bilim kurgu öyküsü

MİLYONUNCU GÜN (2)

FREDERICK POHL

bilim kurgu öyküsü

Çev. Doç Dr Yalçın İZBUL

http://www.ingilizce-ders.com

Tıklayınız Ayrı Pencere Açılacaktır

bilim kurgu öyküsü

 

Milyonuncu günün sabahı Dora evinden erken çıktı. Ölçülü kulaçlarıyla yolcu istasyonuna kısa sürede ulaştı. Birkaç dakika içinde su yüzeyine pompalanıp, bir fıskiye fışkırtısıyla çalıştığı tiyatronun sahne arkasına bırakılıverdi.

Ne var ki kader ağlarını örmeğe başlamıştı. Sudan sıçrayarak çıktığı anda beklenmedik bir rastlantı oldu. O güne değin ömründe görmediği bir adamla çarpışarak dengesini yitiren genç kızımız, "Aksi Şeytan!" sözleriyle ağız dolusu küfretti.

Doğaldır ki bu saygısızlığından dolayı da çok utandı. Öykümüzün kahramanları işte bu mutlu koşullar altında tanıştılar.

Delikanlı o sabah bacaklarını yeniletmeğe gidiyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse, o sabah tüm dalgınlığı üzerindeydi. Kestirmeden gidip, denizkızlarının yüzeyleme istasyonundan geçmeğe karar verdiğinde, aklına en son gelecek şey sevdaya tutulmaktı.

Ama beklenmedik bir anda tepeden tırnağa ıslanıp, yaşamı boyunca rastladığı ender güzellikteki kızlardan birisiyle sendeleyip kucaklaşması, kararını hemen oracıkta vermesine yetti.

Birbirleri için yaratılmış oldukları besbelliydi. "Benimle evlenir misin?" diye sordu, sevda dolu bir sesle. Dora, sonsuzluğun kutsal çanları ile çınlayan bir sesle karşılık verdi: "Çarşamba'ya".

Bu yalın sözcüğün taşıdığı derin anlam sanki delikanlıyı okşar, sarar gibiydi...

Sizlere şimdi de öykümüzün erkek kahramanını tanıtayım.

Uzun boylu, iri yapılı, bronz renginde, tepeden tırnağa genç kızlara heyecan kaynağı bir delikanlı...

Adına, isterseniz Adon diyelim. Çünkü nasıl Dora'nın asıl adı Dora değilse, Adon'un da asıl adı Adon değildi. Fakat o titreşimli erkekliğinden esinlenerek, adını Adonis'ten kısaltabiliriz.

Adon'un renk kodu 5290 angstrom, yani Dora'nın 5314'ünden birkaç ton daha mavimsi idi. Birbirlerine hemen ısındılar. Zevk ve beğenilerinden yana aralarında büyük bir benzerliğin varlığını taa iliklerinde hissettiler.

Sizlere Adon'un nasıl bir işte çalıştığını anlatmağa biraz çekiniyorum. Doğaldır ki, yaşamını kazanmak vb. gibi sıradan bir amaçla değil, yaşamına anlam kazandırmak, işsizlikten aklını oynatmamak için çalışmak zorundaydı.

Şu kadarını söyleyeyim: Adon'un işi, sürekli olarak uzay gemilerinde yolculuk etmesini gerektiriyordu. Milyonuncu günün uzay gemilerinde ışıküstü hızlarda uçuş sağlanmıştı, ama bu iş için otuzbir genetik erkek ile yedi genetik kadından kurulu bir ekip çalışması zorunluydu. Adon işte böyle bir ekibin vazgeçilmez üyelerinden birisiydi.

Yaptığı işi ayrıntılı olarak tanımlamak gerekirse, bunun seçenekleri değerlendirmekle ilgili olduğunu belirtmekle şimdilik yetinelim.

Böyle bir işte çalışmak demek, sürekli olarak yüksek dozlarda radyasyon almak demekti. Çalıştığı bölme, geminin itici güç sistemine yakındı. Yüksek düzeyde radyasyon, bir sonraki bölmeden taşan artık maddelerden ileri geliyordu. O bölmede yedilik ekipten bir dişi seçenekleri tercihten geçiriyordu. Tercihte reddedilen çekirdek-içi parçacıklar kendi kendilerini yokediyor, bir kuantum yağmuruna dönüşüyorlardı.

Biliyorum, bunlar size bu sevda öyküsünün gereksiz ve anlamsız ayrıntıları gibi görünüyor. Ama şunu hemen ekleyebilirim: Bütün bunlar pratikte, Adon'un dayanıklı, hafif, esnek, bakır rengindeki metal alaşımdan yapılma vücut derisini üzerinden hiç çıkarmaması anlamına geliyordu.

Bu bronz bakır rengi konusuna daha önce de değindim. Ama sizler güneş yanığı filan gibi ilkel şeyler canlandırınız gözünüzde...

Kısacası Adon, sözcüğün tam hakkını vererek söyleyelim, sibernetik bir delikanlıydı. Biyolojiden gelen pek çok ilkel organı uzun yıllar önce yerlerinden sökülüp çöpe atılmış, aynı işlevler için çok daha işlek, çok daha dayanıklı düzenekler monte edilmişti.

Kan dolaşımını cılız bir yürek değil, yüksek nitelikli bir kadmiyum santrifüj cihazı sağlıyordu. Ciğerlerinin solunum işlevini bir dizi ozmotik filtre yerine getiriyordu...

Aslında sanırım Adon'un bizim yirminci yüzyıl ölçülerimizle biraz tuhaf bir görünümü olduğunu kabul etmemiz gerekir. Özellikle hele fosforlu gözbebeklerini ve geliştirilmiş yedişer parmaklı ellerini düşünürsek...

Ama Adon kendi çağının ölçüleri içinde, kadınların gözlerinde çekici bir yaratık, tam bir erkekti. Dora için de öyle...

Yolculukları süresince kimbilir kaç kez Proksima Sentori'nin, yahut Prokiyon'un, yada Mira Ceti'nin şaşırtıcı dünyalarını gezip dolaşmıştı. Kimbilir kaç kez Kanopüs sistemi gezegenlerine tarım malzemesi taşımış; Aldebaran'ın soluk ikiz sistemi gezegenlerinden kimbilir kaç kez sevimli süs hayvancıkları yükleyerek dünyadaki meraklılarına ulaştırmıştı...

Kimisi tüm gençliğiyle masmavi, kimisi devrini tamamlamak üzere kırmızıya dönüşmüş yüzlerce yıldız sistemini dolaşmıştı... İki yüz yıla yaklaşan ömrünü, birkaç kısa tatil süresi dışında, yıldızlar arası yolculuklarda geçirmişti...

 

UZAY KURGU 00ss     UZAY KURGU ANASAYFA     UZAY KURGU 02ss

 

 
 

Popüler Bilimsel Makale -- Uzay Görüntüleri -- Uzaylı Resim ve Grafikleri !! -- Karikatür -- Midi -- Roswell -- Alan 51 & 52 -- Dost Siteler -- Bilimsel Uzay Siteleri -- Ücretsiz İnternet Yayınlarımız -- Pratik İngilizce Ücretsiz Dergi

 

 

Aşağıdaki Linkleri Tıklayınız. Ayrı Pencere Açılacaktır.

 Türkler İçin Özel Hazırlanmış En Geniş Kapsamlı, En Zengin İçerikli İngilizce Öğretim İnternet Sitesi İçin TIKLAYINIZ....

pratik ingilizce için tıklayınız

 

evren ve evrim

 Benzersiz İngilizce Eğitim Seti

uzay ve uzaylılar