gurup seks

Bir Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası

BÖLÜM - 14

 

TOPLU ZAMPARALIK VS GİBİ KONULAR...

"Astılar herbirimizi orta direğimizden"

Âşık Sosyal Feryadî

 

Her Koçyiğit, kendi pipisinden asılır.

Kazak Atasözü

Önceki tahlil ve analizlerimizde, toplu zamparalık ve gurup seks davranışlarının 1982 Anayasası ile salt önerilmekle kalmayıp, şiddetle öğütlendiğini de kanıtlamış ve vurgulamıştık. Anayasamızın getirdiği liberal ortamda bu tür konular artık serbestçe konuşulup tartışılabiliyor.

Bendeniz eski aristokratik ekolde yetişmiş deneyimli bir çapkın ağabeyiniz olarak, toplu zamparalık yada gurup seks gibi çağdaş konulara kesinlikle sıcak bakmadığımı hemen ifade etmek isterim. Ama, kitabın bilimsel ve tematik bütünlüğünü bozmamak düşüncesiyle bağışlamanıza sığınarak, konuyu özetle tartışacağım.

Bir noktaya öncelikle parmak basalım: Deneyimli bir çapkının hizmetlerini aynı anda birden çok kadına sunması, burada sözü edilen sapık faaliyetler kapsamı dışındadır. Bu önemli noktaya lütfen dikkat edelim...

gurup seks  

Çünkü, yeterince kart ve yeterince zampara olan her çapkın, dikkatini, düşüncesini, ve hizmetlerini haliyle birden çok kadın üstüne yoğunlaştıracaktır...

  mizah kitabı
 
gurup seks  

Kadınlar ise -- tabiatıyla -- bu deneyimli aristokratik çapkının büyük bir alçakgönüllülük ile bölüştürüp paylaştırdığı hizmetlerini tam bir kızkardeşlik ruhu içinde ortaklaşacaklardır.

  mizah kitabı

Bu rekabetten uzak, paylaşmacı sevgi ortamından daha insancıl, daha doyumcul bir mutluluk tablosu düşünülebilir mi? Doğa'nın dengesi de böyle sağlam bir paylaşmacı mantık üzerine kurulu değil midir?

 

Erkek aslan ve dişileri, damızlık aygır ve kısrakları, tumturaklı tavus ve haremi, görkemli çil horoz ve tavukları... Bunlar Doğa'nın verdiği güzel örneklerdir.

  toplu zamparalık

Mesleğimizin yeniyetme adayları işte en çok bu noktada yanlışa düşüyorlar. Kadınlar arasında seçim ve tercihler yapmak kadar zamanın akışına, tarihin bakışına, uygarlığın gidişine, insanın huyuna, ağacın suyuna aykırı bir davranış düşünülebilir mi?

Seçim yaparsanız ayrımcılığa gitmiş, nifak tohumları saçmış olmaz mısınız? Reddedilen, görmezden gelinen bir kadının kişiliğinde açılacak onulmaz yaraları, ruhunda esecek fırtınaları bir düşünün.

Hayal kırıklığı, öfke, öc alma gibi olumsuz duyguların kökeni işte bu reddedilmişlikte yatıyor...

gurup seks  

İşte bu çıplak gerçek, deneyimli çapkının toplumsal işlevini de esasen pek güzel özetliyor. Onun toplumsal huzur ve barış için verilen tarihsel savaşımda sorumluluk üstlenen yılmaz ve yalnız bir şövalye olduğunun en açık kanıtıdır!

 

Toplumsal olaylardan söz açılmışken, örneğin düğünleri asla kaçırmam. Altı ay içinde hizmetlerimize talip olacak zavallı kadını tanımak isterim.

mizah  

Cenazelere ise hiç gitmem... Kendi cenazeme bile gitmeyi düşünmüyorum.

  kitabı

Herneyse... Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, bir kadınyiyenin yurttaşlık hak ve sorumluluklarını bir başkasıyla paylaşması düşünülemez.

