bilim kurgu

UZAY & UZAYLILAR

KURGUBİLİM ÜSTÜNE

UFO & YARATIK

 

"Popüler bilim" niteliğindeki bu çalışma, ilk (1983) ve izleyen baskıları Cep Yayınları (İst) tarafından  yayınlanmış olan Dünyalıların Gelişi başlıklı kitabımın Önsöz'ünden 2004 yılında yaptığım İnternet uyarlamasıdır.

 

Görsel efektler eşliğinde okumak isterseniz, burayı tıklayınız.

 

UZAY EVREN KURGU

 

KURGUBİLİM, NASIL BİR EDEBİYAT TÜRÜ ?

Sokaktaki insan kurgubilime ne ölçüde ilgi gösteriyor? Bu sorunun yanıtı, toplumun kendi geleceğine yönelik düşünsel özelliklerinin güvenilir göstergesidir. Kurgubilime duyulan ilgi,  devingen ve verimli bir düşünce dünyasının şaşmaz belirtisi... Bu bakımdan, bilim adamlarımıza, edebiyatçılarımıza, eğitimcilerimize ve yayıncılarımıza büyük sorumluluk düşüyor...

Kurgubilimin konusu, gelecekteki evren, gelecekteki insan, gelecekteki insan toplulukları gibi görünür. Oysa aslında yapılan, günümüz gerçeklerinin  geleceğin dünyalarına yansıtılmasından başka birşey değildir. Çağımız insanına, bugün vereceği kararların yarın yol açabileceği olası sonuçları irdeleyen olasılık aynaları sunuluyor. Bilimlerin önerdiği yeni evren modellerinden, teknolojinin olanak sağlayacağı yeni yaşam tarzlarından söz ediliyor.

Dolayısıyla, kurgubilim ürünleri, bilim ve hümanizmanın kimi zaman uzlaştığı ütopyacı bir dünyayı, kimi zaman da çatıştığı gerilimli, ürpertici bir dünyayı yansıtıyor. Dünkü duygularımızın, bugünkü kararlarımızın ve yarınki sonuçlarının dünyası...

Edebiyat ürünlerimiz, çoğu kez, geçmişten kaynaklanan mutluluk yada pişmanlıklarımızın belgeleridir. Bu geçmişle bir hesaplaşma -- yada tokalaşma; ama her durumda geçmişin mitolojisidir. Kahramanlar artık durağan bir evrende, sonsuza değin tekrarlanabilir çizgilerini yaşamaktadır.

Çağdaş bilim ise değişmezliği reddetmiş, bizi jeolojik zaman anlayışına, biyolojik evrim kavrayışına, kültürlerin sürekli kandeğişimi tezine ve -- sanırım -- insanın evrendeki gerçeğine yöneltmiştir. İster aklayalım ister karalayalım, evrimci görüşün zaferidir bu. İnsanoğlu, geriye işletilmesi olanağı olmayan bir yolda, geleceğine akmaktadır. Güvenebileceğimiz, tutunabileceğimiz tek gerçek vardır. O da, geleceğin bugünden farklı olacağıdır. Zamanın akışı, döngüler, ya da "tekerrürler" getirmiyor.

UZAY EVREN KURGU

Kurgubilim, geleceğin -- bugünden yazılan -- mitolojisidir. Bunun mutlu bir mitoloji olmasına çalışılıyor. Dolayısıyla kurgubilim, bilim ve teknolojinin yaşam vereceği heyecan dolu bir geleceğin umutlarıyla mayalanıyor. Fakat bunun yanında, yanlış seçeneklerin birlikte getireceği pişmanlıkların bilinci, yeni mitolojinin yazılmasmdaki tedirginlik, sorumluluk ve gerilim boyutunu oluşturuyor.

Değişme, yeni uyarlanmalar gerektirecektir. Kurgubilimin amacını belirlemek istersek, geleceğin bilinmezlikleri karşısında çözümler önermektedir, diyebiliriz. Geleceğin dünyalarını bugünden gözümüzde canlandırmaya, elimizden gelirse belki de bu geleceği bizim için daha kabul edilebilir doğrultularda doğiştirmeye çalışıyoruz.

Yazar da, okuyucusu da, anlatılanların hayal ürünü olduğunu şüphesiz bilmektedirler. Fakat anlatılan dünyaların, olasılığında birleşmektedirler. Kurgubilim öyküsünün önde gelen özelliği, bilimsel verilere, güçlü varsayımlara, geçerli görünen kuramlara ters düşmemeye özen gösterilmesidir. Yazarın, ya da okuyucunun hayal gücü, bilim adamının da bilinmezler karşısında takındığı varsayımdangelimci tavırla eşçizgidedir.

