| 
Bir
Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası
BÖLÜM - 15
SORUNLAR... SORUNLAR...
Çözümü görmeyenler çıldırtır; sorunları
görmeyenler ise intihara sürükler...
NAH İNSANA VE ANASNİ HAN,
gizli baskı, s. 31
 |
|
Deneyimli bir çapkının dahi
zor durumda kalacağı durum ve zamanlar vardır... |
|
 |
Üstün deneyimlerimden
yararlanmak amacıyla, bana hergün mektup ve telefonla başvuran, e-mail
atarak yardım dileyen değerli okuyucularımın sorularına burada topluca
yanıt vermeğe çalışacağım.
Topluca yanıt veriyorum...
Çünkü takdir edersiniz, günlük yoğun mesaim sırasında kendilerine
münferiden zaman ayırmam sözkonusu olamıyor.
 |
|
Biliyorsunuz biz
kadınyiyenler, üstlendiğimiz kutsal görevi hakkıyla yerine
getirebilmek için, gerçekten çok çalışmak, günde yirmi dört saat mesai
yapmak zorunda kalan talihsiz ve özverili kişileriz. |
|
Temele indirgenirse, siz
okuyucularımın acil cevap gereksinimleri dört grupta toplanıyor...
Şimdi sizlere sunacağım sihirli formüller ile karşılaşacağınız
hertürlü sorunun üstesinden gelebilirsiniz.
| |
İlgi ve dikkatimi şefkatle
yönelttiğim, hizmetine talip olduğum hanımefendi hoşnutsuzluk
gösteriyor, öfke belirtileri veriyor. Bu durumda acaba ne yapmalıyım? |
|
 |
Sanıyorum, şaka ediyorsunuz.
Kendini bilen, iyi aile terbiyesi almış kibar bir hanımefendi, böyle
bir durumda asla hoşnutsuzluk göstermez, öfke belirtileri vermez.
Sanırım, siz biraz soğuk ve
gönülsüz davrandınız. Sizi daha kışkırtmak, kanınızı kaynatmak için
böyle davranıyor olsa gerek.
Siz elinizden geleni
yaptınız, ama o hala bu tür davranışlara tevessül ediyorsa, uzak
durun. Büyük bir olasılıkla, çiğ süt emmiş, kenar mahalle dilberidir.
Yada, kafadan biraz çatlak olabilir.
| |
İnsan böylelerine de
rastlayabiliyor. Büyük metropollerde kimin ne olduğu belli mi?...
Millet tavşan gibi üreyip türeyip kentlere doluştukça, kimin kim
olduğunu kestirmek giderek daha güçleşiyor... |
|
 |
Demokrasilerde çareler
tükenmediği gibi, fareler de tükenmiyor...
 |
|
Peki, ya bizim çapkınlık
adayı dostumuz beceriksizleşip, sakarlaşırsa? Basireti bağlanırsa? |
|
Gerçek bir deneyimli çapkının
başına böyle bir durum gelmesi düşünülemez. Çapkınlık sanatı, ustalık,
beceriklilik, işbitiricilik ister.
Ama, doğrudur, bu çetin
yoldaki eğitimin ilk basamaklarında, müritlerimizin başına her türlü
tatsız olay gelebilir. Çabuk caydıran durumlar gelişebilir.
Beceriksiz davranıyorsanız,
zamanlamanız yanlışsa, basiretiniz bağlanıyor, yaratıcılıktan
uzaklaşıyor, saldırganlaşıyorsanız...
Eğer bütün bu yanlışlıklara
düşüyorsanız, dikkatinizi yönelttiğiniz, hizmetine talip olduğunuz
hanımefendinin size gücenip küsmesinden, sizden uzak durup kaçmasından
daha doğal ne olabilir? Siz onun yerinde olsanız, aynı şekilde
davranmaz mıydınız?
Böyle bir durumla
karşılaşacak olursanız, nerede yanlışlık yaptığınızı kendi kendinize
sorup irdeleyiniz. Bunu yaparken de kendinize dürüst davranmalı, suçu
kendinizde aramalısınız.
Durumu nesnel düzeyde
değerlendirin. Uzun uzun tefekküre dalın... Transandaltal meditasyon
teknikleri uygulayın... Hindistan'a kadar bir uzanıverip, Maharişi
Ustaya danışın. Tibet'te bir keşişler manastırına kapanıp, onbeş yıl
yerleri süpürün. Tekke'ye yazılıp, çile ve kışlık odun çekin. Ola ki,
sonunda nedenini bulgulayacaksınız...