O yalnız bir savaşçı, emsal kabul etmez bir samurai, ferdî bir mücahit, bireysel bir şövalye, tekbaşına bir ordu, bir yalnız kovboydur... Akıncı ve serdengeçti ruhludur... O'nun cinselliğinin elektriksel gücü, karşı cinsi bir paratöner gibi çekmekte -- hemcinslerini ise elektro-manyetik bir iticilikle uzakta tutmaktadır.

 

  .DOSTLUK VE ARKADAŞLIK ÜSTÜNE.  

Marksist-Leninist kökenli toplumbilimciler, komünal yaklaşımların pragmatik açıdan üstünlük taşıyacağını savunurlar. Sözüm ona, üstesinden gelemeyeceğimiz sayıda kadına hizmet vermek gibi bir durumla karşılaşırsak, güvenebileceğimiz bir başka deneyimli çapkından yardım isteyebilirmişiz...

gurup seks  

Saçmalık ölçüsünde hipotetik bir durum... Tam bir teorik zevzeklik... Böyle küçük olasılıklar üstünde tartışmak çok anlamsız. Bir kart zamparanın üstesinden gelemeyeceği sayıda kadın düşüncesi hiçbir pratik değer taşımıyor:

 

Balık ne zamandan beri kavağa çıkıyor? Leylek ne zamandan beri kotak doğuruyor? Çıkmaz ayın Çarşambasında bile gerçekleşmeyecek bir olasılık bu. Üstünde durmaya bile değmez.

Hele bir de, "güvenebileceğimiz bir başka deneyimli çapkın" saçmalığını da ne demek oluyor?

Deneyimli bir çapkın olmanın özünde, öteki deneyimli çapkınlara güvenmemek yatmıyor mu? Kişi başkalarını nasıl bilir? Kendi gibi. Deneyimli bir çapkın, bir başka deneyimli çapkına nasıl güvensin ki?

Kendi çöplüğüne, kendi kümesine bir başka horozun girip eşinmesine izin verecek, üstelik bunun için davetiye ve çağrı çıkaracak! Nerede görülmüş? Olacak iş mi bu? Hiçbir meslektaşımız bu derece saf ve bilinçsiz davranmayacaktır.

Ayrıca yeryüzünde bir başkasının yöntem ve taktiklerini kusursuz bulacak bir meslektaşımızın varlığı düşünülebilir mi? Sanatının doruğuna ulaşmış bir ustanın haklı gurur, özgüven ve özbeğenisi içinde, çömezlerimizin acemi davranışlarını ilkel, kaba ve yontulmamış bulmamız kaçınılmaz değil midir?

Kısacası bu şaşkın hipotezi tartışmaya açmağa bile değmez! Ama laf ola torba dola diyorsanız orasını bilemem.

mizah kitabı  

Hümanist ekolden toplumbilimciler ise ütopik bir yaklaşım sergiliyor ve insan karakterinde dostluk ve güven gibi duyguların baskın olduğundan dem vuruyorlar.

Ne diyeyim? Kelin melhemi olsa önce kendi başına sürerdi...

 

Bari, doğal ve olağan olan bir durumu, yani bir kadınyiyen için belli bir zaman kesitinde kaç kadının yeterli olabileceği gibi gerçekçi bir konuyu tartışıyor olsalardı.

Ama onlar "birkaç kart zampara birlikte çalışmamız" gibi sapık bir öneriyi gündeme getiriyorlar. Laf ola beri gele işte... Bu ipe sapa gelmez önerinin içerdiği kavramsal çelişki, pratik düşünceli okuyucunun gözünden kaçmayacaktır: Şöyle ki,

 

İnsanlarla kurulabilecek en iyi ilişki onlardan uzak durmaktır... Nah İnsana ve Anasni Han, gizli baskı, s. 31

 

Dost kazanarak yitirdiklerimizi, yalnız kalınca yeniden kazanırız. Nah İnsana ve Anasni Han, gizli baskı, s. 31.

 

Kendisini mesleğine adamış, kusursuzluğu amaç edinmiş, sanatının doruğuna ulaşmış kıdemli bir çapkının, başkalarının saçmasapan eleştirilere katlanabileceği sanılmasın. Sonunda, iyi bir arkadaş yitirilmiş olacaktır. Ne gereği var?

