SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 
 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Tıklayınız: Ayrı Pencere Açılacaktır

 

 

ÖFKE, ALAY VE İSYAN

ÜNLÜ SÖZLER / ÖZDEYİŞLER

FAMOUS QUOTATIONS

 BÖLÜM - 04

 

 

 GERÇEKÇİ, KARAMSAR, ALAYCI

 REALISM, PESSIMISM, CYNICISM

So much havoc has optimism wrought upon this world that pessimism appears not only a legitimate way of looking at things but also a moral duty.

İyimserlik bu dünyada öyle büyük kargaşa ve  yıkımlara yol açmıştır ki, karamsarlığın olaylara bakmakta haklı tek yol olmakla kalmayıp, ahlaki bir görev olduğu da görülüyor.

havoc /-vık/ = geniş çaplı yıkım, herşeyin allak bullak olduğu büyük kargaşa... wrought = "to work" fiilinin eski V2 ve V3 şekli. Fiilin buradaki anlamı, "oluşturmak, oluşmasına yol açmak".

"İşlenmiş" anlamı için de bu sözcüğü kullanacaksınız: wrought iron = işlenmiş demir... wrought silver jewellery = işlenmiş gümüş mücevherat...  a moral duty = bir ahlak görevi...

twitter  --  @guncelingilizce

The power of accurate observation is often called cynicism by those who have not got it. -- George Bernard Shaw

accurate observation = doğru gözlem, "gerçekleri görebilmek"... those who have not got it = bu yeteneğe sahip olmayan kişiler...

twitter  --  @guncelingilizce

A pessimist is a man who has had to listen to too many optimists. -- Don Marquis

who has had to listen = dinlemek zorunda kalmış olan...

Cynicism is an unpleasant way of saying the truth. -- Lillian Hellman

unpleasant = nahoş, hoş olmayan, sevimsiz, tatsız...

 

Idealist: a cynic in the making. -- Irving Layton İdealist dediğiniz nedir ki? Yalnızca oluşum halinde bir "cynic"...

 

Remember, beneath every cynic there lies a romantic, and probably an injured one. -- Glenn Beck Unutmayınız: Her "cynic" in tarihçesinde bir romantik, büyük olasılıkla da yaralanmış bir romantik yatar.

Idealism is what precedes experience; cynicism is what follows. -- David T. Wolf
İdealizm deneyimden önce gelen şeydir; sinisizm de deneyimi izleyen.

A cynic is not merely one who reads bitter lessons from the past, he is one who is prematurely disappointed in the future. -- Sidney J. Harris
 Yalnızca geçmişten acı dersler öğrenmiş olmakla kalmaz, gelecek için de daha şimdiden hayal kırıklığı içindedir.

A cynic is a man who, when he smells flowers, looks around for a coffin. -- H.L. Mencken Çiçek kokusu aldı mı, çevrede bir tabut olmalı diye düşünür...

coffin /K@-fin/ = tabut...

Usually when people are sad, they don't do anything. They just cry over their condition. But when they get angry, they bring about a change. -- Malcolm X
Genellikle insanlar hüzünlü olduklarında hiçbirşey yapmaz, oturur hallerine ağlarlar. İnsanları birşeyleri değiştirmeye yönlendiren duygu öfkedir.

 

Man has an inexhaustible faculty for lying, especially to himself. -- George Santayana

 

inexhaustible = tükenmez, bitmez tükenmez...  faculty = meleke, yetenek... (Şeyyy, üniversitedeki "fakülte" kavramı tabii ki buradan gelmiyor...)

*  *  *  *  *

  Or, As Lily Tomlin Put It 

"Reality is nothing but a collective hunch."

"Gerçeklik" herkesin paylaştığı "içimden gelen bir ses" yanılgısından başka birşey değil ki...