Ama daha kolayı, kitabımı bir
kez daha... Bu kez daha büyük bir dikkatle okuyun.
Kendi alanında tek ve en
yetkili başvuru ve giriş kitabı olan eserimi tekrar tekrar okumanızda
büyük yarar var.
 |
|
Ola ki, ilk okuduğunuzda
pornografik beklentileriniz boşa çıktı. Siz de sıkıldınız,
anlattıklarımı cankulağı ile dinlemediniz. İşin felsefesini
kavrayamadınız... |
|
 |
Oysa bu kitapta pornografi
hanesine kaydedilebilecek hiçbirşey yok. Bu kitap bir ahlaksızlık
değil, tam tersine bir ahlak abidesi. Bu konudaki ilkemiz ve
anlayışımız şu: Bırakın herkes kendi pornosunu kendisi yaratsın.
Yine ola ki, ilk satın
aldığınız kopya ciltçide hatalı işlem görmüş, silikonlar yanlış
yerlere pompalanmış, formalar karışmıştır. Olaylara tepetaklak bakıyor
olabilirsiniz.
Siz en iyisi yeni bir kopya
daha satın alıp, tüm dikkatinizi toplayarak, baştan sona bir kez daha
okuyunuz.
Peki, ya siz tam iş üstünde
iken, bu genç hanımın kocası, nişanlısı, sevgilisi, erkek arkadaşı,
babası, erkek kardeşi, flörtü, Kerem'i, Ferhat'i, Mecnun'u, Yusuf'u,
aşığı, maşuğu, belalısı, tokmakçısı, fırçacısı, dostu, aftosu, anası,
maması, çaçası, kokonası, ablası, sevicisi, pezevengi, beleşçisi,
yiyicisi...
...Yada onun üzerinde emeği
ve hakkı olan bunca insandan üçü beşi birarada sökün edip çıka
gelseler, durum ne olacaktır? O ünlü eski şarkının gizem ve muamma
dolu dizelerinden de anlaşılacağı gibi, yaş'am yolunda insanın başına
ne olaylar gelebiliyor:
| |
Bir yar sevdim Kuşadalı
Boyu posu edalı
Meğer o sevdalı olmuş
Üç Beğ'e ayrı ayrı
Birincisi edalı
İkincisi paralı
Üçüncüsü belalı
Hepsinin de yerleri ayrı
Bana birşey kalmadı...
|
|
 |
Gerçi üç dört kuşak öncesi
şarkılarımızın hangi cinse düzüldüğü konusu biraz karanlıktadır, ama
biz işin bu yönünü şimdilik görmezden gelelim.
Talihsiz bir durum, değerli
okuyucularım. Neyse ki, önlemlerimiz de hazır...
 |
|
Bir kere, böyle bir durumda
düşebileceğiniz en büyük yanlışlık, sanki hata işlemiş gibi irkilip
sıçramak, kaçamak yollar aramağa çalışmaktır. |
|
Yada tam tersine, hiçbirşey
yapmamış, suçsuz ve kusursuz kişi numarası yapmağa kalkışmaktır. Böyle
yakışıksız bir davranışın yanınızdaki ince ruhlu hanımefendinin
duygularını ne ölçüde inciteceğini düşünemiyor musunuz? O bütün
kalbiyle sizin onu sevdiğinize, ona değer verdiğinize inanmıyor muydu?
 |
|
Ama öte yandan, zevahiri
kurtaracak dış görüntü ile asıl gerçekleri birbirine karıştırmayalım.
Yani bir kadın uğruna benim kafam yarılacak, kolum bacağım kırılacak,
kemerli asil burnum zedelenecek... Bunlara razı olacağımı
sanmıyorsunuz değil mi? |
|
Ama bunu belli ederseniz,
zavallı kurbanınız onulmaz bir hayal kırıklığına uğrayacak, EGO'su çok
büyük bir yara alacaktır. Uğruna ölebileceğinizi söylememiş miydiniz?
İnanıp güvenmemiş miydi?
Kızın yüzündeki mutsuzluk
tablosuna tanık olan kocası, sevgilisi, belalısı, tokmakçısı, herkim
ise, kızı üzdüğünüz için size kırılıp gücenecek, belki de durup
dururken öfkesi kabaracaktır.
 |
|
|
Bir erkek olarak sizler de
pekala bilirsiniz ki, yanımızdaki kadının bizim için serçe kadar
değeri olmayabilir...
