KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 
 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Tıklayınız: Ayrı Pencere Açılacaktır

 

 

ON MARRIAGE

EVLİLİK ÜSTÜNE

ÜNLÜ SÖZLER / ÖZDEYİŞLER

FAMOUS QUOTATIONS

 BÖLÜM - 03

 

 

 

It was a man's world. Then Eve arrived.

--  Richard Armour

 

Bir zamanlar erkeklerin dünyasıydı.

Sonra, Havva  çıkageldi...

 

 

 EVLİLİK ÜSTÜNE ANONİM SÖZLER !!!

Anonymous Sayings On Marriage !!!

Çeviri ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

Marriage is like a cage; those outside are desperate to get in and those inside are desperate to get out.

Bu feryat Türkçe'de çok daha güçlü işitilir: Bülbülüm altın kafeste!... despair /dis-PEI/ = umutsuzluk, çaresizlik... desperate /DES-pırit/ = 1. Çaresizlikten deliye dönmüş; mutlaka bulması gerekiyor: We are in desperate need of food and supplies... 2. Çaresizlikten gözleri dönmüş, vahşi ve tehlikeli: Be careful; he's a very desperate man now... His failure made him desperate; he was resolved to succeed or die in the attempt... 3. Umutsuz, çaresiz, çok kötü durumda: The government must act quickly to remedy the desperate situation the economy is in... Yukardaki deyişin en iyi çevirisi: "Dışardakiler girmek için, içerdekiler çıkmak için çırpınıyor..."

Marriage is when a man and woman become as one; the trouble starts when they try to decide which one.

Evlilik erkek ve kadının bütünleşmesidir... de, sorun kimin kişiliğinde bütünleşeceklerine karar vermeğe çalıştıklarında başlıyor... "Become" fiili, "be" fiilinin süreç belirten halidir. Sözlüklerde, "be" fiili "olmak" şeklinde çevrilirken, "become" için de genelde "oluşmak" tanımı verilir. Türkçe'ye çoğu zaman "hale gelmek, haline gelmek, -- lamak, --laşmak" şeklinde çeviri verir. Bu kimliği ile, "get" fiili ile eşkullanımlı olmakla birlikte, daha kitabi olduğunu ekleyebiliriz: to be fat, to get fat, to become fat...

Before marriage, a man yearns for the woman he loves. After marriage, the 'Y' becomes silent.

to yearn /YÖ:N/ [Unutmayınız, bunlar UK okunuşları, USA İngilizcesinde /r/ belirgin biçimde telaffuz edilecektir] = (for veya after alır) Büyük özlem duymak, çok istemek... "Y" harfini kaldırınca: earn /Ö:N/ = para kazanmak... He yearns for her... He earns for her... Ne güzel, di mi?!

Every man wants a wife who is beautiful, understanding, economical and a good cook. But the law allows only one wife.

 

Her erkek güzel, anlayışlı, tasarrufu bilen ve iyi yemek pişiren bir eş ister; ama yasalar ne yazık ki yalnızca tek kadınla evlenme izni veriyor...

DİKKAT... DİKKAT... "Economy" sözcüğünün sıfat hali "economic" tir. Asla "economical system/measures/situation" diyemezsiniz. Doğrusu "the economic system, economic measures, the economic situation" vb... "Economical" tümüyle farklı bir anlam taşır = Tasarrufa yol açan, tasarruflu, hesaplı... Karışıklık her iki anlamın Türkçe'de tek sözcükle karşılanmasından kaynaklanıyor: Hükumet ekonomik paket açıyor; Evimizde ekonomik paket OMO kullanıyoruz... Bu arada, to economize = tasarruf etmek, harcamalardan kısmak demektir: We economize on something by doing something...

Marriages are made in heaven. But so again, are thunder and lightning.

heaven = Cennet, cennet gibi yer, gökler, "yukardaki" alem... to go to (to be in) heaven X to hell : "I'm in heaven when we dance cheek to cheek"... Heaven forbid! = Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun... Good Heavens! = Aman Allahım! (şaşkınlık, beklemiyor olmak)... Thank Heaven you're back. (veya, thank Heavens) = Allaha şükür ki döndün...

A man is incomplete until he is married. After that, he is finished.

