seçik yaklaşmak, beğenilerinizi açık saçık dile getirmek zorundasınız. Kuşkuya açık kapı bırakamazsınız.

 

Çapkın bakışlarınızı uygun el kol hareketleri, homurtu ve hırıltılarla desteklemeniz yerinde olacaktır. Şiirsel sembol ve cinasların belirsizliği bu yoldan kolaylıkla ve çabucak açıklığa kavuşturulabilir.

 

İşte şimdi, mimik ve jestlerinize eklenecek hırıltılı sesler konusunu ayrıntılarıyla ele alacağım.

 

  .SÖZEL YAKLAŞIMLAR.  

Önce, görsel anlatımlara eşlik etmesi gereken sözel tamamlayıcılardan konu açalım: Özlem dolu bir iç çekiş, acı soslu bir göğüs geçirme, soluğunu ölesiye tutup ansızın kuvvetle salıverme, çalışılmış çeşitli kurt ıslıkları, yada bunların çeşitli bileşkeleri... Repertuarınızı sonsuz ölçüde geliştirip, zenginleştirebilirsiniz.

Mimik ve jestler eşliğindeki sözel yaklaşımlar çağlar boyu etkili olagelmiştir. Bugün için de değerlerini yitirmiş değillerdir... Duruma göre aaah ah, oh oh, of of, öf öf, uf anam be, hımm, umm, vayyy, ışşş, vaşş... gibi beğeni dolu kısa anlatımlarla yetinebileceğiniz gibi...

"Hepsi senin mi kız? Uvv yavrum benim, cıvıra bak cıvıra, karpuza gel karpuza... Paspasın olayım abla, ye beni, çiğne beni... Ooof of bu benim bittiğim andır, bir kaderim vurdu bir de sen vur" gibi daha kapsamlı ve felsefi içerikli gözlem ve yorumlara da yer verebilirsiniz.

 

Özellikle canhıraş perdeden bir “Çiğne beni abla çığlığı”, sırt ve bel ağrıları olan kişiler için son derece olumlu bir yardımlaşma çağrısı niteliğindedir!

  sözel gözler

Eski zaman ustalarının bu konularda bizim kadar rahat ve teklifsiz oldukları söylenemezdi. Mesajlarını usturuplu şekilde gizli kapaklı aktarmak zorunda kalırlardı. Romantik tangolar  bu tür imalarla doluydu. Tekbaşına veya birlikte mastürbasyon ençok işlenen konular arasında yer alıyordu:

Sensiz kaldığım geceler

Neler çekerim ah neler...

 

Bana ne ümitler verdin

Artık ben seninim derdin

Başını okşar severdin

Klasik dönem yayınlarında, bugün bize tuhaf gelebilecek türlü önerilerle karşılaşırız. Örneğin, anlam dolu bakışlarınız ve melek gülümseyişinize ek olarak, zarif bir davranışla sağ elinizi kalbinizin üstüne koyup dizlerinizi hafifçe kırarken, başınızı hüzünlü ve mahzun bir yetim gibi yana çarpıtıp eğilerek genç kızı selamlamanız önerilirdi.

Bunun güçlü bir akrobasi yeteneği gerektireceği kesin. Ama, eninde sonunda aynı amaca hizmet edip, aynı kapıya çıktığı da yadsınamaz.

 

Şöyle ki, atalarımız gerçi bu dar kalıplardan yola çıkıyor, ama uygulamak zorunda kaldıkları bütün zor pozisyonlara rağmen, onlar da sonunda çoluk çocuk sahibi olmayı başarabiliyorlardı.

 
 
 

Çok yakın bir geçmişe değin, o zamanki çapkın delikanlılar ve cilvekar cıvırların başvurmak zorunda kaldıkları gizli işaretleşme dili için burayı  TIKLAYINIZ.  (Farklı bir pencere açılacaktır.)

 

İşte, kurt bir kadınyiyenin bu alanda geniş bir repertuardan yoksun olması düşünülemez. Böyle bir yoksunluk, mesleki intihar sayılsa yeridir.

 

Delici nazar ve bakışlarınız, çıldırtıcı mimik ve jestleriniz, kahredici gırtlak nağmeleriniz, kullanacağınız çarpıcı aksesuar ve öteki lojistik destek öğeleriniz uyumlu bir bütünlük içinde olmalıdır.

  taktik ve taktikler

Şimdi, aşağıdaki dizelerde anlatılan karmaşık duyguları edebiyatçı gözüyle irdeleyelim:

Tombulum benim,

Kilolum, balık etlim...

 

Mart kedisim,

Nisan güvercinim,

Mayıs lüferim...

 

Çarpık beslenme ürünü

Değirmi göğüslerin ve

Davetkar kalçalarında

Dışavuruk bir birikim...

 

Bu gece işevuruk musun

Tombulum benim...