Sonuçta, kimi yazarlar ortak çalışmanın insan ruhundaki işbirliği, yardımlaşma, iş ve aş bölüşümü gereksinimlerine yanıt vereceği konusunda ısrarlıdır. Ama bence, bütün bunlar son derece naif görüşlerdir.

İnsanlık tarihini bencillik, rekabet ve saldırganlık duyguları çok daha iyi açıklayabiliyor...

İnsanın gerçeği, yalnız yaşamak, yalnız ölmektir...

 

  .BENCİLLİĞİN TANIMI.  

Bir başka olasılık ise, bu tür önerileri ortaya atanların, büyük ustaların kanatları altına sığınarak, sofra artıklarından pay kapmayı amaçlayan ikinci sınıf çapkınlık adayları olmalarıdır...

Kadınlara verdiğimiz yüce hizmete, bizim engin ufuklarımıza ulaşamayacak ikinci sınıf taslakların ortak edilmesi büyük sakıncalar doğurur. Dostunu söyle, kim olduğunu söyleyeyim, atasözü boşuna söylenmemiştir. Bizler kişilik ve itibarımızı onlar gibi olmamakla kazanıyoruz.

Bu kişilerin yüzümüzü kara çıkartmaları, kadınlar nezdindeki saygınlığımızı sarsacak davranışlarda bulunmaları riskini göze alamayız.

Şimdi bu teorisyen beyler... İnsanoğlunun paylaşma duygularından yoksun olmadığını ileri sürecek, AVCI-TOPLAYICI yaşam tarzından, İLKEL KOMÜNAL sistemden filan dem vuracaklardır...

Doğrudur da... İnsan denilen bu çelişkili iki ayaklı tüysüz yaratık, bencilliği yanında, bu tür olumlu duyarlıklara da sahiptir. Ama, bencillik tanımını doğru yapmamız koşuluyla.

gurup

 

Öteki zamparalarla paylaşmamak, bencillik değildir... Bu yanlış yorum.

  seks
 
gurup  

Bencillik... Hizmetlerimizi kadınlar arasında eşit ölçüde dağıtmamak, bölüştürüp paylaştırmamak demektir!

  seks

Tüm kadınlara yaşatabileceklerimizin en güzelini yaşatmamak... Dünyada herşeyi hakkeden bu güzelim zayıf tabiatlı varlıkların, ehil olmayan ellerde mutsuzluğu tadmalarına göz yummak...

İşte bu duyarsızlığı gösteremeyiz... Kadınların bizlere gereksinimi var. Biz kadınyiyenler günde yirmi dört saat kamu yararına hizmet vermek yükümlülüğünü taşıyoruz.

Eğer bu yükü kaldıramazsak, kadın haklarını sapına değin savunmağa kararlı güçlü bir grupla, yani feminist derneklerle karşı karşıya bulabiliriz kendimizi.

gurup seks  

Görevlerimizden yan çizer, işi daha az ehil ellere bırakırsak, feminist derneklere ne yanıt vereceğiz? Kuşkusuz feminist dernekler verdiğimiz soylu hizmetten üyelerinin tam yararlanmaları için kıyasıya bir savaşım verecek, ödünsüz kararlılık göstereceklerdir.

 

Hayır... Bin kez hayır... Bir kart zampara, uzman hizmetleriyle kadın yurttaşlara sağlayacağı en büyük mutluluğu düşünmek zorundadır...

İşte bütün bu nedenlerle, tüm öteki kart zamparalar aleyhinde çalışmak, onları çelmeleyip, sevgiye susamış zavallı kadınlarımızı onların sunacağı ikinci sınıf hizmetlerden korumak zorundayız.

Sözkonusu sorumluluk, kamu vicdanı açısından büyük önem taşıyor. Bu ağır yük, itiraf etmek gerekir ki, çapkınlık yükleminin en zor ve en çok özveri gerektiren yönlerinden birisidir.

 

kadın     mizah     sorunlar