"Erkek evleninceye kadar yarımdır; evlenince tamamlanır." İlk bakışta çok "banal" /bı-NA:L/ romantik bir söz gibi görünüyor, di mi!! Ama, "finished" sözcüğünün "bitti" ve "işi bitti, defteri dürüldü" şeklindeki değişik anlamlarını düşünürseniz, bayağı yakışıklı bir söz... Bu arada, en sevdiğim şairlerden biri olan John Donne (17 yy başları, metafizik ekolden) evlendiğinde şu mısraları karalamıştı: "John Donne / Ann Donne / Undone"... Yani, işleri bitik, defterleri dürüldü...

Marriage is the only war where one sleeps with the enemy.

Evlilik, insanın düşmanıyla yatağa girdiği tek savaştır.

A man inserted an 'ad' in the classifieds: "Wife wanted". Next day he received a hundred letters. They all said the same thing: "You can have mine."

Adam gazeteye ilan vermiş: Evlenmek istiyorum. Ertesi gün cevaplar yağmağa başlamış: "Benimkini alabilirsin!"

"My wife's an angel!" says one man. "You're lucky, mine's still alive," answers his friend.

"Benim karım bir melektir." der adamın biri. "Çok şanslısın; benimkisi hala hayatta!" diye cevap verir arkadaşı.

 

I am an excellent housekeeper. Every time I get a divorce, I keep the house.

-- İmza: Şen Dul...

 

Süper bir itiraf... housekeeper = Ev işlerine nezaret eden kadın, kadın kahya... Sözcük oyunundan dolayı, buradaki anlamı "evi elinde tutan, evin sahibi olan"...

 Every time I get a divorce, I keep the house.

Bütün boşanmalarımda, ev hep bana kalıyor...

     

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

[Ayrı Pencere açılacaktır -- Bu sayfayı kaybetmeyeceksiniz]

 

 

 ON MARRIAGE !!!

Evlilik Üstüne !!!

Marriage is the triumph of imagination over intelligence. Second marriage is the triumph of hope over experience. -- Oscar Wilde

(İlk) evliliğimiz, aklımızın hayaller dünyamıza; ikinci evliliğimiz, deneyimlerimizin umut dünyamıza yenik düşmesidir... (Üçüncüsünü varın siz değerlendirin... Grameriyle biraz oynayarak çevirdim. imagination = hayal gücü, imgelem, muhayyile... imaginary = hayali (hiç de iyi birşey değil)... imaginative = hayal gücü yüksek, yaratıcı (çok iyi birşey)...

Bu arada, "hayali ihracat" = fictive (veya, fictitious) exports... /FİK-tiv/, /fik--şıs/

 

By all means marry. If you get a good wife, you'll be happy. If you get a bad one, you'll become a philosopher... and that is a good thing for any man.

-- Socrates

 

by all means = hayhay, pek tabii... By all means marry = Hayhay, evlenin, kardeşim!Kesinlikle; evlenmelisiniz... İyisine düşerseniz, mutlu olursunuz... Kötüsüne düşerseniz, filozof... Ki, bu da kimse için çok kötü birşey sayılmasa gerek...

Sokrat, biliyorsunuz vıdıvıdıcı karısından çektiğini, nasırından bile çekmemişti! Tabii ki, Sofokles de öyle... Muhtemelen, Öropides, Aristo, Aristofanes, Perikles de öyle... Hele ki, Heraklitos... Eflatun Plato farklı oysa; O, biliyorsunuz, Platonik vaziyetler peşindeydi...

Some people ask the secret of our long marriage. We take time to go to a restaurant two times a week. A little candlelight, dinner, soft music and dancing. She goes Tuesdays, I go Fridays. -- Henny Youngman

take time = (burada) zaman ayırmak... candlelight = mum ışığı... soft music = hafif, romantik müzik.

You know what I did before I married? Anything I wanted to. -- Henny Youngman

Evlenmeden önce ne yaptığımı mı soruyorsunuz? Walla, canım ne isterse onu yapıyordum...

I don't worry about terrorism. I was married for two years. -- Sam Kinison

Terrörizm bana vız gelir tırıs geçer. Ben hayatımın iki yılını evli geçirmiş biriyim.

I've had bad luck with both my wives. The first one left me, and the second one didn't. -- Patrick Murray

İki kere evlendim; ikisinde de şansım yaver gitmedi. İlk karım beni terketti; ikinci karım ise terketmemekte direniyor.

