KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 
 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Tıklayınız: Ayrı Pencere Açılacaktır

 

 

MİZAHİ SÖZLER

ÜNLÜ SÖZLER / ÖZDEYİŞLER

FAMOUS QUOTATIONS

 BÖLÜM - 10

 

 

 KOMİK ve BİLGE

 

 FUNNY & WISE

 

 

*  *  *  *  *

It's so simple to be wise. Just think of something stupid to say and then don't say it.

-- Sam Levenson

Bilge olmak öylesine kolay ki... Söylenebilecek çok aptalca birşey düşününüz; sonra da söylemeyiveriniz...

 

*  *  *  *  *

If the only tool you have is a hammer, you tend to see every problem as a nail.  -- Abraham Maslow

Sahip olduğunuz tek alet bir çekiç ise, hertürlü sorunu çivi niteliğinde görmek eğiliminde olursunuz...

If at first you don't succeed, destroy all evidence that you tried. -- Anonymous

Eğer ilk denemede başarısız olursanız, denemiş olduğunuza ilişkin hertürlü kanıtı yokedin...

I always wanted to be the last guy on Earth, just to see if all those women were lying to me.  -- Ronnie Shakes

Hep dünyada kalan son erkek olmak istemişimdir; acaba bütün bu kadınlar bana yalan mı söylüyorlardı, görebilmek için... (Biliyorsunuz, kadınların zalim bir sözü vardır: "I wouldn't marry you even if you were the last man left on earth"... "Dünyada kalan son erkek bile olsan, yine de seninle evlenmem." Yok ya!!)

*  *  *  *  *

 

 Bigamy is having one wife too many.

Monogamy is the same.

-- Oscar Wilde

 Çift-eşli olmak fazlalık bir eş demektir.

 Tek-eşli olmak da öyledir.

 (Süper söz... Eee, kolay kolay Oscar Wilde olunmuyor bu dünyada...)

*  *  *  *  *

Men are like fine wine. They all start out like grapes, and it's our job to stomp on them and keep them in the dark until they mature into something you'd like to have dinner with.  -- Anonymous

Erkekler gurme şarabı gibidir. Başlangıçta asmalarda ham üzüm... Görevimiz onları iyice çiğneyip karanlık bir yerde tutmaktır. Ta ki, bir akşam yemeğine eşlik edebilecek olgunluğa erişinceye dek...

*  *  *  *  *

-- What is the difference between outlaws and in-laws?

-- Outlaws are wanted.

AÇIKLAMA: Evlilik yoluyla kazanılan hertürlü akrabalık, "in-laws" başlığı altında sınıflanır: father-in-law = kayın peder; mother-in-law = kayın valde; brother-in-law = kayın birader; sister-in-law = baldız...

Bu arada, "law" sözcüğünü "love" gibi okumuyorsunuz, di mi!!  Doğru okunuşuna aman DİKKAT = /LO:/...

"Outlaw" ise bildiğiniz gibi "yasadışı adam, haydut" demektir, ve Batı'daki bütün haydut ilanlarının altında ne yazar? WANTED... Dolayısıyla burada söylenen şudur: In-laws are unwanted!!

*  *  *  *  *

It ain't what they call you, it's what you answer to. -- W.C. Fields

Size taktıkları ad önemli değil. Önemli olan, sizin hangi ada yanıt verdiğiniz...

*  *  *  *  *

The best armour is to keep out of range. -- Italian proverb

En iyi zırh, menzil dışında durmaktır...

*  *  *  *  *

If you want to know what God thinks of money, just look at the people he gave it to. -- Dorothy Parker

Tanrı'nın para hakkında neler düşündüğünü merak ediyorsanız, parayı verdiği adamlara bir bakınız... (Yani, "Genellikle çarpık çurpukturlar, sağlıksızdırlar" filan demek istiyor... İyi de, hem yakışıklı, hem sağlıklı, hem de zengin olanlarına ne diyeceğiz?)

*  *  *  *  *

  İşaret, İşaret !! 

