Sözün hemen başında,
Anasayfamıza yerleştirmek zorunluğunu hissettiğim bir ricayı burada
tekrarlamak istiyorum:
Lütfen, uzaylılarla olan
temaslarınızı anlatmak için, o işlerle ilgilenen sitelere başvurunuz...
Bendeniz, bugüne değin hiçbir uzaylıyla karşılaşmış değilim. Ömrümce
karşılaşacağımı da sanmıyorum. Bildiğim, evrenin büyüklüğü ve
sağlayabileceği yaşam yuvalarının sonsuzluğu düşünüldüğünde, çok
kalabalık bir evrende yaşıyor olmamızın inandırıcı bir varsayım
olduğu...
Neden böyle bir ricada
bulunmak gereğini duydum?
Çünkü, 1980'li yıllarda Dünyalıların
Gelişi ve Geleceğin Toplumları başlıklı
kurgubilim (çeviri) öykü kitaplarımın yayınlanması ardından, günün
olmadık saatlerinde telefonlar almağa başladım: Hoşbeşten sonra,
büyük
anons'un geldiği telefonlar -- "Efendim, bendeniz yedi yıldır
uzaylılarla temas halindeyim..."
Meğer ne çok yurdum insanı varmış,
uzaylılarla temas halinde olan...
Aslında tüm dünyada da durum böyle.
İnanılmaz sayıda UFO görme, kaçırılma, yada uzaylılarla sürdürülen
dostluk öyküsü ortalıklarda dolaşıyor. Büyük bölümünün sevimli "yanılsanma"
örnekleri, diğerlerinin ise psiko-patolojik dikkatleri üzerine çekme
çabaları olduğuna inanıyorum.
İşte, bu da benim
yaşadığım ikilem: "Bugüne değin uzaylılarla temas sağlandığına
inanmamak", "bunu istememekle", yada "hiçbir zaman olmayacağına"
inanmakla aynı şey değil...
Tam tersine, yukarda da
söylediğim gibi, bunun ergeç gerçekleşeceğine inanıyorum
[Bu varsayım
için bilimsel dayanaklarımı
"Evren'de
Yalnız mıyız?" konusunu işleyen sayfada dile
getirdim -- TIKLAYINIZ
]
Ve, Uzaylılarla temas
gerçekleştiğine, Ah keşke ben de orada olabilsem, (yada halâ hayatta
olabilsem)...
İşte bu perspektifi gözden
kaçırmadan, şimdi bu Bölümün konusuna geçebiliriz.
Aslında, Alan 51 ve daha
yenilerdeki Alan 52 komplo teorileri üstüne söyleyecek fazla sözüm
olmayacak.
Kayıtları, raporları,
literatürü uzun uzun okudum.
Dostlarımı üzmek
istemiyorum ama, Bob Lazar'ın dörtdörtlük bir yalancı olduğuna kanaât
getirdim.
Yada belki bir süper
şizofren... En tehlikeli yalancılar da, esasen, öncelikle kendi
kendilerini inandıranlar değil midir?!