| 
Bir
Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası
BÖLÜM - 16
SON PERDE !
Erkekler,"Saçı uzun aklı kısa" gibi boş
sözlerle
avunurken, kadınlar uzunu kısayı daha
nesnel ölçütlere bağlamışlardır...
NAH İNSANA VE ANASNİ HAN,
gizli baskı, s. 31
Giderek, her deneyimli
çapkının doyumsuz zevklerle bezenmiş yaşantısında kaçınılmaz son perde
gelir çatar. Birgün o en korkulan düşmanla göz göze, biz bize, diz
dize, yüz yüze, diş dişe geliverirsiniz:
Ne istediğini bilen, kendisi
de deneyimli, olgun ve dolgun, şehvetli ve çapkın bir kadın. Yani,
kaderinizdeki kadın!
Bu değerli düşmanınızın
silahları sizinkinden çok farklıdır. Sizden farklı olarak,
deneyimleriyle sınırlanmak zorunda kalmamıştı. Silahları başından beri
vardı...
Ona Doğa'nın armağanlarıydı...
Sizin gibi dolambaçlı
yollardan gitmek, binbir dereden su getirmek zorunda da değil.
Dilediğinde, dilediğince almasını bilir. Buna alışmıştır. Özgüveni
tamdır.
Dilerse sizi bir bakışıyla
gayyanın en derinine gönderebileceğini bilir. Canı sıkıldıkça da sık
sık gönderir.
Haklı bir şımarıklılık
içindedir. Erkekleri parmağının ucunda oynatır. Ne derece deneyimli,
ne derece uyarılmış olursanız olun yararı yoktur.
Ünlü şarkının sözlerinde
olduğu gibi:
Sevildim sanma
Coşup aldanma
Kadına kanma
O ne şeytandır
Sever aldatır
Coşar oynatır
Tanımaz hatır
O ne yamandır
O bir dişi örümcek, bir dişi
aslan, aç bir timsah, aşka susamış bir Amazon tanrıçasıdır.
Avının üstüne atlar,
pençelerini geçirir. Bağışlamaz.
Mutluluktan uçarak, ölüme
gidersiniz.
 |
|
İşte böyle...
Gün gelir, dostça, babaca, arkadaşça kollarınıza alıp, Ah, benim
güller kokan, güvercin döşlü küçücük kuzum... diye başlayan ünlü
tiradınıza başladığınızda... |
|
 |
Birden kaderinizdeki kadınla
karşılaştığınızı dehşetle farkeder, son perdenin açıldığını,
kariyerinizin sona erdiğini hissedersiniz.
O minik güvercin acımasız bir
şahin; o ürkek tavşancık dolunayda dişlerini gösteren kurt kadının ta
kendisidir.
 |
|
"Tamam,"
diyecektir. "Haydi bakalım, senin eve mi gidiyoruz, yoksa benim eve
mi?" |
|
 |
Kurtuluş yoktur.
Kaçabileceğinizi sanmayın. Siz daha ilk adımınızı atmadan çelmeyi
takacak, bacaklarınızdan sürükleyerek yatağa götürecektir.
Yine kaçmağa çalışırsanız,
bir yerlerinizi çekip koparacağından emin olabilirsiniz.
Korkudan bacaklarınız
titreyip, ağlayıp çırpınsanız da yararı yoktur. Dişi kaplan
acımasızdır.
İstediğiniz kadar bir yanlış
anlaşılma olduğunu söylemeğe çalışın...
| |
"Beni yanlış anlamış
olmalısınız. Ben sizin bildiğiniz erkeklerden değilim. Daha
birbirimizi tanımıyoruz bile. Başkasına bağlıyım..." vb vb demenize
vakit kalmadan, hassas bölgeye inecek bir dirsek, yumruk, tekme yada
topuk darbesi ile kendinizi yerde yatakta bulursunuz. Üstelik bu
darbelerden hangisi daha sertse onu tercih edip kullanacaktır. |
|
 |
Fiziki heybetinizden güç
alıp, pantolonunuzu çıkarıp ona fırlatıyorsunuz: “Giy bakayım şunları
ayağına!”
O ufak tefek, zayıf nayif
dişi kuş, sizin devasa pantolonu küçücük bedenine geçiriyor, içinde
kayboluyor... “Besbelli ki, bana çok bol; bu evde pantolunu giyen ben
olmayacağım” diye kabul ve itiraf ediyor...
|
 |
|
Şişiniyorsunuz: “Gördün mü.
Bu evin erkeği benim; pantolonu ben giyerim.” |
|
 |
Sonra... O sevimli minik kuş da,
çıkarıp külotunu size fırlatıyor, “Şunları bir denesene, Evimin
erkeği,” diyor.
Tabii, siz heybet abidesi,
takım taklavat o minicik külota sığamıyorsunuz: “Hey, ben bu minik
şeyin içine nasıl gireyim ki?”
| |
Şimdi anladın mı
koca kafalı adam... Tavrını değiştirinceye kadar nelerden vazgeçmek
zorundasın?... |
|
 |
Sertleşiyor, masaya
yumruğunuzu indirip, en erkek tavrınızı koyuyorsunuz: “Bana bak, ben
eve istediğim saatte gelir istediğim saatte çıkarım. Canım ne zaman
isterse, arkadaşlarla kağıt oynamaya, eğlenmeye, kafa çekmeğe giderim.
Kurallar böyle,” dersiniz...
 |
|
Alacağınız yanıt
hazırdır: “Nasıl canın isterse -- yalnız, şunu da bilmelisin ki bu
evde muntazaman her akşam seks yaşanacak. Artık sen evde olur musun
olmaz mısın, o senin bileceğin iş...” |
|
İşte böyle, sevgili emekli
zampara kardeşlerim... Siz, “Saçı uzun, aklı kısa” gibi boş sözlerle
oyalanırken, kadınlar uzunu kısayı daha nesnel ölçütlere
bağlamışlardır!
Gün ve saat gelip çattığında,
siz artık en iyisi Kamasutra, Tao'cu Teknik, Itırlı Bahçe, Koç
Yumurtası, Sultan Macunu, Gergedan Boynuzu, Abanoz Kabuğu, İspanyol
Sineği, Arı Boku, Balina Spermi, Boğa Sütü, beş litre Kuvvet Şurubu,
beş şişe Enerji İçeceği, üç doz Vazomax, dört kapsül Spontane, üçer
beşer tablet Regalis, Cialis, Viagra ve Superviagra... Bilinen bütün
aşk silahlarınızı işe koşup, durumdan yüzünüzün akıyla sıyrılmağa
bakın...
Bu iş küçük kızların peşinde
elma şekeriyle koşturmağa benzemez.
Sınav saatinde kendinizi
kanıtlamak zorundasınız.
Yine de pek fazla ürkmenize
gerek yok: Şaşmaz öğütlerimi içerecek yeni diyet ve egzersiz kitabım
pek yakında bütün kitapçılarda... Kart Zamparalar
için Sonsuz Fizik Güç: Süper Dostumuz
Testesteron...
Ey, mesleğimizin kutsal
adayları! Sizlere son bir soru ile veda etmek istiyorum: Bu güzelim
dünyayı istemeye istemeye, ayağını sürüye sürüye sonunda terk etmek
anı gelip çattığında amlamlı son sözleriniz neler olacak?
Ben kendi hesabıma, muhteşem
bir veda sahnesinde, kanat çırparek, görkemli bir haykırışla göklere
yükselmeyi planlıyorum:
Ü-ürü-üüüüü...
Ya siz?
The Son - La
Bitti - Das End

|