24 hours in a day ... 24 beers in a case ... Is this a coincidence?

Bir gün yirmidört saat... Herbir kolide de 24 şişe bira var... Bu bir rastlantı mı sanki?! ["Sanki" si de nereden mi çıktı? Onu da ben uydurdum...]

Çeviri ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

[Ayrı Pencere açılacaktır -- Bu sayfayı kaybetmeyeceksiniz]

 

 

 FAMOUS LAST WORDS !! 
 AND THEN THEY ATE THEM !!

"Ünlü Son Sözler" bilirsiniz özdeyiş derleyicilerin en çok sevdiği alanlardan birisi... Merakla, ibretle, hatta nefretle okuruz bunları... Deyim burada mizahi bir mecaz olarak kullanılıyor: Yani, cahil yada bir densiz dayatmacının hayatının ortalarında sarfettiği bir münasebetsiz söz de olabilir... And then they ate them = Sonra da yalayıp yutmak zorunda kaldılar...

* * * * *

 

"Brain work will cause women to go bald."

Beyinlerini çalıştırmak, kadınlarda kellik yapacaktır !! -- Berlin Üniversitesinden bir profesör, 1914.

Çüüşşşş !!

 

* * * * *

"That rainbow song's no good. Take it out." -- MGM stüdyolarında yazılmış bir öneri notundan.

"Oz Büyücüsü" [The Wizard of Oz] adlı ünlü filmin unutulmaz şarkısı "Somewhere Over The rainbow" şarkısından söz ediliyor !!

"Forget it. No Civil War picture ever made a nickel."

Metro-Goldwyn-Mayer şirket yöneticisinin filme yatırım yapılmaması yönündeki muhteşem yargısı: "Unutun bunu... Bugüne değin bir kuruş para kazandıran bir İç Savaş filmi olmadı." Ve bunu "Rüzgar Gibi Geçti" için söylemiş...

"You'd better learn secretarial skills or else get married."

Model ajansı, Marilyn Monroe'yu reddederken (1944): "Sen en iyisi gidip sekreterlik öğren yada evlen!"

"You ought to go back to driving a truck."

Konser menejeri Elvis'i işten kovarken (1954): "Sen en iyisi yine kamyon şöförlüğüne dön!"

"Can't act. Can't sing. Slightly bald. Can dance a little."

Bir filim şirketinin Fred Astaire hakkındaki kararı (1928): "Rol yapamıyor. Şarkı söyleyemiyor. Hafiften dazlak. Biraz dans edebiliyor."

Bir de, 1960'lı yılların başında Luciano Pavarotti'nin bizim Devlet Operası'ndan gönderilişi vardır ki, gerçek nedeni bugüne değin açıklığa kavuşturulamamıştır.

*  *  *  *  *

 

"Radio has no future." "X-rays are clearly a hoax". "The aeroplane is scientifically impossible." -- Royal Society president Lord Kelvin, 1897-9.

Kraliyet Akademisi Başkanından inciler: "Radyonun geleceği yok... X-ışınları kesinlikle (açıkça) bir aldatmaca (düzmece)... Uçak bilimsel olarak olanaksız..." 

 

*  *  *  *  *

Doğrusu bu örneklere baktıkça, bugüne değin bendenizin de neden hala keşfedilememiş olduğumu daha iyi anlıyorum !!

 

 

 HUMOROUS SAYINGS

Mizahi Sözler

I never forget a face, but I'll make an exception in your case.  --  Grouche MARX

Gördüğüm yüzleri hiç unutmam, ama sizin durumunuzda bir istisna yapacağım...

Please accept my resignation. I don't want to belong to any club that will accept me as a member. -- Grouche MARX

Lütfen istifamı hemen kabul buyurunuz. Beni bile üyeliğe kabul edebilecek bir kulübe üye olmayı düşünmüyorum...

*  *  *  *  *

 

It's not that I'm afraid to die. I just don't want to be there when it happens.

--  Woody ALLEN

 

Ölmekten korktuğumdan değil. Sadece, ölürken orada bulunmak istemiyorum...

