| |

UFO ve uzaylı yaratıklar
konuları ile ilgilenenlerin yakından bildikleri bir öyküyü burada
tekrarlamayacağım.
Özetle, 1947 yılı ABD üzerinde çok sayıda UFO görülme olaylarının
rapor edildiği bir yıl olmuştu. 2 Temmuz 1947 günü, New Mexico eyaleti
Roswell kenti yakınlarında çöllük arazide yere bir cisim çakıldı.
Ertesi gün bölgeyi gezen Mac Brazel adlı bir çiftlik sahibi, ortalığa
saçılmış döküntü ve kalıntılardan örnekler topladı ve bunları birkaç
gün sonra Roswell şerifine götürdü. 7 Temmuz günü, askeriye olaya el
koydu. Binbaşı Jesse Marcel ve ekibi, kalıntıları toplamak üzere
bölgeye geldiler ve bölge ziyarete kapatıldı. Brazel sorgulanmak üzere
gözaltına alındı. İkinci bir yere çakılma olayından daha söz
ediliyordu.
Ordu yetkilileri tarafından yapılan ilk açıklama bir uzay aracının yere çakıldığı
şeklindeydi. Birkaç saat sonra yalanlandı ve bölgeye düşenin bir
meteoroloji balonu olduğu duyuruldu.
Olay uzun süre unutuldu. Fakat, Jesse Marcel 1970 yılında, o zamanki
olayın bir yalanla örtbas edildiğini, düşen cismin bir meteoroloji
balonu olmadığını iddia etti. Kendisi ve başka bir düzine kişi daha,
bunun bir uzay aracı olduğunu ve üstelik birkaç uzaylı cesedi bulunmuş olduğunu öne sürüyorlardı.
Hava Kuvvetleri tarafından oluşturulan bir araştırma komisyonu konu
üzerinde çalıştı ve uzay aracı iddialarının geçersiz olduğu görüşüne
vardı.
1995 yılında İtalya'da yapılan bir UFO'cular kongresinde, Roswell'de
çakılan uzay aracındaki yaratıklara uygulanan otopsi sahneleri olduğu
iddia edilen bir filim gösterildi.
Buraya kadar yazdıklarımın, kendilerini komple
teorilerine fazlaca kaptırmış kişilerin hayal gücünü dörtdörtlük
kanatlandıracak cinsten olduğu inkar edilemez.
Alan 51 konusunda olduğu gibi, burada da -- özlem ve umutla -- eldeki
bütün döküman ve iddiaları dikkatle okudum. Ancak kanaâtimin
olumsuz yönde oluştuğunu söylemek zorundayım.
Olayı yanlızca bir yönüyle ve özetle ele alacağım, ve üslubum da
korkarım biraz alaycı olacak. Ama önce, şu ünlü "otopsi" filminden
birkaç kareye göz atalım:

Sorun nerede mi? (Antropolog damarım tuttu ya!)
Sorun şurada: Bu "uzaylı yaratıklar" birhayli fazlaca antropomorfik
özellikler taşıyor; yani, bizlere aşırı benziyorlar...
Farklı bir evrim çizgisi geçirmiş bir uzay ırkının bizlere bu derece
çok benzemesi nasıl açıklanabilir ki?
Coğrafi ve evrimsel tarihçeleri farklı türlerin kaderi aynı çevre
koşulları içinde kesişirse, morfolojik benzeşme yönünde bir eğilimin
bundan böyle önplana çıkacağını biliyoruz.
Yeryüzü türleri arasında bu sürecin sayısız örneklerini görürüz:
Memeli balina ve yunusların deniz yaşamına uyarlanarak balık formu
kazanmaları gibi.
Besbellidir ki, bizimkine benzer çevre koşullarına sahip başka
gezegenlerde oluşan zeki yaşam örneklerinin de "kolları", "bacakları"
olacak, "kafaları" da mâbadlarında değil, omuzlarının üstünde
yer alacak...
Ama, orada duralım.
Genlerimizi %98.4 oranında paylaştığımız şempanzeler bile bize ne
ölçüde benziyor ki?!
"Otopsi" filminde "uzaylı yaratık" olarak takdim edilen görüntülerin
bu derece antropomorfik (=insan benzeri) olmasını ciddiye almak benim
görüşümle mümkün değil...
Akla birşey daha geliyor, tabii:
Sakın, bu uzaylılar, sık sık kaçırdıkları dünyalılardan elde ettikleri
sperm ve yumurtalarla karma bir ırk geliştiriyor olmasınlar?!
Hani, görünce ürkmeyelim, korkmayalım diye...

Bir başka "açıklama" da şöyle olabilir:
Roswell'de yere çakılanlar, aslında bizim sülbümüzden, birkaç bin yıl
sonraki torunlamız... Eh, fizik görünüm olarak biraz kötülemişler, ama
"zamanda yolculuğu" başaracak kadar ilim ve teknolojide ileri
gitmişler...
Sonra, atalarını görmek için, rotalarını zamanımıza çevirmişler...
Ama, tam biz kollarımızı açmış onları kucaklamayı bekliyor iken,
Tühhh,
Roswell'de yere çakılmışlar.

Yazıklar olsun bize ki, şu
bizim Ağrı Dağının tepesindeki Nuh'un Gemisi'ni, Kutsal Kitaplarda bile bunca kanıt varken, bir küçük Roswell
kasabası kadar turist cazibesi haline getiremedik...

|
|
|