keçecizade fuad paşa

Bir Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası

BÖLÜM  4 - EK

 

KEÇECİZADE FUAD PAŞA'DAN

BİR ANEKDOT

 

Ahlak, erkeklerin beyninde mola vermez burgu;

kadınların ağzında tükenmeyen sakız.

NAH İNSANA VE ANASNİ HAN,

gizli baskı, s. 31

Nerelerden nerelere geldik... Ruhbanların bağnazlığı, ilmiyyenin tutuculuğu, devlet ricalinin cahilliği, saray erkanının bencilliği, zaptiye takımının zalimliğine karşı ne savaşımlar verdik, gençlere aydınlık ve özgür bir dünya bırakabilmek için biz kart zamparalar...

Bu yüzden, beni bağışlayın, ama Osmanlı tarihinden bir hikaye daha anlatmadan geçemeyeceğim:

Harem Ağalarının nüfuzu kimi dönemlerde sarayın duvarlarını fersah fersah aşmış, devlet yönetiminde söz sahibi oldukları bile görülmüştür.

Sultan Abdülaziz döneminde, Fransızlar olmadık talep ve dayatmalarla gemilerini Çanakkale Boğazına yığmış, krizi giderek tırmandırmışlardı. Şimdi de boğazı geçip İstanbul'a gelmelerinden korkuluyordu.

Devlet-i Âliye'nin ileri gelenleri, yeşil çuhalı masa üstüne haritaları açmışlar, sorunu görüşüyorlardı. Toplantıda bulunan Dârüssaade Ağası haritayı gösterip,

-- Bu nedür, nasıl şeydür, neye yarardür? diye sordu.

Anlattılar. Fransızların geçebileceği Boğaz'ı gösterdiler. Arap, birden gözleri parlayarak, okudu üfledi, sonra başparmağını haritadaki Çanakkale Boğazı üstüne bastırarak:

-- Kapadiii! diye bağırdı.

Toplantıda hazır bulunan, ondokuzuncu yüzyılda ender yetişmiş devlet adamlarımızdan Keçecizade Fuad Paşa'nın oracıkta ellerini yukarı kaldırıp Tanrıya şu sözlerle yakardığı söylenir:

-- Yarabbi! Ne olurdu, şu Arabın aklını 24 saat bana versen de, rahat bir uyku uyusam!

Keçecizade Fuad

Bu küçücük hikaye bile, yüce mesleğimizin ülkede barış, huzur ve maddi manevi kalkınma açısından ne derece önem taşıdığını sergilemeğe yeterli.

Bir yanda cahil, tutucu, haramzade harem ağaları. Öte yanda aydınlık ruhlu, insancıl, sevecen biz kadınyiyenler.

Fuad Paşa

Keçecizade Fuad Paşa pîrimiz de yaratıcı zekası ile ünlü bir çapkındı. Fırsatları kaçırmazdı. Bakınız sizlere onun bir fıkrasını daha anlatayım:

Avusturya kraliçesi Öjeni'nin hazır bulunduğu bir toplantıda Paşanın dudaklarından şu sözler dökülür: "Her kadının bir fiatı vardır!"

Osmanlı Paşası nezaketi ve nüktedanlığı ile ünlüydü. Ağzından çıkanı kulağı duymayacak patavatsızın biri olmadığı bilinirdi. Ortalıkta soğuk bir hava esti. Kraliçe kıpkırmızı kesilmişti.

-- Ne yani, Paşa Hazretleri, benim de bir fiatım olduğunu mu söylemek istiyorsunuz?

Fuad Paşa etkilenmişe benzemiyordu. Şakacı bir ciddiyetle sürdürdü:

-- Kraliçem, yüz bin düka altına ne buyururlar?

-- Paşa Hazretleri ileri gidiyorsunuz, bu kadarı da olamaz.

-- Acaba, Kraliçem örneğin beşyüz bin düka altına ne buyururlar?

-- Bu ne küstahlık, bu ne cüret! Nerede olduğunuzu, kiminle konuştuğunuzu unutuyorsunuz sanırım.

-- Sabırlı olunuz, Kraliçem. Son bir fiat daha vereceğim. Tam bir milyon düka altını!

Kraliçenin gözlerinde bir merak ifadesi belirdi:

-- Paşa Hazretleri, bizim istihbaratımıza göre hazineniz tamtakır... Düyun-u Umumiyye ananızı bellemiş durumda... Düvel-i Muazzama’ya karşı boğazınıza kadar borca batmış durumdasınız... Devlet-i Âliyye kendü vekil vükelasına, madrabazı parendebazına, rüşvetçisi hortumcusuna faiz yetiştiremez durumda... Bu kadar parayı acep nereden bulacaksınız?

-- Gördünüz mü, Kraliçem. Fiatta anlaştık işte. Mesele şimdi sadece parayı bulmağa kaldı...

Keçecizade

İşte böyle dostlar... First Lady'ler de, sonuçta kadındır. Fiat piyasaya göre daha yüksek, nakit temini ise o an için güç olabilir. Ama, bir noktada anlaşma sağlanacaktır.

 

Gerçekten de herkesin bir fiatı vardır. Ne kadar yüksekte otururlarsa otursunlar yine de kıçları üstüne oturan muhterem zevatın da, çevrelerini saran şaklaban şakşakçılarının da, tabanı oluşturan zurnanın son deliklerinin de...

 
 
 

Yalnızca, kart zampara adını verdiğimiz o üstün erkek ırkı, o yüce ruh bu genel kuralın dışındadır.

Yalnızca o satın alınamaz... Yalnızca o, gönlünün zenginliğince verir...

 

 

METNE DÖNMEK İÇİN

 .TIKLAYINIZ.

 

mizah