 

 

 ON RELIGION, MOSTLY BY VICTIMS & SCEPTICS

 

I don't agree with those who think that the conflict is simply between two religions, namely Christianity and Islam. . . To me, the key conflict is between irrational blind faith and rational, logical minds. -- Taslima Nasrin

"Key" sözcüğünün Türkçedeki eşdeğer deyimde kimi zaman "kilit" kavramı ile gerçekleştiğine dikkat ediniz: "He is our key man" Kilit adam mı, anahtar adam mı?... irrational /ir--şınıl/ = akıl dışı, mantıksız. Kök sözcüğün "reason" olduğunu unutmayın: Reason: 1. neden, sebep; 2. mantık, muhakeme, akıl yürütme... blind faith = körü körüne inanma.

Religion is now the first obstacle to women's advancement. Religion pulls human beings backwards, it goes against science and progressiveness. Religion engulfs people with a fear of the supernatural. It bars people from laughing and never allows people to exercise their choice. -- Taslima Nasrin

engulf /in-GALF/ = içine alıp boğmak... to bar =engellemek, engel oluşturmak... to exercise their choice = seçme hakkını kullanmak...

Religion, society and state... From none of these do women get their proper honour. It is religion which has created an unparalleled disparity between men and women. -- Taslima Nasrin

İlk cümle: Ne din, ne toplum ne de devlet kadına gereken saygıyı göstermiyor... unparalleled = misli görülmemiş, benzersiz... disparity = eşitsizlik ("pair" oluşturamıyorlar, "parite" yok; okunuşu /dis--rity/)...

The Bible and the Church have been the greatest stumbling blocks in the way of woman's emancipation. -- Elizabeth Cady Stanton

a stumbling block = engel, ilerlemeyi engelleyen şey... to stumble and fall = sendeleyip düşmek... emancipation (imensi-pey-şın) = kölelikten azat etme veya kurtulma, özgürlüğüne kavuşturma veya kavuşma...

*  *  *  *  *

 

To assert that the earth revolves around the sun is as erroneous as to claim that Jesus was not born of a virgin. -- Cardinal Bellarmine.

 -- Dünyanın güneşin çevresinde döndüğünü iddia etmek, İsa'nın bir bakireden doğmadığını iddia etmekle eşdeğer bir yanılgıdır. (1615, Galileo'nun mahkemesi sırasında)

 

to assert = iddia etmek, savlamak (çoğu kez, kanıt göstermeğe gerek duymaksızın kuvvetle iddia etmek, anlamında)... erroneous /i-ROUN-yıs/ = yanlış, hatalı ("error" dan)...

twitter  --  @guncelingilizce

No actual tyrant known to history has ever been guilty of one-hundredth of the crimes, massacres, and other atrocities attributed to the Deity in the Bible.

-- Steve Allen

known to history  = tarihte bilinen, tarihin tanıdığı... ever = bugüne değin; tüm zamanlarda... massacre /-sıkı/ = katliam... atrocity /ıt-R@-siti/ (tek-düm-teke) = mezalim örneği, vahşet gösterisi, barbarlık uygulaması (yani, sürüp giden bir durumdan değil, bir olaydan, gösterilen bir dehşet uygulamasından, gerçekleştirilen bir durumdan söz ediyoruz)... Deity = Tanrı... The Bible /BAY-bıl/= İncil...

 

Yav, neler söylüyor bu adamlar! Bunların ağızlarına biber sürmüyorlar mı oralarda?

*  *  *  *  *

[The Bible] has noble poetry in it... and some good morals and a wealth of obscenity, and upwards of a thousand lies. -- Mark Twain

noble poetry = soylu şiir... good morals = iyi ahlaki değerler, örnekler, dersler... a wealth of = çok sayıda, bol miktarda... obscenity = açık saçıklık, müstehcenlik... upwards of a thousand lies = binlerce yalan...

Education: A succession of eye-openers each involving the repudiation of some previously held belief.  -- George Bernard Shaw

repudiation = reddetme, tanımama... Shaw, burada, yeni şeyler öğrenip gözlerimiz faltaşı gibi açıldıkça, eskiden inandığımız şeyleri nasıl birer birer terkettiğimize gönderimde bulunuyor...