Ölümsüz ozan Umut Yaşar Ölmez'in parkın uygunsuz bir köşesinde, olgun olmasa da dolgun bir genç kızın kulağına fısıldadığı dizeler...

mizah  

O gece dolunaydı. Şair her dolunayda aşka gelir, mehtaba çıkmak isterdi. Edebiyat tarihimiz öyle yazıyor...

 

Ne var ki, sözkonusu olan gündelikçi kız, şairin yüce mısralarından hiçbirşey anlamamıştı. Belki köyünden kente daha yeni kopup gelmişti. Belki de su katılmadık bir ayrılıkçı azınlık kızıydı. Adı Mehtap'tı.

 

Şair ve Mehtap iletişimsizlik durumunda başvurulabilecek evrensel bir dilde buluştular. Merkez Bankası guvarnörlerinin imzasını taşıyan bir tomar banknot...

  sözel mizah

O günlerde, lira da lira idi, hani. 50 liraya garsoniyer tutar, 500 liraya konak satın alabilirdiniz. Şimdi liradan altı sıfır atılınca yine o mutlu günlere dönebileceğiz.

Anımsayacaksınız, o dönemde halâ çürümüş Keynes, köhnemiş Marx ilkelerini izliyor, denk bütçe gibi bir ilkellik peşinde koşuyor, milletçe fakirlikte buluşuyorduk.

mizah  

Friedman gibi teorisyenlerle, Demirel, Özal, Çiller gibi uygulayıcıların sahnede görünmelerine daha yirmi yıl vardı. O devirde uluslararası sermayenin acı reçetelerini anlayıp anlatacak iktisatçı ne gezerdi memlekette? Anamız daha yeterince ağlamamıştı ki.

 
 
 

Basın hâla amatör Kuvve-i Milliye’cilerin elindeydi... Medya patronları henüz kartelleşememiş; sermaye, hükûmet ve yalılarda oturan ekonomi profesörleri korosu ittifakı henüz kurulma aşamasında olan, ilkel bir dönemdi... Devletin borçları hâla çevrilebilir düzeyde, İMF ve AB’ye marsh marsh çekebilir durumdaydık...

  sözerl taktikler
 
mizahi kitap  

Enflasyonu tırmandırıp, sırdaş hesap, repo, insider trading, offshore trading, hazine bonosu gibi ince ayar ekonomik işlemlere olanak sağlamak için 24 Ocak kararlarını beklemek gerekecekti...

 

Resmi Tarih, ünlü romantik şairin o gece Mehtap'a kaç kez çıktığını, muhabbet bağına kaç kez girdiğini, vuslata kaç kez ulaştığını yazmıyor. Yazmaz, tabii... İnce ayar gerçekleri öğrenmek için resmi olmayan kaynaklara danışmak gerek.

Artık zamanlar değişti. Çağ atlayan ülkemizde o günlerin el yordamı yöntemleri geçerliğini yitirdi. İlişkiler şimdi döviz bazında yürütülüyor. Bol sıfırlı, ithalat ekonomisi şişirmeli Türk lirası ile Mehtab'a çıkabileceğiniz çok şüpheli. Enflasyon orta direği kırdı, geçirdi.

Bu orta direkle, donunuza çadır

bile kuramazsınız artık!

 

  .PEKİ NE YAPALIM?.  

Neyse ki Devlet, Millet, Hükûmet, Meclis, Birleşmiş Milletler, Birleşik Devletler, Çökmüş İngiliz Milletler Topluluğu, Kaybolmuş Osmanlı İmparatorluğu, Yıkılmış Sovyetler Birliği, Kurulmamış Türkî Devletler Topluluğu, Ölüdoğmuş İslam Ülkeleri Kardeşliği, NATO, EFTA, NAFTA, IMF yada AB'yi karıştırmadan da sorunlara kestirme çözümler bulmak olanağımız var:

İletişim için, kocaman kocaman göz kırpıp, dudaklarınızla kalın kalın yalanırken, bir yandan da anlamlı anlamlı sırıtıp, hırıltılı busecikler üfler gönderirsiniz. Mesaj alınmıştır bile...

mizah  

Son darbeyi vurmanın zamanı gelmiştir: Muhteşem dilinizi çıkarıp kendi kulak memelerinizi, ve özellikle de bir uçtan bir uca kaşlarınızı yalamağa başladığınız anda, genç kızın artık dayanma gücü kalmamıştır...

 

Bu veciz beğeni davranışları karşısında genç kız kuşkusuz mutluluktan uçacak, önce pespembe sonra kıpkırmızı giderek mosmor kesilecektir. Bu renk sırasını akılda tutmanızda yarar var.

Bir yanda aradığını bulmuş olmanın verdiği çıldırtıcı sevinç. Öte yanda sizi daha önce tanımamış olmanın verdiği büyük hüzün. Gecikmiş kaderine duyduğu kahredici öfke genç kızın ruhunda fırtınalar koparmaktadır:

Güz gülleri gibiyim, hiç bahar yaşamadım;

Ya sevmeyi bilmedim – yıllarca,

Ya sevince geç kaldım...

