ünlü sözler insan ve dünyası

 WEBSİTE TESTLER KARİKATÜR EĞLENCE

 ÜNLÜ SÖZLER ANASAYFAYA DÖNÜŞ.

yabancı ünlü sözler

TIKLAYINIZ... Ayrı Pencere Açılacaktır

 

çeviri ünlü sözler insan ve dünyası

 .SÜPER İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ.

  KPDS HAZIRLIK SETİ  --  EN İYİSİ.

ünlü söz özdeyiş vecize

TIKLAYINIZ... Ayrı Pencere Açılacaktır

 
 
 

insan ünlü sözler>

İNSAN VE DÜNYASI

dünya ünlü sözler

ÜNLÜ SÖZLER / ÖZDEYİŞLER

FAMOUS QUOTATIONS

 BÖLÜM - 01

ünlülerden sözler

 MEYDAN OKUYANLAR !!

 THE CHALLENGERS !!

ünlü söz

We define genius as the capacity for productive reaction against one's training. -- Bernard BERENSON

Dehayı, kişinin kendisine verilen eğitime karşı çıkan üretken başkaldırı gizilgücü olarak tanımlıyorum.

genius /CİN-yıs/ = 1. deha; 2. dahi... He has a genius for choosing the right words... He is a genius... Buradaki "we" kullanımını "royal we" olarak değerlendiriyorum.

ünlü söz

vecize

Brain: An apparatus with which we think that we think. -- Ambrose BIERCE

Beyin: Kendisini kullanarak düşündüğümüzü düşündüğümüz bir organımız... [= düşündüğümüzü sandığımız/inandığımız]

 

       apparatus /Æ-pı-REY-tıs/ = cihaz, düzenek.

ünlü söz

The truth that makes men free is for the most part the truth which men prefer not to hear. -- H. AGAR

İnsanları özgürleştiren gerçekler çoğunlukla insanların işitmek istemedikleri gerçeklerdir.

for the most part = çoğunlukla, büyük bölümü ile...

ünlü söz

The Human kind cannot bear very much reality.  -- T.S. ELIOT

İnsanoğlu gerçeklere çok fazla katlanamaz.

özdeyiş

Bu güzel söz, Türkçe'ye zor çeviriliyor. to bear = 1. taşımak, yükünü, ağırlığını çekmek, taşımak... 2. tahammül etmek, edebilmek...

ünlü söz

Faith: Belief without evidence in what is told by one who speaks without knowledge, of things without parallel. -- Ambrose BIERCE

İnanç: Örneğine hiç rastlamamış şeylerin varlığına, bu konuda hiç bilgisi olmayan bir kimsenin anlattıklarına dayanarak kanıtsız inanmak...

faith = inanç, inanma, itikat... without parallel = eşi benzeri bulunmayan...

ünlü söz

You cannot make a man by standing a sheep on its hind legs. But by standing a flock of sheep in that position you can make a crowd of men. -- Max BEERBOHM

Bir koyunu arka ayakları üzerinde doğrultmakla insana dönüştüremezsiniz; ama bir koyun sürüsünü aynı konuma getirirseniz bir insan kalabalığından farkları kalmaz...

hind legs = arka ayaklar ("behind" sözcüğünün kökü)... a flock of sheep = bir koyun sürüsü... "Sheep", biliyorsunuz, tekil ve çoğul formları aynı olan bir sözcük: One sheep, two sheep... Okunuşunu "gemi" anlamına gelen sözcükten kesinlikle ayırınız: sheep /Şİ:P/, ship /ŞİP/ Birincisi uzun, ikincisi kısa...

ünlü söz

War will never cease until babies begin to come into this world with larger cerebrums and smaller adrenal glands. -- H. L. MENCKEN

Bu dünyaya beyni daha büyük, böbreküstü bezleri ise daha küçük bebekler doğmadıkça, yeryüzünde savaşlar hiç bitmeyecek...

to cease /Sİ:Z/ = son vermek, kesmek, durdurmak; son bulmak, kesilmek, bitmek... örnek: ceasefire = ateşkes...

ünlü söz

aykırı söz

 

We are effectively destroying ourselves by violence masquerading as love. -- R. D. LAING

Sonuçta, sevgi kılığına girmiş şiddet eğilimlerimizle kendi kendimizi pek bir güzel yokediyoruz...

 

to masquerade = kılığına girerek maskarasını çıkarmak...