DİKKAT: to succeed = 1. başarmak, başarılı olmak; 2. ardından gelmek, halef olmak... succession = ardarda gelme, ardışıklık... successor to the throne = tahtın varisi, yerine geçen... predecessor X successor = selef X halef...

ÖRNEK TÜMCE: The bridge was weakened by successive storms. = Köprü, ardarda gelen fırtınalar yüzünden zayıflamıştı...

*  *  *  *  *

 

Christ died for our sins. Dare we make his martyrdom meaningless by not committing them? -- Jules Feiffer

İsa bizim günahlarımız için öldü. Şimdi bu günahları işlemeyerek onun kendini feda etmesini anlamsız hale düşürmek olur mu?

 

     

Çeviri ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ayrı Pencere açılacaktır - Bu sayfayı kaybetmeyeceksiniz

 

 

Çeviri ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

 THE ANGRY & THE CYNICAL

 

Religions come and go, but beer and wine always remain with us. -- Hervey ALLEN

Dinler gelir, dinler gider; ama bira ve şarap hep bizimle...

There are seventy stanzas in the Uruguay national anthem, which fact may account for the Uruguay standing army. -- Franklin P. ADAMS

Uruguay milli marşı yetmiş kıt'adan oluşuyor, ki bu da hazırda tuttukları asker sayısının en iyi açıklaması olabilir...

*  *  *  *  *

 

A bayonet is a weapon with a worker at each end.

-- British Pacifist Slogan, 1940

bayonet /BEY-ınıt/ = süngü...

weapon /WE-pın/ = silah (genel anlamda)

Anlamı: "Süngüyü sallayan da bir işçi, süngünün ucundaki de."

 

twitter  --  @guncelingilizce

*  *  *  *  *

 

It is a great shock at the age of five or six to find that in a world of Gary Coopers you are the Indian.

-- James BALDWIN (Amerikalı siyahî yazar)

Beş-altı yaşındayken, Gary Cooper'ların dünyasında, kendinizin ise kızılderili rolünde olduğunuzu öğrenmek çok büyük bir şok.

twitter  --  @guncelingilizce

 

 

I read the newspapers avidly. It is my own form of continuous fiction. -- Aneurin BEVAN (İngiliz radikal işçi liderlerinden. Ö. 1959)

Gazeteleri hiç kaçırmam. Bu benim için bir tür tefrika roman okumak gibi birşey...

The quality of moral behaviour varies in inverse ratio to the number of human beings involved.

-- Aldous HUXLEY

Ahlakî davranışların nitelikli olması veya olmaması, olaya karışan insanların sayısı ile ters orantılıdır.

twitter  --  @guncelingilizce

 

The pendulum of the mind oscillates between sense and nonsense, not between right and wrong. -- C. G. JUNG

İnsan aklı, doğru ve yanlış arasında değil, mantık ve saçmalık arasında gidip gelen bir sarkaçtır.

As far as we can discern, the sole purpose of human existence is to kindle a light in the darkness of mere being. -- C. G. JUNG

Anlayabildiğimiz kadarıyla, insan varoluşunun tek amacı evrenin anlamsız karanlığında [salt/yalın varoluşun karanlığında] bir ışık başlatmaktır. [to kindle = tutuşturmak, ilk kıvılcımlarını çakmak]...

I am an atheist still, thank God. -- Luis BUNÜEL (Sinema Yönetmeni)

Halâ tanrıtanımazım, Tanrı'ya şükürler olsun.

 

 

 RELIGIONS AND SKEPTICS 

skeptic veya "sceptic"

 

In religion and politics, people's beliefs and convictions are in almost every case gotten at second-hand, and without examination. -- Mark Twain

conviction = kesin inanç, kanaat getirmişlik (to convince fiilinden)... DİKKAT: Ayrı bir fiil olan "to be convicted" = hüküm giymek, mahkum edilmek fiilinin de ad durumu aynı yazılıyor ve okunuyor. Örnek: "his second conviction" = ikinci mahkumiyeti...  gotten (americanism) = got... without examination = incelemeksizin...

All religions are founded on the fear of the many and the cleverness of the few.