The middle years of marriage are the most crucial. In the early years, spouses want each other and in late years, they need each other. -- Rebecca Tilly

crucial /KRU-şıl/ = yaşamsal önem taşıyan, dönüm noktası olabilecek nitelikte... crux /KRAKS/ = kritik nokta, meselenin özü, dönüm noktası, en önemli nokta... gibi anlamlar taşıyan kökten geliyor: The crux of the matter is that... vb. spouses /SPAU-zis/ = eşler... Bu tümcenin ima ettiği (to imply) anlam: In the middle years, the spouses neither want nor need each other...

Bu arada, "brother; sister" dışında İngilizce'de Türkçe "kardeş" anlamını taşıyan "sibling" sözcüğünü biliyor musunuz? O da tıpkı "spouse" (= "eş"; evli eşlerden herhangi birisi) gibi eşeysiz, ama pek fazla kullanılmayan bir sözcük...

 

If you want to sacrifice the admiration of many men for the criticism of one, go ahead, get married.

-- Katherine Hepburn

Bir sürü erkeğin beğenisinden tek bir erkeğin eleştirileri uğruna vazgeçiyorsan, devam et, evlen kardeşim... (1940-50'li yılların süper Holywood yıldızlarından... Az sansasyonel örnekler oluşturmamıştı kadın hakları ve özgürlükleri için...)

Happy marriages begin when we marry the ones we love, and they blossom when we love the ones we marry. -- Tom Mullen

blossom /b-LA-sım/ = çiçek vermek, bahar açmak, (mecazi) yeşerip boy atmak... Our love will blossom just as daisies do blossom in springtime (Breh breh!)... Eşanlamlı bir başka sözcük: to bloom = çiçek açma, (mecazi) çiçekler gibi taptaze, sağlıklı, güzel olma... The roses have been blooming all through this summer... The roses must be in full bloom by this time... She was in the bloom of youth... 

When two people are under the influence of the most violent, most insane, most delusive, and most transient of passions, they are required to swear that they will remain in that excited, abnormal, and exhausting condition continuously until death do them part. -- George Bernard Shaw

Olabilecek en şiddetli, en çılgın, en hayalperest, en geçici tutkunun etkisinde olan iki kişiden, bu heyecan dolu, normal dışı ve bitkin düşüren durumda, ölüm onları ayırıncaya  değin sürekli bu durumda kalacaklarına dair yemin etmelerini istemektir -- evlilik...

sane /SEYN/ = aklı başında... insane = çılgın, fıttırmış... sanity /-niti/ = aklı başında olma... insanity /in--niti/ delilik, çılgınlık... (sanitation = sanitasyon, hijyen, ile karıştırmayınız)... delusive /dil-YU:-siv/ = geçen sayımızda öğrendiğimiz "delusion" sözcüğünü hatırladınız mı? İşte bu sözcüğün anlamı da, "delusion" lara yol açan demek... 

transient /TRÆN-ziyınt/ = geçici... will remain = o durumda kalacaklar, olmakta devam edecekler... exhausting = bitkin düşüren, tüm gücünü tüketen... until death do them part = ölüm onları ayırıncaya kadar... (evlilik yemininde geçen -- eski dilden -- "Until death do us part" ibaresinden...)

 

 

For Those Jilted in Love

Aşkta hayal kırıklığına uğramışlar için...

Love: a temporary insanity, curable by marriage. --  Ambrose Bierce

Aşk: Geçici bir akıl hastalığı olup, evlilikle tedavi olur.

Love at first sight is easy to understand; it's when two people have been looking at each other for a lifetime that it becomes a miracle. -- Sam Levenson

İlk görüşte aşk olayını anlamak kolay da, ömürboyu birbirinin suratına bakan iki kişi arasında aşk tam bir mucize!...

I recently read that love is entirely a matter of chemistry. That must be why my wife treats me like toxic waste. -- David Bissonette Geçenlerde bir yerde okudum: Aşk tümüyle bir kimya meselesiymiş. Demek ki karım o nedenle bana zehirli atık muamelesi yapıyor.

Buradaki "recently" + past tense" kullanımı colloquial English açısından yanlış değil, ama intermediate arkadaşların bunu şimdilik görmezden gelmelerini ve present perfect kurallarına sadık kalmalarını öneririm.

For two people in a marriage to live together day after day is unquestionably the one miracle the Vatican has overlooked. -- Bill Cosby

Sevimli dostumuz Cosby de olayı aynı şekilde Vatikan'ın atladığı bir "mucize" olarak görüyor. To overlook = 1) Farkına varmadan atlamak, görememek, gözden kaçırmak; 2. Bile bile görmezden gelmek, müsamaha etmek... İki karşıt anlamı bünyesinde birlikte barındıran ilginç bir sözcük... Üçüncü bir anlamı daha var: Yukardan bakmak, yukardan görmek: Our balcony overlooks the sea...