ünlü söz

Before we can ask such an optimistic question as "What is a personal relationship?", we have to ask  if a personal relationship is possible. or, any persons possible in our present situation. -- R. D. LAING

"Kişisel ilişki nedir?" gibi iyimser bir soru sormadan önce, çağımızda kişisel bir ilişki, hatta acaba kişiler kendileri olanaklı mıdır diye sormak zorundayız...

ünlü söz

Madness need not be all breakdown. It may also be breakthrough. It is potential liberation and renewal as well as enslavement and existential death. -- R. D. LAING

Delilik herzaman kişiliğin çökmesi olarak anlaşılmak zorunda değil. Bir büyük atılım olarak da düşünülebilir. Tutsaklık ve varoluşçu ölüm olduğu kadar, özgürleşme ve yeniden doğuşun da tohumlarını taşıyor olabilir...

breakthrough = çığır açan büyük bir yenilik veya atılım... potential = gizilgücü olan, o gücü kendi içinde taşıyan... renewal = "to renew" (re-new) kavramından yenileme, yenilenme (burada "yeniden doğuş" olarak çevirdim)... slave = köle... to enslave = köleleştirmek...

ünlü söz

Great minds discuss ideas; Average minds discuss events; Small minds discuss people. -- Anonymous

Büyük beyinler fikirleri... ortalama beyinler olayları... küçük beyinler ise kişileri tartışır...

ünlü söz

Most people would sooner die than think; in fact, they do so. -- Bertrand RUSSELL

Çoğu insan düşünmektense ölmeyi yeğliyor; gerçekte de böyle oluyor zaten...

[would sooner kalıbı "tercih" belirtir (= would rather); fakat tabiatıyla burada "daha önce" kavramına dayandırılan bir sözcük oyunu da var: daha düşünme aşamasına gelemeden ölüyorlar!]

ünlü söz

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

 KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

[Ayrı Pencere açılacaktır -- Bu sayfayı kaybetmeyeceksiniz]

 

ünlülerden sözler

 

 ON LIFE AND REALITY

Hayat ve Gerçekler Üstüne

ünlü söz

Life swings like a pendulum backward and forward between pain and boredom. -- Arthur SCHOPENHAUER

Hayat, acı çekmek ile can sıkıntısı arasında ileri geri sallanan bir sarkaç gibi...

["Sarkaç" imgesinden dolayı, ikisi arasında düzenli aralıklarla gidip gelen nüansı]  pendulum /PEN-dılım/ = sarkaç... pain = burada, fiziki olmayan anlamda, acı, ızdırap, elem... boredom = cansıkıntısı, sıkılmışlık, yapacak işi olmadan veya ne yapacağını bilmeden uflayıp puflayıp oturmak...

ünlü söz

Whatever a man prays for, he prays for a miracle. Every prayer reduces itself to this: "Great God, grant that twice two be not four." -- Ivan TURGENEV

İnsanoğlunun duaları hep mucizeler içindir. Hertürlü dua aslında şuna indirgenebilir: Yüce Tanrım, lütfen iki kere ikinin dört etmemesini sağla...

to pray = dua etmek... prayer = 1. dua... 2. dua eden kimse... (Dikkat ederseniz "duacı" demedim: Yani, "Sağlığınıza duacıyım" tümcesini "I am a prayer for...vb" şeklinde çeviremezsiniz. "I pray for...etc" demeniz gerekir... to grant = (burada) ihsan etmek, bahşetmek... (genel anlamı = "vermek, bağışlamak" anlam kategorisine girer. O nedenle, akademik hayatta "burs" anlamına gelirken, hukuk dilinde ise, "ferağ, terk, hibe" anlamlarını taşıyabiliyor. En güzel deyim ise: to take sth. for granted = olmuş bitmiş saymak, kesin gözüyle bakmak: "You can't take anything granted with her." ( = Hiçbirşeyden o kadar fazla emin olamazsın; bu hanımefendi seni çok şaşırtabilir...)

ünlü söz

The shortness of life, so often lamented, may be the best thing about it. -- Arthur SCHOPENHAUER

Bunca sık şikayet edilen yaşamın kısalığı, belki de onun ençok şükretmemiz gereken yönüdür... (serbest çeviri)...

to lament /lı-MENT/ = figan etmek, yas tutmak... We laugh at our lamentable condition... Güleriz ağlanacak halimize. (Ne var ki, İngilizce'de bu tümce, "Çok cesuruz, güler geçeriz", şeklinde de yorumlanabilir.)

