gizli dil gizli diller

Bir Kadın-Yiyen'in Öğleden Sonrası

BÖLÜM - 8 - EK

 

SEVGİNİN GİZLİ DİLİ

  

Şarkılar, sevda başlarken ne denli güzel,

ayrılırken o denli hüzünlü...

NAH İNSANA VE ANASNİ HAN

gizli baskı, s.31

mizah işaret dili  

Sevginin gizli dili konusunda yıllardan beri çok geniş kapsamlı antropolojik çalışmalar yapmış olduğumu siz değerli okuyucularımdan saklamayacağım.

 

Araştırmalarım beni, soğuktan donmak üzere olan konuklarını ısıtabilmek için kendi eşlerini takdim etmek inceliğini gösteren uygar Eskimo toplumlarından...

Buenos Aires'te kırsal kesimden kıro beyefendilerin şehirli garson kızlara  Ademanes işaret diliyle gizli mesaj ilettikleri kaldırım kahvelerine değin...

Hertürlü sosyal/kültürel ortama sürükledi. Kesinlikle pişman değilim ve zengin arşivimi birgün siz okuyucularımın yararlanmanıza açacağım.

 

  .ÇOK DEĞİL, ÜÇ KUŞAK ÖNCE.  

Ama bu noktada titreyip kendi öz kültürümüze dönmek ve geçtiğimiz yüzyıl başlarındaki Osmanlı-Türk yaşantısından örnekler vermek isterim.

mizah işaret dili  

Neden acaba Frenklerin suratı boş kızartma tavası gibi anlatımdan uzak, bakışları tirene bakar gibi, gözleri külliyen anlamdan yoksundur da, biz Türkler dünyaya bu derece anlamlı gözlerle bakarız? Dünyada hiçbir ırkın gözleri bakışları biz Türkler ölçüsünde anlamlı olamaz...

 

Bu ilginç antropolojik sorunun yanıtı bizdeki kundak geleneğinde saklıdır. Biz kızlarımızın oğullarımızın elini kolunu sımsıkı bağlayıp kundaklar, böylece geleceğimizin teminatı çocuklarımıza gözleriyle iletişim kurma yeteneğini kazandırırız. Demek ki nesnel bir açıklaması var.

İdeolojik akımların ucunu kökenini dışarda arayanlar yanılıyorlar. Ülkemizde sağdaki olsun soldaki olsun bütün gizli cemiyetlerin kökeni kundak ve sünnet adetlerimizde saklıdır...

gizli dili  

Beşikten başlayarak evde, okulda, askerde, iş yerinde eğitilip yerleştirilen davranışlar... Daha sonra on yılda bir sıkıyönetim mahkemelerinde denetlenip pekiştirilir. Kimileri tepeden tırnağa kundaklanır, kimileri kökünden sünnetlenir.

 

Ülkede sık sık bozulan huzur, bir türlü rayına oturamayan demokrasi böylece yeniden tesis edilir.

İşte o nedenle, milletçe bu denli anlamlı gözlerimiz vardır... Bunca mahzun ve anlamlı gözlerle bakarız birbirimize... Gözgöze gelebildiğimizde...

Ama ben şimdi sizlere sosyal/kültürel tarihimizden örnekler sunmak istiyorum. Kaçgöç kurallarının egemen olduğu eski dönemlerde, insanlarımız yanyana gelip konuşmak olanağı bulamadıkları için, kendi aralarında bir tür işaret dili geliştirmişlerdi. Buna göre:

 

El İşaretleri:

Erkek uzaktan elkol hareketleri yaparken, olayın izlendiğini hisseden kadın, mendili ile yüzünü gözünü ve tombul gerdanını silerek, "Dikkat, görüyorlar," demeğe getirirdi.

İki işaret parmağını yanyana getirerek birbirine sürtüştürmek, ne zaman lûtfedeceksiniz, ne zaman bir araya geleceğiz, demekti.

Başını şapşalca çarpıtıp diliyle dudaklarını yalayarak on parmak birbirine sımsıkı kenetlenirse, ne zaman kavuşacağız, ne zaman sarmaş dolaş olacağız, sorusunu dile getirirdi.

 

Ayaklarını doksan santim yana açarak, elini beline koyup uğrun uğrun bakmak, bana numara çekiyorsun, bana polim yapıyorsun, bana oyun oynuyorsun, beni oynatıyorsun, sitemini iletirdi.

  gizli dil

Erkek sol elinin baş ve işaret parmakları ile bir halka oluşturup sağ elinin işaret parmağını arasına sokarak ileri geri hareket ettirirse, "Senin için yanıp tutuşuyorum, bir kerecik lûtfet" anlamına gelir; kadın sağ elinin başparmağını işaret ve orta parmağı arasına sokup bileğinden yukarı aşağı sallarsa, "Havanı alırsın, boşuna umutlanma" demiş olurdu.

 

Göz İşaretleri:

Kadının iki bacağı arasında yaklaşık otuzbir santim aralık bırakarak hafifçe ileri geri salınırken, kirpiklerini kelebek kanatları gibi çırpıştırması, beni sevdiğine artık kanaat getirdim, bu gece kesin bekliyorum, demekti.

Kaşlarını büklüm büklüm çatması, sol ayak önde sağ ayak otuzbir santim arkada durması ise, n'ayır n'olamaz, beni sevdiğine inanmıyorum, beni kandıramazsın, beni haremine aldıramazsın anlamını taşırdı.

mizah simgesel dil  

Eğer bir kadın uğrun uğrun bakıp, süzüm süzüm göz süzüyorsa, işlemler bu gece tamam, el ayak çekildikten sonra bekliyorum, demekti. Sol gözünü kırpmak bu gece gel, sağ gözünü kırpmak bu gece gelme anlamına gelirdi. Ama yanlış anlaşılmamak için, muhatabınızın solak mı, yoksa salak mı olduğunu bilmek zorundaydınız.