Ama bir başka erkeğin de bu
yargımıza katılmasını, görüşümüzü paylaşmasını hangimiz
bağışlayabiliriz?
|
|
|
Hayır! Bin kez hayır!...
Böyle bir durumda, çapkınlık kariyerinin doruğundaki bir beyefendi
olarak size yakışacak tek davranış vardır:
Kafanızı kaldırıp da, öfkeden
çileden çıkmış, boğa gibi burnundan soluyan rakibinizi görür görmez,
yapacağınız tek şey, açık yüreklilikle gülümseyip, iltifatlarınızı
esirgememektir:
"Aha! Demek ki, birkaç dakika
önce tanışmak şerefine nail olduğum bu tatlı hanımın kocası,
nişanlısı, belalısı, tokmakçısı, vb olan zevk sahibi beyefendi
sizsiniz! Biz de tam şimdi sizden söz ediyorduk, aziz dostum..."
Yok eğer karşı konulmaz bir
estetik dürtü ile bu genç hanımın anatomik özelliklerini tatbiki
olarak birinci elden incelerken... Takdirlerinizi bir baba şefkatiyle
tatlı tatlı okşayarak iletirken... Yani iş üstünde yakalanmışsanız...
Bu yüce davranışınızı da şu sözlerle açıklayabilirsiniz:
"Efendim, dünyada kendi
kendini doyurabilen yedi ülkeden biri olan güzel ülkemizde ilk ve tek
istatiksel biyoloji kürsüsünü kurmuş uzman bir kişi olarak bendeniz bu
genç hanımın vital istatistikleri üzerinde yaptığım metodolojik
inceleme sonucunda şunu kesinlikle söyleyebilirim ki mükemmel beğeni
ve seçiminizden dolayı sizi gönülden kutluyorum, aziz dostum.
Fevkalade, harikulade bir seçim yapmışsınız doğrusu."
| |
Bu noktada, konunun bilimsel
yönünü vurgulayacak bazı terimlere başvurmanız yararlı olacaktır.
Örneğin, umbilicus, coitus, elvis the pelvis, labia majora ve minora,
homo habile, mamma mobile gibi mediko-sosyal terimler tezinize ayrı
bir bilimsellik katacaktır. |
|
 |
Sözleriniz, hiç kuşkusuz,
kocası, nişanlısı sevgilisi, tokmakçısı, her kimse size minnettar
bırakacaktır. Kendisinin ne derece zevk sahibi ve seçici bir erkek
olduğu, böylece bizatihi işin uzmanı ağzından doğrulanmış, kanıtlanmış
olmaktadır!
Bu konuda bir süredir
birtakım kuşkular geçirmiş olması yüzde doksan dokuz olasılık taşıyor.
Kadın ruhunu anlamadığı, çapkınlık sanatından nasibini almamış olduğu
ise besbelli.
Tek bir kadına yönelip
bağlanması, onunla yetinip ona sahiplenmesi, patolojik ruh halinin
şaşmaz bir belirtisidir. Elimizdeki bütün veriler kendisinin ne yazık
ki ilkel, kaba, görgüsüz, aşağı tabakadan, gelişmemiş bir hemcinsimiz
olduğuna işaret ediyor...
Bilimsel yaklaşımınız
hanımefendiyi de minnettar bırakacaktır. Çünkü ilişkisi büyük bir
olasılıkla bir süredir zaman aşınımına uğramakta, doyurucu olmaktan
çıkmaktadır. şimdi yeniden ilgi odağı haline gelecek, aşkları
alevlenecektir.
| |
|
Kadın ruhunun en ustalıklı
yönü: İhanet tehdit ve şüphesi yaratarak erkeği elinde tutması... Ama
asla ihanet etmeyeceğine inandırarak onu mutlu etmesi... Bu arada
gerçekten ihanet ederek hem kendi ruh sağlığını... Hem de başka mutsuz
kadınların mutsuz ettiği birkaç erkeğin daha ruh sağlığını kurtarması
değil midir? |
|
|
Bu, bir ahlak abidesi olmasa
da, bir zeka ve yaratıcılık abidesi değil midir? Doğrusu insanlık bir
büyük aile. Topluca yardımlaşmamız ne güzel!
Unutmadan söyleyeyim... Bu
arada, sizin için artık oradan hızla ayrılmanın, toz olmanın, cızlamı
çekmenin, asfalttan yaylanmanın, ense tıraşınızı göstermenin zamanı
gelmiştir. Zaman yitirmeksizin uzaklaşmağa bakın. Daha fazla
oyalanmanızın yararı ve gereği kalmamıştır.