ünlü söz

 

Life is a tragedy for those who feel, and a comedy for those who think. -- Jean de la BRUYERE

Yaşam, hissedenler için bir trajedi, düşünenler için bir komedidir...

 

güzel sözler

Birçok değişik sözlemelerle karşımıza çıkan bir özdeyişin la Bruyere versiyonu...

ünlü söz

CLOV: Do you believe in life to come?

HAMM: Mine was always that. -- Samuel BECKETT, Endgame.

= Benimkisi zaten hep öyleydi... Benimkisi zaten hep ilerde yaşanacak bir hayat olageldi!

the life to come = Asıl anlamı: "ölümden sonraki hayat". Burada kastedilen "gelecekte gerçekleşecek bir yaşam"...

ünlü söz

The sun shone, having no alternative, on the nothing new. -- Samuel BECKETT, Murphy adlı romanının ilk cümlesi

Güneş, başka seçeneği olmadığı için, bilidiğimiz eski şeylerin üzerinde pırıldıyordu.

Ünlü "There's nothing new under the sun," deyişi ile birlikte irdeleyiniz...

ünlü söz

War is like love; it always finds a way. -- Bertolt BRECHT

Savaş da aşk gibi mutlaka bir yolunu buluyor. 

ünlü söz

People who try to do something and fail are infinitely better than those who try to do nothing and succeed… -- Llyod JONES

Hiçbirşey yapmamakta başarılı olmaktansa, birşeyler yapmağa çalışıp da başarısız olmak çok daha iyi... infinitely = sonsuz derecede, kesinlikle...

ilginç güzel sözler

Çeviriler ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

ünlü sözler yazı copyrightünlü sözler, özdeyişler Doç. Dr. Yalçın İzbul  ünlü sözler, özdeyişler mail

ünlülerden sözler

 ON HUMAN LIFE, HISTORY, AND DESTINY
İnsan Yaşamı, Tarih ve Kaderimiz Üstüne...

ünlü söz

The young man who has not wept is a savage, and the old man who will not laugh is a fool. -- George SANTAYA

Bugüne değin hiç ağlamamış genç adam bir barbar, onun ağladıklarına gülmeyecek yaşlı bir adam ise budaladır...

savage /-vic/ = 1. (ad) vahşette yaşayan, barbar, uygarlaşmamış; 2. (sıfat) vahşi, saldırgan... savagery /-vicri/ [düm-teke: üç hece] = vahşet, barbarlık... Karşıt anlamlılar: civilized, civilization... AMA, tıpkı uygarlığın karanlık yüzleri de olduğu gibi, "savage" dünyanın da el değmemiş, masum yönleri vardır: "the noble savage" = "soylu vahşi" kavramı ile örneklendiği üzere...

ünlü söz

A little inaccuracy sometimes saves tons of explanation. -- "SAKI" (H.H. Munro)

Gerçeği azıcık saptırıvermek, insanı binlerce ton açıklamadan kurtarır...

accurate, accuracy, inaccurate, inaccuracy... /ÆK-yurit/, /ÆK-yurisi/, /i-NÆK-yurit/, /i-NÆK-yurisi/... "to save" fiili burada "gereksiz kılar, tonlarca açıklamadan kurtarır", anlamında kullanılıyor. Tıpkı, "A stitch in time saves nine" atasözünde olduğu gibi = yırtık büyümeden, zamanında bir ilmek atarsanız, ilerde atmak zorunda kalacağınız dokuz ilmekten kurtulmuş olursunuz...

ünlü söz

 

I know why there are so many people who love chopping wood. In this activity one immediately sees the results. -- Albert EINSTEIN

Neden bunca kişinin odun kırmaktan büyük zevk aldığını biliyorum. Bu aktivitede sonuçları hemen anında alabilirsiniz.

einstein söz

to chop wood = odun kırmak, balta ile parçalara ayırmak... Manço'nun "Nick the Chopper"ını anımsayınız...