-- Stendhal

to found (founded- founded)= kurmak, tesis etmek ("find" ile karıştırmayınız)... founded on = üzerine kuruludur, üzerine tesis/inşa edilmiştir, -e dayalıdır, dayanır... fear of the many - cleverness of the few = çoğunluğun korkuları - az sayıda kişinin "uyanıklığı"...

twitter  --  @guncelingilizce

The most heinous and the most cruel crimes of which history has record have been committed under the cover of religion or equally noble motives. -- Mohandas Gandhi, 1927

heinous /HE-yınıs/ = haince... of which history has record = tarihte kayıtları olan, tarihe geçmiş -- "ki tarih bunların kayıtlarına sahiptir" anlamında bir sıfat tümcelik...  noble /NOU-bıl/ = asil, soylu, asilane...

*  *  *  *  *

Yav, neler söylüyor bu adamlar! Bunların ağızlarına biber sürmüyorlar mı oralarda?

*  *  *  *  *

Men never do evil so completely and cheerfully as when they do it from religious conviction. -- Blaise Pascal (1670)

evil = kötülük (ama nasıl bir kötülük? Tam böuyle kalbin ve yüreğin ta derinliklerinden Şeytani bir kötülük!)... do evil so completely and cheerfully = tamı tamamına ve büyük bir keyifle kötülük etmek...

There was a time when religion ruled the world. It is known as The Dark Ages. -- Ruth Hurmence Green

the Dark Ages = Karanlık Çağlar: İnsanlık tarihinde "Orta çağ" (the Middle Ages) adı verilen ve Kilise taassubunun tam egemen olduğu dönemler...

The quality of moral behaviour varies in inverse ratio to the number of human beings involved. -- Aldous HUXLEY

Ahlaki davranışların niteliği, olaya dahil olan insanların sayısı ile ters orantılıdır.

The sheer babyhood of the human race against the background of incalculable time makes anything but a questing agnosticism absurdly presumptuous. -- L. E. JONES

İnsan türü zamanın sonsuzluğunda henüz bebeklik çağını yaşarken, gerçekliği arayan bir agnostisizm dışında her türlü inanç, gülünç bir kendini beğenmişlik örneği olmaktan öte değil. Agnosticism = Tanrı gibi herhangi bir nihai gerçekliğin varlığı veya yokluğu tartışmasında bilinmezcilik felsefesi...

Faith may be defined briefly as an illogical belief in the occurence of the improbable. -- H. L. MENCKEN

İnanç kısaca şöyle tanımlanabilir: Olasılık dışı bir olayın gerçekleşmiş olduğuna duyulan mantık dışı bir inanış...

Faith: Belief without evidence in what is told by one who speaks without knowledge of things without parallel. -- Ambrose BIERCE

İnanç: Örneğine hiç rastlanmamış şeylerin varlığına, bu konuda hiç bilgisi olmayan kişilerin sözlerine dayanarak kanıtsız inanmak.

  Benjamin Disraeli'nin gözlemlediği gibi 

Where knowledge ends, religion begins.

Bilginin bittiği yerde inançlar başlar.

 

Çeviri ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ayrı Pencere açılacaktır - Bu sayfayı kaybetmeyeceksiniz

 

 MISCELLANEOUS SAYINGS 

 

The highest courage is to dare to appear to be what one is. -- John L. SPALDING

En büyük yüreklilik, olduğun gibi görünmektir.

It is better to fail in originality than to succeed in imitation. -- Herman Melville

Başarılı bir taklit olmaktansa, başarısız fakat özgün olmak en iyisi...

Life is like a coin. You can spend it any way you wish, but you only spend it once. -- Lillian Dickson

Yaşam para gibidir: Dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz -- ama yalnız bir kez...

The tragedy of life doesn’t lie in not reaching your goal. The tragedy lies in having no goal to reach. -- Benjamin Mays

Yaşamda trajedi, hedefinize ulaşamamak değil, ulaşılacak bir hedefi olmamakta yatar...

If you aren’t going all the way, why go at all. -- Joe Namath

Sonuna kadar götürmeyecekseniz, başlamanın ne anlamı var ki?...