Tabii, Woody Allen'in bu sözü benden yürüttüğü dünya âlem biliyor: "Cenazelere gitmekten hiç hoşlanmam; kendi cenazeme bile gitmeyi düşünmüyorum." İzbul, bknz. Nah İnsana ve Anasni Han, s. 31.

*  *  *  *  *

Conscience is a mother-in-law whose visit never ends. - H.L. MENCKEN

İnsanın vicdanı, misafirliği hiç bitmeyen bir kayınvalde gibidir...

I do benefits for all religions -- I'd hate to blow the hereafter on a technicality. --  Bob HOPE

Hayır işlerimi bütün dinlerde yapmaya özen gösteriyorum; teknik bir mesele yüzünden öteki dünyamı tehlikeye atmak istemem...

When I read about the evils of drinking, I gave up reading.  --  Henry YOUNGMAN

İçkinin kötülüklerini okudukça, okumayı bıraktım...

I said NO to drugs, but they wouldn't listen.  --  N. SIMMONS

Uyuştuculara hayır dedim, ama beni dinlemediler...

 

You can get more with a kind word and a gun than you can with a kind word alone.  --  Al CAPONE

Nazik birkaç sözcük ve bir silah ile, tek başına nazik birkaç sözcükten daha fazlasını alabilirsiniz...

 

If Noah had been truly wise, he would have swatted those two flies. -- Helen CASTLE

Eğer Nuh Peygamberde biraz akıl olsaydı o iki sineği yamyassı ediverirdi...

Borrow money from a pessimist -- they don't expect it back.  --  ANONYMOUS

Ödünç alacaksan kötümser birisinden al; nasıl olsa parayı geri almayı beklemeyecektir.

It is not enough to succeed. Others must fail. -- Gore Vidal

[Hayat hikayesini bilmesem, Mr Vidal herhalde uzun süre Türkiye'de kalmış derdim...]

Acquaintance: a person whom we know well enough to borrow from, but not well enough to lend to. A degree of friendship called slight when its object is poor or obscure, and intimate when he is rich or famous. -- Ambrose Bierce

acquaintance = tanıdık, tanış kimse... slight = az, hafif...

"Adam parasızsa veya ünlü değilse, uzaktan tanıyorum deriz; zengin ve ünlü ise, yakın dostumuz olduğunu söyleriz"...

Çeviri ve Notlar: Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

 

 

 ON HUMOUR AND HUMOURISTS

Mizah ve Mizahçılar Üstüne

This is not an easy time for humorists because the government is far funnier than we are.

-- Art BUCHWALD, 1987

Devir biz mizah ustaları için zor bir devir; çünkü hükumet bizden çok daha fazla güldürüyor insanları...

He laughs best who laughs last. -- John HEYWOOD (c.1497 - c.1580)

Son gülen iyi güler... Bildiğiniz gibi, atasözleşmiştir...

He laughs best whose laugh lasts. -- Laurence J. PETER, 1982

En iyi gülen, gülüşü kalıcı olandır...

He who laughs, lasts. -- Mary Pettibone POOLE, 1938

Gülenin ömrü uzun olur...

When humour is meant to be taken seriously, it's no joke. -- Lionel STRACHEY (1864-1927)

"Mizah ciddiye alınsın isteniyorsa, güldürücülüğünü yitirir." veya, "Mizah ciddiye alınsın istendiğinde şakaya gelmez." Bu sözün içinde geçtiği metni çok aradım, ama bulamadım: Bu haliyle ne yazık ki birkaç yoruma açık. Öneriler?...

*  *  *  *  *

1. Patients must be dead before the organs are taken.

2. Although patients may be allowed to die under certain circumstances, they must never actively be killed.

3. Patient or family consent must precede organ retrieval.

1. Organları alınmadan önce hastalar ölmüş olmalıdır. 2. Bazı durumlarda hastaların ölmelerine izin verilebilir, ama asla bilfiil öldürülmemelidirler. 3. Organ alımından önce hasta veya ailesinin rızası alınmalıdır. Pittsburgh Üniversitesi, Tıbbi Etik Merkezi, Organ Edinilmesi Kılavuzu'ndan -- Yüce Allah gecinden versin...