ünlü söz

Every form of addiction is bad, no matter whether the narcotic be alcohol or morphine or idealism. -- Carl G. JUNG

Hertürlü bağımlılık kötüdür: Uyuşturucunuz ister alkol, ister morfin, isterse de idealizm olsun...

addiction /æ-DİK-şın/ = uyuşturucu vb. bağımlılığı... to be addicted to sth. = birşeye bağımlı olmak... He is an addict. = Uyuşturucu bağımlısıdır... addictive = bağımlılık yapan...

ünlü söz

"Dying for an idea" sounds well enough, but why not let the idea die instead of you? -- Percy Wyndham LEWIS

Valla, "bir fikir uğruna ölmek" kulağa çok hoş geliyor ama, bıraksanız da sizin yerinize fikir ölüverse...

ünlü söz

I would rather be an opportunist and float than go to the bottom with my principles round my neck.  -- Earl Stanley BALDWIN

İlkelerim boğazıma dolanmış dibe batmaktansa, oportünist olup suyun üstünde kalmayı yeğlerim...

to float /FLO:T/ = suyun üstünde kalmak, batmamak. "swim" eyleminde ise kendi çabanızla "suda yol almak" kavramı var...

ünlü söz

"In the long run the pessimist may be proved right, but the optimist has a better time on the trip." -- DANIEL L. REARDON

in the long run = sonunda, uzun vadede, pekçok iniş çıkıştan sonra... to be proved right = haklılığı ve doğruyu düşünüp dile getirdiği kanıtlanmak... has a better time on the trip = yolculuk boyunca daha iyi, daha hoşça vakit geçirir...

ünlü söz

The one real object of education is to leave a man in a condition of continually asking questions.  -- Bishop CREIGHTON

Eğitimin gerçek tek amacı, insanı sürekli sorular sorar bir durumda tutmaktır...

Ve, bunları söyleyen kişi, bir din adamı, bir piskopos!İşte, "kaşaneleri" ile Batı ve "viraneleri" ile Doğu Dünyaları arasındaki farkın gerçek nedeni...

 

ünlülerden sözler

 

 ON INHUMANE REALITIES OF HUMAN LIFE 

Hayatımızın İnsanlığa Sığmaz Gerçekleri

humane /hyu-MEYN/ = insancıl... inhumane (veya, inhuman) = insanlık dışı, insana yakışmaz...

 ünlü söz

The surest sign that intelligent life exists elsewhere in the universe is that it has never tried to contact us. -- Bill WATTERSON

Dünya dışı zeki yaratıkların varlığı, bizimle temas kurmaktan kaçınmalarından kesin besbelli...

Serbest çevirdim ... surest = en emin, en kesin...

ünlü söz

 

aykırı sözler

The devil is an optimist

if he thinks 

he can make people

meaner. -- Karl KRAUSE

aykırı sözler

 

Eğer Şeytan, insanları şimdikinden daha sevgisizleştirebileceğini düşünüyorsa, çok iyimser düşünüyor...

mean = 1. Sevgisiz... 2. Kötü yürekli, adi, aşağı, bayağı, alçak... 3. Cimri, pinti...

ünlü söz

You give but little when you give of your possessions. It is when you give of yourself that you truly give.-- Kahlil GIBRAN (Halil Cibran)

give but little = çok az şey verirsin... possessions = sahip olunan şeyler, zenginlikler, eşyalar, mülk, vb... give of yourself = kendinden birşeyler vermek...

ünlü söz

He who joyfully marches to music in rank and file has already earned my contempt. He has been given a large brain by mistake, since for him the spinal cord would suffice. -- Albert EINSTEIN

Bu adamlara beyin yanlışlıkla verilmiş; omurga yeterli olurdu...

He who... = Her kim ki... march in rank and file = sıra ve saf tutarak yürümek (Einstein burada nazi ve faşistleri kastediyor)... contempt = aşağılama, hakir görme, iğrentiyle bakma... to suffice /sı-FAYS/ = yeterli olmak ("sufficient" sözcüğünün kökü)...

ünlü söz

God does not have the monopoly on omnipresence: this is a privilege enjoyed by Injustice as well.  -- Christopher SPRANGER

Heryerde hazır ve nâzır olmak Tanrının tekelinde değil; Adaletsizlik de bu ayrıcalığa sahip...

monopoly /mı-N@-pıli/ = tekel... omnipresence = Tanrı'nın heryerde bulunma özelliği... privilege /pri-vilic/ = ayrıcalık, imtiyaz... to enjoy = 1. Hoşça vakit geçirmek, eğlenmek; 2. (Bu anlamına dikkat; Burada olduğu gibi) SAHİP OLMAK, NİMETLERİNDEN YARARLANMAK... injustice /in-cas-tis/ = adaletsizlik...