Karşınızdaki erkek ve kadının
aşklarını tazelediniz, onları mutlu ettiniz. Bu mutluluğun yarattığı
şaşkınlıktan yararlanarak oradan hızla uzaklaşmanızda sayısız fayda
var.
Çünkü büyük bir tehlike
içindesiniz:
 |
|
Yüzde doksan dokuz
olasılıkla, bu hanımın kocası, sevgilisi, belalısı, tokmakçısı, vb her
kimse, bu kişinin şiddetli bir duygu fırtınasına yakalanacağı
kesindir. Size duyduğu minnet ve dostluk duyguları içinde, şöyle bir
öneri getirebilir: |
|
"Baksanıza, dostum, madem ki
onu bu derece çok beğendiniz... alın sizin olsun."
İş bununla da kalmıyor...
Hanımefendi de, aradığı tüm nitelikleri böylesi yoğun biçimde
kendisinde toplamış, anlayışlı ve centilmen bir erkeği sonunda bulmuş
olduğu için, hemen sizin tarafınıza geçecek, sizinle birlikte olmayı
yeğleyecektir.
Uzun sözün kısası... Bu tür
sahnelerde tutulacak en iyi yol, çabucak uzaklaşmak, çifti kendi
mutlulukları ile başbaşa bırakmaktır. Unutmayınız, deneyimli bir
çapkının aradığı şey kesin mülkiyet değil, kısa süreli yararlanma
hakkıdır.
| |
Aslında, deneyimli bir
çapkının zeka ve duyarlık düzeyi, böyle bir hata yapmış olmasını
olasılık dışı kılıyor ve söylemeğe dilim varmıyor... Ama, ya
gençliğinizde bir hata işlemiş, evlenmişseniz... |
|
 |
Ne yazık ki, pek çok
deneyimli çapkın da zalim kaderinin kurbanı olmuş,
geçmişinde bir hata yapmış, evlenmiştir. Kitabım için veri toplarken
yaptığım yoğun istatistikler, kart zampara nüfusu içinde evli barklı
erkeklerin ezici çoğunlukta olduğunu gösteriyor. Tüm zeka ve
duyarlığımıza karşın, kaderin garip cilveleri,
yemyeşil
gençlik hataları işte...
Evet, ya karınız günün
birinde, evde süklüm püklüm bir kedi gibi sessiz sakin oturan
kocasının dışarda yırtıcı bir kaplan olduğunu öğrenir, gerçek
kimliğinizi farkeder, kart ve kurt bir kadınyiyen olduğunuzu
keşfederse? Kendi payına düşeni istemeğe başlarsa?...
 |
|
|
Payını istemesi yeterince
kötü de, ya bir de sizi suçüstü, işüstünde, eliniz kanlı yakalayıp,
uygar bir insana yakışmayacak sahneler yaratırsa!... |
|
|
 |
Ne yapıp yapıp, siz siz olun
yakalanmayın... Sakın yakalanmayın. Gerçi deneyimli bir çapkın bu
konuda kendini eğitmeyi ihmal etmemiş, çifte kişilik oynamakta sahne
sanatlarının doruğuna ulaşmıştır.
Ama diyelim ki, yakalandınız.
Yapacak tek şey vardır: Asla telaşa kapılmamak, bozguna uğramamak,
bozuntuya vermemek, bakışlarınızı kaçırmamak, kızarmamak, bozarmamak,
suçlu görünmemek, susmamak... ve acilen karşı saldırıya geçmek!
Döğüşerek ölmek en iyisi. Karınıza dönüp şunları söyleyebilirsiniz:
| |
|
"Bu yaşlı ve çirkin
hanıma, seni nekadar çok sevdiğimi, sende yıllardır alışmış
olduğum üstün niteliklerin yanında, ondaki cılız özelliklerin
bir hiç kaldığını bir saattir anlatmağa çalışıyorum. Ama anlamak
istemiyor ki, bu asalak yaratık..." |
|
|
Evet, döğüşerek ölmekte yarar
var. Bu şekilde en azından karınızdan gelecek tehlikeyi savuşturmuş
olursunuz.
"Mutlu yuvanızı yıkmağa
çalışan" öteki kadından ise yumruk, tırnak, çanta, şemsiye darbeleriyle
birkaç önemsiz sıyrık alıp paçayı kurtarırsınız.

|