Some pray to marry the man they love,
My prayer will somewhat vary:
I humbly pray to Heaven above
That I love the man I marry.

-- Rose Stokes

Kimileri dua eder: Sevdiğim adamla evleneyim diye; Benimse duam ise şudur, boynum bükük:

Umarım severim evleneceğim adamı.

 

 SAGES ON LOVE AND MARRIAGE

Sage /SEYC/ = Bilge

Fifty percent of all marriages end in divorce. But look at the brighter side: the other fifty percent end in death. -- Richard JENI

Evliliklerin yüzde ellisi boşanmayla bitiyor. Ama siz işin iyimser ve parlak yönüne bakın: Çünkü öteki yüzde ellisi ölümle sonuçlanıyor...

By all means marry; if you get a good wife, you'll be happy. If you get a bad one, you'll become a philosopher. -- SOCRATES

by all means = hayhay, gayet tabii, herzaman ve her koşulda evet...

You can rehearse a wedding but not a marriage. - Al BATT

Düğünün provası olur, ama evliliğin provası yoktur...

  There's only one way to have a happy marriage and as soon as I learn what it is I'll get married again. -- Clint EASTWOOD

Nasıl konuşmuş ama Clint Abim? "Mutlu bir evliliğin tek yolu var; Ne olduğunu öğrenir öğrenmez, yeniden evleneceğim!!"

When a man steals your wife, there is no better revenge than to let him keep her. -- Sacha GUITRY

Bir başka erkek karınızı sizden çalacak olursa, bırakın onda kalsın. Bundan daha büyük bir intikam olamaz..

Pure love and suspicion cannot dwell together: at the door where the latter enters, the former makes its exit. -- Alexandre DUMAS

pure love = saf, katışıksız aşk... suspicion = şüphe, kuşku... dwell together = birlikte oturmak; burada: birarada bulunmak... the latter = sonraki, ikincisi... the former = ilki, birincisi...

Christianity has done a great deal for love by making a sin of it. -- Anatole FRANCE

has done a great deal for = çok yararına olmuştur, onun için çok şey yapmıştır... by making a sin of it = onu bir günah haline getirerek... Doğru: Yasak meyve tatlı olur...

Of all forms of caution, caution in love is perhaps the most fatal to true happiness. -- Bertrand RUSSELL

caution = temkin, kendini sakınma... Doğru: Daldın mı, balıklama dalacaksın...

To love at all is to be vulnerable. -- C.S. LEWIS

at all = genelde "hiç, hiç de" şeklinde çeviri veren bu deyim, burada "herhangi bir şekilde, her türlü şekilde" diye çevrilebilir... "Sevmek, kolay yaralanabilir olmak demektir"...

Men always want to be a woman's first love - women like to be a man's last romance. -- Oscar WILDE

Burada "love" sözcüğünü "aşık", romance sözcüğünü "aşk" olarak çeviriniz... "Erkekler bir kadının ilk aşıkı, kadınlarsa bir erkeğin son aşkı olmak ister"...

Behind every successful man is a surprised woman. -- Maryon PEARSON

Çok zalim, çoook zalim bir söz:

Her başarılı erkeğin arkasında, buna çok şaşıran bir kadın vardır!..

     

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

[Ayrı Pencere açılacaktır -- Bu sayfayı kaybetmeyeceksiniz]

 

 

 İ L İ Ş K İ L E R.

Relationships

 

The true measure of a man is how he treats someone who can do him absolutely no good. -- Samuel Johnson

true measure = gerçek ölçü... to treat = davranmak, muamele etmek tıp dilinde = tedavi etmek, sağaltmak)... who can ...etc = kendisine hiçbir yarar sağlamayacak, kendisinden hiçbir menfaati olamayacağı...

A Friend may well be reckoned the masterpiece of Nature. -- Ralph Waldo Emerson

to reckon = think, consider = saymak, addetmek, öyle düşünmek... masterpiece = başyapıt, şaheser...

It is a luxury to be understood. -- Ralph Waldo Emerson

Anlaşılmak bir lükstür (= Anlaşılmayı ummayınız)...

If it was necessary to tolerate in other people everything that one permits in oneself, life would be unbearable. -- Georges Courteline

Kendimize izin verdiğimiz şeyleri başkalarında da hoşgörü ile karşılamak gerekseydi, hayat çekilmez olurdu...