ünlü söz

aykırı söz

 

Maybe this world is another planet's hell.

-- Aldous HUXLEY

Belki de bu Dünya başka bir gezegenin cehennemidir...

 

ünlü söz

 

Our planet is the mental institution for the universe. -- Johann Wolfgang Von GOETHE

Gezegenimiz evrenin tımarhanesi...

 

aykırı söz

Goethe, "belki" sini de kaldırıyor. komik söz

ünlü söz

You fall out of your mother's womb, you crawl across open country under fire, and drop into your grave. -- Quentin CRISP

Ana rahminden dışarı yuvarlanırsınız; açık arazide ateş altında sürünürsünüz; mezarınızın içine düşersiniz...

İnsan yaşamı, savaş imgeleri ile açıklanıyor...

ünlü söz

Life is a gamble at terrible odds -- if it were a bet, you wouldn't take it. -- Tom STOPPARD (Rosencrantz and Guildenstern Are Dead)

odds = kumarda bahislerin kaça kaç verdiği... at terrible odds = şansınız yok denecek kadar az... "if it were a bet, you wouldn't take it" = Eğer bu bir bahis olsa, girmezdiniz (girmek akıllılık olmaz, ben girmem, anlamına)...

ünlü söz

vecize

Life is like a B-Grade movie. You don't want to leave in the middle, but you don't want to see it again. -- Ted TURNER

Hayat, niteliksiz bir filim gibi... Yarısında çıkmak istemezsiniz, ama bu filmi bir daha görmek de istemezsiniz.

 

ünlü söz

The most costly of all follies is to believe passionately in the palpably not true. It is the chief occupation of mankind. -- H.L. MENCKEN

Apaçık yanlış şeylere tartışmasız inanmak insanlığın en ağır maliyet getiren budalalığıdır. Tüm insanlığın başlıca meşgalesi de budur.

folly = "hata" ve "budalalık" kavramlarına biraz da "zevkü safa peşinde koşarken gençlik ve deneyimsizlikten başa gelen şey" kavramını da ekleyin, işte öyle bir anlam... palpable /PÆL-pıbl/ = elle tutulur gözle görülür, somut; ama, illa ki fiziki bir nesne olması gerekmiyor; mecazi olarak, "varlığı belirgin" anlamında... Tıptaki "palpe etmek" (Türkçe) sözcüğü "to palpate" ten geliyor = (el ve parmaklarla) dokunarak muayene... "palpitasyon" sözcüğünün İng. kökü olan "to palpitate" ise (kalp için kullanılan, "hızlı atmak") tümüyle farklı bir sözcük...

ünlü söz

vecize

 

One is born into a herd of buffaloes and must be glad if one is not trampled under foot before one's time. -- Albert EINSTEIN

 

a herd of buffaloes = bir bufalo sürüsü... to be/get trampled under foot = ayaklar altında ezilmek... before one's time = ecelinden önce... ("ecelinden önce" deyimi çok mantıksız, ama çok da anlamlı -- zaten bu "hem mantıksız hem anlamlı" sözler söyleyip anlayabilme ayrıcalığımız olmasa, bu işleri çoktan bilgisayarlara devrederdik!)

ünlü söz

I love mankind; it's people I can't stand. -- Charles SCHULTZ (Peanuts'ın birkaç yıl önce kaybettiğimiz yaratıcısı)

Bütün insanlığı çok seviyorum da,

insanlara katlanamıyorum...

ilginç güzel sözler

Çeviriler ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz:

ilginç sözler email

BAŞA DÖNÜŞ

ilginç güzel sözler

unlu-sözler.htm      unlu sözler 02 siyaset ve hükumet

 
 
 

ünlü sözler

 WEBSİTE TESTLER KARİKATÜR EĞLENCE

 ÜNLÜ SÖZLER ANASAYFAYA DÖNÜŞ.

yabancı ünlü sözler

TIKLAYINIZ... Ayrı Pencere Açılacaktır

 

çeviri ünlü sözler

 .SÜPER İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ.

  KPDS HAZIRLIK SETİ  --  EN İYİSİ.

ünlü söz özdeyiş vecize

TIKLAYINIZ... Ayrı Pencere Açılacaktır