So, when somebody has B.O., the "O" usually stays with the "B". Once the "B" leaves, the "O" goes with it. -- Jerry SEINFELD

B.O. = body odour... (Deodorant firma reklamlarından yaygınlık kazanan bir kısaltma) Yukardaki söz, "Ölmeden vücut kokusundan kurtulamazsınız," demeğe getiriyor...

 

Humour is not merely the telling of funny stories. It recognizes the vast difference between life as we imagine it and life as we live it, and between the fanciful and imposing impressions we have of ourselves and what we actually are. -- Brooks Atkinson, 1951

Mizah, güldürücü öyküler anlatılması değildir salt... Mizah, sanrıladığımız hayali dünyamız ile gerçek yaşam, ve kendimize ilişkin abartılı izlenimlerimiz ile gerçek kimliğimiz arasındaki kocaman farklılıkları tanıtlar...

  Ella Wheeler Wilcox Demişti ki

"Laugh, and the whole world laughs with you; weep and you weep alone"

Gül, bütün dünya seninle birlikte güler; ağla, tek başına ağlarsın...

Ama ben daha gerçekçisini de duydum:

"Snore, and you snore alone":

Gül ki, bütün dünya seninle birlikte gülsün;

Horla, yalnız uyursun...

 

     

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

[Ayrı Pencere açılacaktır -- Bu sayfayı kaybetmeyeceksiniz]

 

 

 MISCELLANEOUS

Her Telden

I remain just one thing, and one thing only - and that is a "clown". It places me on a far higher plane than any politician. -- Charles CHAPLIN

Hiç değişmedim. Hep aynı kişiyim: Bir palyaço. Bu beni siyasetçilerin çok üstünde bir düzeye yerleştiriyor.

Better to write for yourself and have no public, than write for the public and have no self. -- Cyril CONNOLLY

Okuyucunun istediklerini yazarak kişiliğimi yitirmektense, kişiliğime sadık kalarak okuyucuyu yitirmeyi yeğlerim.

"It is better to be hated for what one is than to be loved for what one is not." -- ANDRÉ GIDE

what one is = kişinin ne/kim/nasıl olduğu... I love you for what you are / I love you as you are... Seni olduğun gibi seviyorum... [Dikkat: Bu tümce, "bütün kusurlarına rağmen" nüansı da taşıyabilir.]

The more perfect artist, the more completely separate in him will be the man who suffers and the mind which creates. -- T. S. ELIOT

Bir sanatçı, içindeki acı çeken yürek ve yaratıcı beyin birbirinden soyutlandıkları ölçüde kusursuzluk kazanır.

Anyone who stops learning is old, whether at twenty or eighty. Anyone who keeps learning stays young. The greatest thing in life is to keep your mind young. -- HENRY FORD

who stops learning = öğrenmeyi bırakan, öğrenmekten vazgeçen... whether at twenty or eighty = ister yirmisinde olsun, ister sekseninde... to keep your mind young = zihninizi genç tutmak...

He who rejects change is the architect of decay. The only human institution which rejects progress is the cemetery." -- HAROLD WILSON (1960'larda İşçi Partisinden İngiltere Başbakanı)

Değişimi reddeden kişi çürümenin mimarı olur. Mezarlıklar, gelişimi reddeden yegane insan kurumudur... who rejects change = ki o kişi değişmeyı reddeder... the architect of decay = çürümenin mimarı... progress = ilerleme, gelişme... progressive = 1. ilerlemeci, terakkiperver; 2. yavaş yavaş artan, tedrici surette artan veya ilerleyen, çoğalan vb... a progressive policy... progressive taxation (i.e. with an increase of the rate of tax as the incomes increase: gelirler arttıkça, vergi oranları da artıyor)... cemetery = mezarlık...