The time to hesitate is through. -- Jim Morrison

to be through = to be over = bitmek... "The party's over" = "Eğlence bitti, haydi herkes evine!" --  "The time to hesitate is through." = Artık duraksamaya zaman yok... "Come on, Baby, light my fire" adlı şarkıdan. 60'lı yılların efsanevi grubu The Doors'un çılgın solisti, benim üniversiteyi bitirdiğim yıl 27 yaşında öldü...

Don't be afraid to take a big step if one is indicated; you can't cross a chasm in two small jumps. -- David Lloyd George

to be indicated = gerekli olmak (= "durum ona işaret ediyor" kavramından)... chasm = uçurum, dipsiz çukur (bir kanyonun iki yakası arasındaki boşluk, gibi)... Lloyd George, 20 yy ilk çeyreğinde İngiliz siyasetçi... Yunan işgalinde olsun, Lozan görüşmelerinde olsun, çok dert açmıştır bu adam başımıza...

Consistency is the last refuge of the unimaginative.

-- Oscar Wilde

İstikrarlı ve çelişkilerden arınmış olmak, hayal gücünden yoksun kimselerin son sığınağıdır.

twitter  --  @guncelingilizce



The question isn't who is going to let me; it's who is going to stop me. -- Ayn Rand

Mesele kimin bana izin vereceği değil, kimin beni durdurabileceği... (Yanlış anlaşılma olmasın: Ayn Rand anarşist filan değil; kapitalizmin büyük sözcülerinden.)

  John W. Newbern'ün dediği gibi 

Yesterday is a cancelled check... Tomorrow is a promissory note. Today is cash in hand. Spend it!

"Dün" dediğiniz iptal edilmiş bir çek; "Yarın" sadece bir senet; "Bugününüz" ise elinizdeki nakit paradır: Harcamağa bakın...

 

 

 AGING / YAŞLANMA !!

Forty is the old age of youth;

Fifty, the youth of old age.

-- Victor Hugo

 

Kırk yaş; gençlerin yaşlılığı;

Elli yaş: Yaşlıların gençliği.

 

Wrinkles should merely indicate where the smiles have been. -- Mark Twain, Following the Equator

Yüzdeki kırışıklıklar yalnızca gülümsemelerin bıraktığı izler olmalıydı... (Yav, vaktiyle çok mu güldük ne!) wrinkle /RİN-kl/ = yüzdeki bir kırışıklık... merely /MİI-li/ = yalnızca, sadece... She's a mere child. = O daha bir çocuk; sadece bir çocuk... 

Middle age: when you're sitting at home on Saturday night and the telephone rings and you hope it isn't for you. -- Odgen Nash

Ortayaş mı? Walla, Cumartesi gecesidir; evde yalnızsındır; telefon çalar: "Umarım yanlış numaradır," dersiniz kendi kendinize... (serbest çeviri)

I promise to keep on living as though I expected to live forever. Nobody grows old by merely living a number of years. People grow old only by deserting their ideals. Years may wrinkle the skin, but to give up interest wrinkles the soul. -- Douglas MacArthur

Yıllar yüzünüzde kırış kırış izler bırakabilir; ama ilgi alanlarınızdan vazgeçmedikçe, ruhunuz pırıl pırıl kalır... (serbest çeviri)  as though I expected to live forever = sanki sonsuza değin yaşamayı bekliyormuşumcasına, bekliyormuşum gibi... to desert one's ideals = ideallerini terketmek... wrinkles the soul = ruhu "kırıştırır"...

MacArthur, biliyorsunuz II. Dünya Savaşının ünlü generallerinden... Yaşam felsefesinde ise bence mareşallığa layık...

Age, if nothing else, entitles me to set the record straight before I dissolve. I've given my memoirs far more thought than any of my marriages. You can't divorce a book. -- Gloria Swanson

if nothing else = başka hiçbirşey olmasa bile; herşey bir yana... to entitle = yetkili kılmak... to set the record straight = kayıtlara yanlış geçmiş olanları düzeltmek, gerçekleri ortaya koymak... before I dissolve  = (mecazi) ölmeden önce... memoirs /me-muarz/ = hatırat... (Ölmüş bir güzel kadının evrak-ı metrukiyesi)...