Biliyorsunuz: Erkeğin kalbi bakkal dükkanı gibidir; Giren çıkan belli olmaz... Kadının kalbi ise mezar gibidir; Bir giren bir daha çıkamaz...

Lirik lirik gerçekler...

kırık kalb

 

Umut Yaşar Ölmez'e gelince... Eğer saçma sapan bir nedenle vakitsiz ölmeseydi, çene suyu çorba huylarından belki birgün kurtulur, ergeç deneyimli kart zampara mertebesine ulaşırdı, diye düşünüyorum... Sevda şiirlerinin çoğunda bunun belirtileri görülüyordu.

 

Resmi Tarih, Ölmez'in ölüm nedenini şöyle açıklıyor: Pîrimiz Karacaoğlan'nın "Sakal seni matkap ile yolayım / Bir kız bana emmi dedi neyleyim" nakaratlı alaciyak dizelerinden esinlenip, sakalındaki ak kılları mahalle berberine matkap ile yoldururken iltihap kapıp ölmüştür.

Ozanlarda akıl olduğunu kim söylemiş ki...

 

  .UZMANLARIN GÖRÜŞLERİ.  

İyi de, ne tür söz, bakış ve el kol hareketlerinin diğerlerinden daha üstün, daha etkileyici olduğunu belirlemenin bir yolu yok mudur?

cinsel mizah  

Kimi araştırmacılar bunun olanaklı olduğunu savunurlar. Örneğin, Dr. Haydar Uskur, "Cinsellik Üstüne Herzaman Sorduğumuz Ama Yanıtını Asla Öğrenmek İstemediğimiz Yüz Amlamlı Soru" başlıklı ünlü yapıtının otuzbirinci sayfasında, çift ayna önünde kendi kıçına bakarak egzersiz yapılmasını öğütlemiştir.

Üstad, bunlara cinsel gönderim egzersizleri adını veriyordu.

 

Bakırköy Akıl Hastanesi bânisi, "Cerrahi-i Asabi" üstadı Mazhar Fuat Osman üstad bu görüşe kısmen arka çıkmış, egzersizlerin deli gömleği giyildikten sonra ayna önünde “Deli deli tepeli, kulakları küpeli” tekerlemesi eşliğinde yapılmasının sayısız yarar sağlayacağını savunmuştur.

taktik  

Örnekler çoğaltılabilir. Ama bilimsel literatürdeki bitmez tükenmez tartışmalarla sizleri sıkmak istemiyorum. Doğrudan konuya gireceğim:

 

Bana soracak olursanız (ki, benden başka kime soracaksınız?) biz kadınyiyenler bu tür yöntemleri reddediyoruz. Aramıza katılmağa hazırlananlara da kesinlikle önermiyoruz. Hayır, bin kez hayır! Bunlar bizim sanatımızın yüce doruklarına yakışmayacak, sıradan sapık davranışlardır...

Görsel iletilerde tutulacak en doğru yol doğaçlamaya yönelmek, içgüdülerinize güvenmektir. Güdülerinize güvenebilirsiniz, çünkü güneşin ışığı altında (ve karanlıkta) varolan herşey doğamızın yönetimi ve denetimi altındadır.

Ne yapıyorsak, bedenimizin en uzak hücrelerine değin yayılmış genlerimiz öyle emrettiği için yapıyoruz. İstemiyor ama yapmak zorunda kalıyorsak, toplumun zorlamasıyla yapıyoruz, demektir. Yok eğer istiyor... istiyor ama yapamıyorsak, yine toplumun kısıtlamasından dolayı yapamıyoruz demektir.

Çevremizde tanıdığımız tanımadığımız herkes işte bu nedenle düşünce kabızlığı ve duygusal ishal yaşamıyor mu?

Biz kadınyiyenler dışında...

Bilinçli birer ikonoklast, inançlı birer putkırıcı olan bizler, kendimizi doğanın anaç ellerine teslim ediyor, doğa ile uyum içinde olmanın verdiği yüce huzuru yaşıyoruz. Bu noktaya kolay gelmedik biz.

 

Unutmayın ki, evrim süreçleri milyonlarca yıldır bizi, yani bu muhteşem deneyimli olgun çapkını, bu ulaşılmaz ve anlaşılmaz kurt zamparayı, bu acımasız görkemli kadınyiyeni oluşturacak yönde işledi. Doğa'nın çarkları durmaksızın bu yönde döndü.

  sözel yaklaşımlar

Sizler de kendinizi Doğa'nın sevecen, koruyucu ve öğretici ellerine bırakınız. İçgüdüleriniz size doğruyu ve yanlışı şaşmaz bir dürüstlükle gösterecektir.

 

manzara     mizah     sulanma