 

 

 SARCASM IS THE LOWEST FORM OF WIT

 YES, BUT SOMETIMES SARCASM IS ALSO 

 THE "HIGHEST" FORM OF WIT:

sarcasm /SA-kæzm/ = kaba alay, ağız eyme...  wit = nükte, ince zeka... (Sarcasm is usually said to be the lowest form of wit.)

 "Sir, if you were my husband, I would poison your drink."

Beyefendi; kocam olsanız, içkinizi kesin zehirlerdim...

-- Lady Astor to Sir Winston Churchill

*  *  *  *  *

 "Madam, if you were my wife, I would drink it."

Hanımefendi; karım olsaydınız, o içkiyi seve seve içerdim...

-- Churchill's reply to Lady Astor

 #   Women and cats will do as they please, and men and dogs should relax and get used to the idea.  -- Robert A. Heinlein

[YORUMUM: Being both a self-professed MCP (male chauvinist pig) and a dog-lover, I stand speechless: well, after all, he happens to be one of my favourite "science fiction" writers!!]

Çevirisi: Kadınlar ve kediler canları nasıl isterse öyle davranacaklardır; erkekler ve köpekler gevşeyip kendilerini bu fikre alıştırsalar iyi ederler...

to do as one pleases = canı istediği gibi davranmak, başkalarını "takmamak"... "Just relax, will you... And stop getting so tensed up. = Gevşe, rahatla biraz yahu. Kes artık bukadar gerilmeyi... "She can't get used to the idea of turning forty. She keeps dressing like a school girl." = Artık kırk yaşında olduğunu bir türlü kabullenemiyor. Öğrenci kızlar gibi giyinmekte ısrar ediyor...

 #   One has fear in front of a goat, in back of a mule, and on every side of a fool.  -- Edgar Watson Howe (Aslı, bir İbrani atasözüdür)

Keçinin önünde, katırın arkasında durma; ahmak bir insana ise hiç mi hiç yaklaşma...

in back of a car (arkasında) = A driver cannot see children playing directly in back of his car... in the back of a car (arka koltuğunda) = I don’t know why people refuse to wear a seatbelt when they travel in the back of a car.

 #   Suburbia is where the developer bulldozes out the trees, then names the streets after them.  -- Bill Vaughan (1915-1977, Amerikalı gazeteci ve yazar)

Sayfiye sitelerinde müteahhitler, ağaçları önce buldozerleyip yokediyor, sonra da bu ağaçların adlarını sokaklara veriyorlar...

AÇIKLAMA = Çeviri yaparken, dili değil, dil-kültür sistemini "tercüme" etmek zorundasınız. Asıl güçlük de burada... "suburb", "suburban way of life", "suburbia" ve "developer" sözcüklerini Türkçe'ye hangi sözcük yada tanımlamayla aktaracaksınız? Mamafih, bunlar bizim için de giderek sosyal yaşantımızda yerlerini almağa başladılar. Öyle ki, on yıla kalmaz, ya karşılık bulunmuş, yada bizim üst-orta sınıf da "suburbiya" da yaşamakta olacaktır. Bazılarımız, daha şimdiden "country house" larda yaşıyorlar, dikkat ederseniz...

 #   Some say the glass is half empty, some say the glass is half full, I say, are you going to drink that?  -- Lisa Claymen

Kimi tutturmuş bardak "yarı boş," kimi tutturmuş "yok hayır, yarı dolu"... İçsenize be kardeşim şunu!!

 #   A bank is a place where they lend you an umbrella in fair weather and ask for it back when it begins to rain.  -- Robert Frost

Banka mı dediniz? Evet, güzel havada size bir şemsiye ödünç verir; yağmur başlayınca da geri isterler...

 #   My formula for success is rise early, work late, and strike oil.  -- Paul Getty

Benim başarı formülüm: Erken kalk, geç vakte kadar çalış ve petrol bul... (Birkaç yıl önce 70 yaşlarında ölen bu "dünyanın en zengin insanı" nın hayat hikayesini google'dan bulup okumanızı gerçekten tavsiye ederim... Okuyunuz, göreceksiniz.)

work late = Bu ilginç yapıya dikkat ediniz (= geç saatlere kadar çalışmak). Bir başka örnek: I sleep late on Sundays. = Pazarları geç kalkarım (ileri saatlere kadar uyurum)...