A good wife always forgives her husband when she's wrong. -- Milton Berle

İyi bir eş, kendisi hernezaman haksızsa, kocasını mutlaka affeder...

The worst sin towards our fellow creatures is not to hate them, but to be indifferent to them; that's the essence of inhumanity. -- G.B. Shaw

sin = günah... fellow creatures = diğer insanlar, "türdeş"lerimiz... indifferent = kayıtsız, ilgisiz (beklentimizin tersine, in- öneki ile anlamın tersine çevrilmeyip, farklı bir anlam oluşturulan bu sözcüğe dikkat ediniz)... essence /e-sıns/ = aslı, temeli... inhumanity = insaniyetsizlik, zalimlik, vb...

Women inspire us to great things, and prevent us from achieving them. -- Alexandre Dumas

to inspire = esin (ilham) vermek... to achieve [/ı-Çİ:V/ = başarmak, hedefi gerçekleştirmek...

The most effective way to remember your wife's birthday is to forget it once. -- Anonymous

Karınızın doğum günü yıldönümünü hele bir kez unutun; bakalım bir daha hiç unutabilecek misiniz?!

Some fellows pay a compliment like they expected a receipt. -- Kin Hubbard

to pay a compliment = kompliman yapmak, iltifat etmek... to expect a receipt [/ri-Sİ:T/ okunur: "p"yi okumayınız] = makbuz, alındı...

It's the good girls who keep diaries; the bad girls never have the time.  --Tallulah BANKHEAD

 

Günlük tutan cici kızlardır; kaka kızların buna hiç vakti yok ki...

What women do to each other is beyond description. No Chinese torture comes close.  --  Tori AMOS

Kadının kadına ettiği anlatılamaz. Yanında Çin işkenceleri bile yavan kalır...

 

Men are like tile floors, lay them down right the first time and you can walk all over them for the rest of your life.  --  Lisa TARBOX

Erkekler parke döşemeler gibidir. İlk seferinde doğru döşersen, artık hayatın boyunca üzerlerinde dolaşabilirsiniz...

 

Çeviri ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

 

 THAT MYSTERIOUS FEELING CALLED "LOVE"

"Aşk" Denilen O Esrarengiz Coşku !!

Let's Get Romantic, For A Change !!

for a change = bir değişiklik olsun diye...

For Lovers Everywhere

Sevgililer için... Her nerede iseler...

 

So long as the moon shines upon this earth and the ocean whispers our song... Till the rivers flow upstream and lovers forget their dreams... I will love you...

Ay parıldadıkça üstümüzde, okyanus fısıldadıkça şarkımızı... Nehirler yukarı akmadıkça, sevdalılar düşlerini unutmadıkça... Seni seveceğim...

 

True love doesn't have a happy ending because true love doesn't have an ending. -- Anonymous

Gerçek aşk mutlu sonlanmaz; gerçek aşkın sonu yoktur ki!

Today I begin to understand what love must be, if it exists... When we are parted, we each feel the lack of the other half of ourselves. We are incomplete like a book in two volumes of which the first has been lost. That is what I imagine love to be: incompleteness in absence. -- Goncourt

when we are parted = ayrıldığımızda, ayrı olduğumuzda... incompleteness in absence = "Sen yarım, ben yarım; birleşmek mümkün değil; Dertlerde tamamlandık, yaşamakta değil..." (O. Gencebay)

My heart to you is given:
Oh, do give yours to me;
We'll lock them up together,
And throw away the key.

--  Frederick Saunders

Kalbimi sana verdim

Sen de kalbini bana ver

Kilitleyelim onları birlikte

Fırlatıp atalım anahtarını uzaklara

I am nothing special, of this I am sure. I am a common man with common thoughts and I've led a common life. There are no monuments dedicated to me and my name will soon be forgotten, but I've loved another with all my heart and soul, and to me, this has always been enough. -- Nicholas Sparks, "The Notebook"

Sıradan bir adamım, sıradan düşünceleri olan, sıradan bir hayat yaşamış... Adıma dikilmiş anıt yok, ve çok geçmeden unutulacak adım... Ama bir başkasını bütün kalbim ve ruhumla sevdim ve bu benim için her zaman yeterli oldu...

a common man ... etc = sıradan bir adam, sıradan düşünceleri olan, sıradan bir hayat yaşamış... no monuments dedicated to me = adıma dikilmiş anıt yok... ve adım çok geçmeden unutulacak... Ama bir başkasını bütün kalbim ve ruhumla sevdim ve bu benim için her zaman yeterli oldu... [Bu adam gerçekten sevmiş, arkadaş...]