 

Gözbebeklerini sağa devirmek, sağ taraf müsait, sağ tarafa yürüyelim; sol tarafa devirmek, sol taraf müsait, o tarafa yürüyelim, anlamına gelirdi. Yedişer saniye ara ile bir sağa bir sola bakmak, hele biraz daha dolanalım, elbet uygun bir yer bulacağız demekti.

Eğer Gülhane parkında iseniz, bu süreyi ikişer saniyeye indirmek zorundaydınız. Zaptiyeler buraları daha sık kolaçan ederlerdi. Yakalanırsanız, müsait tarafa bir alay abaza zaptiye refakatinde gitmek zarureti doğardı.

 

Mendil İşaretleri:

Kadın mendiliyle ayakkabısını sildikten sonra erkeğe uzatacak olursa, yoruldum, bu gece yanıma gel, birlikte dinleniriz, anlamına gelirdi.

Erkek kendisine uzatılan mendili alıp koklarsa, kabul ediyorum, kapıyı açık bırak, demekti. Yok eğer içine sümkürüp yere fırlatarak üzerinde birkaç dakika tepinirse, bıktım bu ısrarından, peşimi bırak, benim manitam var şeklinde kibar bir anlatım sayılırdı.

 

Mendiliyle yüzünü gözünü silmek, sonra içine sümkürmek, yanımdaki durumu çaktı, benimle ilgilenmiyormuş gibi davran, demekti.

  göz işaretleri

Erkeğin mendilini var gücüyle burup sıkması, bakire misin, sorusunu dile getirirdi. Dürülü durumda kıç cebine sokarsa, bakire olsan da dert değil, bir yolunu buluruz, anlamını taşırdı.

 

Ferace İşaretleri:

Osmanlı gizli dili  

Kızın feracesini düzeltmesi, selam vermesi anlamına gelirdi.

Ayrıca, saçını düzeltmesi, çorabını çekmesi, öksürmesi, aksırması, apşırması, burnunu silmesi, pencereye çıkıp cam silmesi, yemek yemesi, yatıp uyuması, nefes alıp vermesi...

Bunların hepsi, selam veriyor anlamına gelirdi.

 

Feracesini hızla açıp kapaması, yatsıdan sonra gel, demekti. Üstüste birkaç kez hızla açıp kapaması, eskiden senden hoşlanmıyordum, ama şimdi muhabbetim daha da ziyade, senin için yanıp tutuşuyorum, demekti.

Feracesini indirip birkaç dakika açık tutarsa, gerdanımın letafetine bak... Birkaç gün sonra seni eve alacağım, ama şimdilik hayalimle idare et, anlamına gelirdi.

 

Sandalye İşaretleri:

Kadın kapalı yerde yada vapur güvertesinde bacak bacak üstüne atarsa, seni eve alırım ve hastalığım yoktur, anlamına gelirdi.

Erkek kadının karşısında sandalyeye oturur, yanına bir oturak çekerse, sana dayalı döşeli bir kat tutayım, birlikte oturalım, anlamına gelirdi.

Bunun üzerine kadın bacak bacak üstüne atıp cüzdanını çıkarırsa, hastalığım yok, kabul ediyorum ama cebindeki paraya bağlı, demek isterdi.

 

  .PEKİ NE YAPMALIYIZ?.  

Bütün bunlar artık geçmiş yüzyılların biçimsel dünyasında, mazinin tozlu raflarında kaldı. Yapılan yoğun araştırmalar bu tür stilize edilmiş ve kalıplaşmış davranışların günümüzde doğallığını ve etkisini yitirmiş olduğunu gösteriyor.

Peki ne yapacağız? Yakası açılmadık düşüncelerimizi, kipkirli duygularımızı nasıl iletecek, hizmet talebimizi nasıl bir promosyonla takdim edeceğiz?

İlk kural: Yaratıcı olun ve sürekli şaşırtın. Beklenmedik davranışlar en büyük etkiyi uyandırır. Hedef kişinin şaşkınlığından yararlanmasını bilin...

mizah Osmanlı gizli dili  

Örneğin yalancıktan düşme taktiğini deneyebilirsiniz.

Ustaca düştüğünüzde, genç kızlar başınıza üşüşür, ayağa kalkmanıza yardımcı olurlar.

Yeterince sızıldanırsanız, belki beş on dakika oracıkta yatar, yakın temastan nasiplenebilirsiniz.

 

Yalnız dikkatli olun. Gayrete gelip gerçekten düşmeyin. Akrobasi eksikliğiniz genç kızlar üzerinde çok olumsuz etkiler yaratacağı gibi, üstelik ani düşüşler ilerlemiş osteoporoz olgularında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bacağınızın kırılıp aylarca alçıda kalmasını göze alamazsınız.

Öyleyse dikkat edin. Bir kart zampara için yaşamın doğal parçası olan osteoporoz olgusu hafife alınacak durum değildir. Osteoporoz ne mi demek? Onu da bir doktora soruverin artık. Herşeyi benden öğrenecek değilsiniz ya...

Gerçi uslanmaz bir kart zampara olarak doktorunuz da ayağı kayıp düşmüş, kendisi de şu anda bir ortopedi kliniğinde bacağı alçıda yatıyor olabilir...

 BÖLÜM 8'e DÖNÜŞ

mizah