Gloria Swanson (1897-1983) Sessiz sinemanın efsanesi (silent screen legend) ve ilk dönem Holivud şaşaasının tipik ve en iyi örneği (epitome of early Hollywood glamour) -- Toplam 6 evlilik yapmıştı...

 

 

 

A woman's always younger than a man of equal years.

-- Elizabeth Barrett Browning

 

  Bir kadın, aynı yaştaki bir erkekten herzaman için daha gençtir...

Too obvious to mention = Ona ne şüphe !!

twitter  --  @guncelingilizce

It's hard for me to get used to these changing times. I can remember when the air was clean and sex was dirty. -- George Burns

Bay Burns de homur homur homurdananlardan: Eskiden hava temizdi, temiz aşklar yaşardık, vs. vs... (Yok canım, sadece herşey gizli kapaklıydı...)

First you forget names, then you forget faces, then you forget to pull your zipper up, and then you forget to pull your zipper down. -- Leo Rosenberg

Önce isimleri unutmağa başlarsınız; sonra yüzleri unutursunuz; sonra fermuarınızı çekmeyi unutursunuz; giderek fermuarınızı açmayı da unutursunuz !! 

Eyvah, eyvah... Gidişat bu derece kötüyse, ben yokum: Artık oynamıyorum!...

Eski dostlar İzbul'dan hep şikayetçidir: Kendilerini hiç aramadığımdan, vefasızlığımdan söz ederler... İşin gerçeği, uzak durmayı yeğliyorum: Çünkü yalancı aynalarla durumu kendi aramda idare ediyorum; ama eski dostların halini görünce moralim pek fena bozuluyor!!

Herneyse, en doğrusunu aşağıdaki abim söylemiş galiba:

  LAST BUT NOT LEAST 

 

To keep the heart unwrinkled, to be hopeful, kindly, cheerful, reverent -- that is to triumph over old age.

-- Thomas Bailey Aldrich

Anlamı: Yaşlanmaya karşı zafer kazanmak istiyorsanız, umudunuzu, iyi yürekliliğinizi, neşenizi ve saygınızı yitirmeyin; tek kelimeyle, kalbinizi kırışıksız tutunuz.

twitter  --  @guncelingilizce

 

Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz:

Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

BAŞA DÖNÜŞ
 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Tıklayınız: Ayrı Pencere Açılacaktır

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 
 

bilmeceler

Ücretsiz İnternet Yayınlarımız

bilmeceler

 Practical English For Turks

pratik ingilizce

Ücretsiz Süper Web-Site

 İZBUL  TWITTER'da

   @guncelingilizce  

   @yalcinizbul_ENG  

 MİZAH-HİCİV:   Bir Kadınyiyenin Öğleden Sonrası

Çok Ayıp Şeyler !!!

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 İnsanın Evrimi - Kültür - Dil

 BİLİMSEL MAKALELER

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 Bilimsel Çeviriler

 ENTELLEKTÜEL GÜC İÇİN

 .NAH İNSANA ve ANASNİ HAN.

Öfke ve İsyan Sözleri [İnternet Versiyonu. 2007]

 TIKLAYINIZ !!  

FAMOUS QUOTATIONS

İNANILMAZ KAYNAK

 TIKLAYINIZ !!  

MİTOLOJİ-ETİMOLOJİ

 İngilizce'de Mitoloji Deyimleri

 ENTELLEKTÜEL GÜC İÇİN

POPÜLER-BİLİMSEL "UZAY & UZAYLILAR" SİTEMİZ

uzay

EVREN - UZAY - KURGUBİLİM

uzay

Türkçe Açıklamalı İngilizce Fıkralar

DÜNYANIN EN ÇOK OKUNAN FIKRALARI

TIKLAYINIZ

     KİŞİSEL SAYFALAR    

 
 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