*  *  *  *  *

  Egotist: A person more interested in himself than in me.  --  Ambrose Bierce

Bana değil de, kendine ilgi duyan herkes bencildir...

 

*  *  *  *  *

 #   War does not determine who is right, war determines who is left.

Savaşların saptadığı, kim haklı kim haksız değil; kim ölecek kim kalacak...

"left" = (sözcük oyunu) Biliyorsunuz: "Right" sözcüğünün çeşitli anlamları var. Burada "haklı"... Ama bir başka anlamı = sağ; karşıtı = sol, yani "left"... Oysa "left" aynı zamanda "to leave" fiilinin past participle'ı = geride kalan, geride kalmış, geride bırakılan, geride bırakılmış...

 #   Drunk is feeling sophisticated when you can't say it.

Kendinizi çok "sofistike" hissediyor, ama bu sözcüğü telaffuz edemiyorsanız, kafayı tam bulmuşsunuz demektir.

 #   The fact that no one understands you doesn't make you an artist.

Yani kimseler seni anlamıyor diye, sen şimdi sanatçı mı oldun be kardeşim?!

"The fact that ... " = ile başlatılan bağıl (yan) isim-cümlecik, "make" fiilinin öznesi olarak kullanılıyor. Bu tür yapıları kendinize mal ederseniz çok çok yararlanacağınızdan emin olabilirsiniz... (Bu arada, cümlenin okurken kolay anlaşılabilmesi için, "understands you" dan sonra kısa bir "es" veriniz.)

 

  B i t i r i r k e n 

  Support bacteria: They're the only

 culture some people have... 

Lütfen bakterilere destek çıkınız: Bazılarının sahip olabildiği YEGÂNE KÜLTÜR odur...

 

Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz:

Doç. Dr. Yalçın İzbul

http://www.ingilizce-ders.com

BAŞA DÖNÜŞ

 

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

Tıklayınız: Ayrı Pencere Açılacaktır

 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ

 
 

bilmeceler

Ücretsiz İnternet Yayınlarımız

bilmeceler

YahooGroups'da 1 Numara

Ücretsiz İngilizce Dergi

Google'da 1 Numara

 Practical English For Turks

Ücretsiz Süper Web-Site

 MİZAH-HİCİV:   Bir Kadınyiyenin Öğleden Sonrası

Uluslararası Listelerde Türkiye'yi Temsilen 1 Numara

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 İnsanın Evrimi - Kültür - Dil

 BİLİMSEL MAKALELER

 ANTROPOLOJİ & DİLBİLİM

 Bilimsel Çeviriler

 ENTELLEKTÜEL GÜC İÇİN

 .NAH İNSANA ve ANASNİ HAN.

Öfke ve İsyan Sözleri [İnternet Versiyonu. 2007]

 TIKLAYINIZ !!  

FAMOUS QUOTATIONS

İNANILMAZ KAYNAK

 TIKLAYINIZ !!  

MİTOLOJİ-ETİMOLOJİ

 İngilizce'de Mitoloji Deyimleri

 ENTELLEKTÜEL GÜC İÇİN

POPÜLER-BİLİMSEL "UZAY & UZAYLILAR" SİTEMİZ

uzay

EVREN - UZAY - KURGUBİLİM

uzay

Türkçe Açıklamalı İngilizce Fıkralar

DÜNYANIN EN ÇOK OKUNAN FIKRALARI

TIKLAYINIZ

     KİŞİSEL SAYFALAR    

 
 

KPDS HAZIRLIK SETİ ÜSTÜN BAŞARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Ünlü Sözler / Güzel Sözler / Famous Quotations

                   

 

SÜPER BİR İNGİLİZCE EĞİTİM SETİ İÇİN TIKLAYINIZ