 

Once I dropped a tear in the ocean. If it can ever be found again I'll stop loving you. -- Anonymous

Bir keresinde gözyaşlarım karışmıştı okyanuslara. Bulunabilirse bir daha, sana olan aşkım biter ancak...

 

[Serbest çeviri... Biliyorsunuz "Translations, like wives, are seldom faithful if they are in the least attractive." (Roy Campbell): Türkçe uyarlaması: Çeviri, güzel bir kadın gibi, sadıksa çekici, cekici ise sadık olmaz!]

Soul meets soul on lover's lips. -- Percy Bysshe Shelly

Ruhlar buluşur sevgililerin dudaklarında...
 

The most precious possession that ever comes to a man in this world is a woman's heart. -- Josiah G. Holland

Bu dünyada bir erkeğin sahip olabileceği en değerli şey bir kadının kalbidir.

You will never know true happiness until you have truly loved; and you will never understand what pain really is, until you have lost it. -- Anonymous

Gerçek mutluluk nedir bilemezsiniz gerçekten sevmedikçe; gerçek acıyı anlayamazsınız, o aşkı yitirmedikçe. 

At the touch of love, everyone becomes a poet.  --  Plato

Feylezof Eflatun, daha o zamanlardan okumuş bizdeki ruhu:

Bizde herkes âşık, herkes şair...

*  *  *  *  *

There is no remedy for love but to love more.

-- Henry David Thoreau

 

Aşkın, daha çok sevmekten başka tedavisi yoktur...

*  *  *  *  *

Being deeply loved by someone gives you strength, while loving someone deeply gives you courage. -- Lao-Tzu

Bu Çinlilerin çok güzel düşünceleri var da, bir de köpek eti yemekten vazgeçseler!! En sadık dostunu besleyip yiyen adamlardan "sevgi" sözünü işitmek tuhaf geliyor. En yakın akrabalarının beynini çıkarıp yemeleri gibi (Canlı Maymun Lokantaları)... Romantik olalım dedik, bakın yine nerelere geldik...

We are each of us angels with only one wing, and we can only fly embracing each other.  -- Luciano De Crescenzo

Herbirimiz birer tek kanatlı meleğiz; kucaklaşırsak birlikte uçabiliriz...

Our hours in love have wings; in absence, crutches. -- Colley Cibber, 1671-1757, British Actor-Manager, Playwright

Aşk içinde geçen saatlerimiz kanatlanır uçar; sevginin yokluğunda koltuk değneklerimizle kalırız...

 

May you live as long as you wish and love as long as you live.  -- Robert A. Heinlein

Gönlünüzce uzun yaşayın; yaşadığınızca uzun sevin, dostlar!...

 

Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz:

Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

BAŞA DÖNÜŞ
 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Tıklayınız: Ayrı Pencere Açılacaktır

 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 
 

bilmeceler

Ücretsiz İnternet Yayınlarımız

bilmeceler

YahooGroups'da 1 Numara

Ücretsiz İngilizce Dergi

Google'da 1 Numara

 Practical English For Turks

Ücretsiz Süper Web-Site

 MİZAH-HİCİV:   Bir Kadınyiyenin Öğleden Sonrası

Uluslararası Listelerde Türkiye'yi Temsilen 1 Numara

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 İnsanın Evrimi - Kültür - Dil

 BİLİMSEL MAKALELER

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 Bilimsel Çeviriler

 ENTELLEKTÜEL GÜC İÇİN

 .NAH İNSANA ve ANASNİ HAN.

Öfke ve İsyan Sözleri [İnternet Versiyonu. 2007]

 TIKLAYINIZ !!  

FAMOUS QUOTATIONS

İNANILMAZ KAYNAK

 TIKLAYINIZ !!  

MİTOLOJİ-ETİMOLOJİ

 İngilizce'de Mitoloji Deyimleri

 ENTELLEKTÜEL GÜC İÇİN

POPÜLER-BİLİMSEL "UZAY & UZAYLILAR" SİTEMİZ

uzay

EVREN - UZAY - KURGUBİLİM

uzay

Türkçe Açıklamalı İngilizce Fıkralar

DÜNYANIN EN ÇOK OKUNAN FIKRALARI

TIKLAYINIZ

     KİŞİSEL SAYFALAR    

 
 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