UZAY EVREN KURGU

Çağımız bilimcisi, insandan yola çıkmak ve perdeyi yine insanla kapamak zorunda olduğunu, büyük gerçekleri örten giz perdesini ise hiçbir zaman bütünüyle kaldıramayacağını biliyor. Çünkü insanoğlu, sonsuza değin kendi biyo-psikolojik düzeni içinde -- değişiyor olsa da -- kısıtlanmış olacaktır. Ondokuzuncu yüzyılın coşkulu ve umut dolu bilim adamı, artık yüceliğini alçakgönüllü bir yorumcu olmakta aramakta, bulmaktadır. Yirminci yüzyılın bilimcisi, erişilen her düzeydeki "bilgi" dağarcığımızın, ancak o gün için geçerli bir açıklama modeli oluşturabileceğini biliyor. Yarınki bilgimiz yarınki deneyimlerimiz, farklı bir modeli gerekli ve geçerli kılabilecektir.

İçinde bulunduğumuz yüzyılın başlarında geliştirilen kuantum ve görelilik fiziği modelleri, Newton fiziğinden çok farklı bir evren anlayışını gündeme getirmemiş midir? Bilim tarihinde bu tür dönüşümler, bilim adamlarının, son çözgülemede, değişmez gerçeklerin bilgisi üzerinde değil, devingen olasılıklar üzerinde çalıştıklarının apaçık kanıtıdır. Thomas S. Kuhn, Bilimsel Devrimlerin Yapısı (The Structure of Scientific Revolutions, 1962) başlığını taşıyan ünlü çalışmasında, bilimlerin bu niteliğini gözler önüne sermektedir. Çağımız bilim felsefesinin açık seçik gösterdiği yol, bilim adamının sürekli daha iyi işleyen modeller arayışı içinde olması, açıklama gücünden yana daha soluklu kuramlar geliştirildikçe, eskilerini sürdürmekte direnmemesi gerektiğini vurguluyor.

Bilimler ve edebiyat arasında yaratıcı ve verimli bir bileştirmenin ürünü olan kurgubilim de, geleceğe yönelik çok sayıda model geliştirmekte, bunları seçenek olarak çağın insanına sunmaktadır.

İnsan ve insan topluluklarının içinde yaşadıkları fiziksel, biyolojik, sosyal evrene ilişkin kavramlarımızda önyargılardan kaçınmak zorundayız. Değişen ve değişmesini sürdürecek olan bir dünyaya ilişkin belirlemelerimizde "iyiyi, güzeli, doğruyu" eski durağan dünyamızdaki özgüvenle tanıma ya da tanımlama olanağı kalmamıştır. Dolayısıyla, geleceğin yürekli yeni dünyalarını bugünkü değer ölçülerimize vurduğumuzda onaylamamız mümkün olmayabilir. Fakat geleceğin dünyaları yine de yürekli ve yeni dünyalar olacaklardır.

Biyolojik evrim ölçütlerine göre çok kısa bir zaman dilimi içinde avcı-toplayıcı dönemden tarım dönemine, sonra sanayi dönemine, oradan sanayi sonrası toplumlara ve daha dünse bilişim toplumuna geçişin şaşkınlığını yaşıyor insanoğlu... Kültür örüntülerimizdeki bu köklü değişmeler, düşünce ortamımıza, duygusal dünyamıza, değerler sistemimize bütün çarpıcılığıyla yansıyor. Temelini, belirsizlik ve değişme kavramlarının oluşturduğu yeni bir evren anlayışına ihtiyacımız var. Doğa ve fizik bilimcilerinin ortaya koymakta oldukları yeni görüşler, sosyal bilimcinin de aynı doğrultudaki gereksinmesiyle atbaşı gidiyor.

Max Planck, 1900 yılında, enerjinin de tıpkı madde gibi süreksiz olduğunu, kuantum adını verdiğimiz belirli büyüklükteki paketçikler halinde bulunduğunu gösterdi. Daha 1910'lara varılmadan, ne bu parçacıkların, nede bunlara ilişkin olayların, şimdiki yada gelecekteki konumlarını belirlemenin hiçbir yolu olmadığı anlaşılmıştı. Önceki mekanikçi fizik anlayışıyla taban tabana zıt bir bilgi...

Bu belirleme, 1927 yılında, Werner Heisenberg'in Bilinmezlik İlkesi ile çağımız fizik biliminin kabulleri arasına girdi. Parçacığın hızını ne denli doğrulukla ölçmeye kalkışırsak, konumu hakkında da aynı derecede bilmezliğe sürükleniyorduk. Elektronun hızını yada konumunu ölçmemiz olanaklı. Fakat her iki ölçümü birlikte gerçekleştirebilmemiz sözkonusu olamıyor. Sonuç: Bu parçacığın geleceğini kesin olarak yordamlamanın hiçbir yolu yoktur.

Evren bizim için, sürekli oluşum halindeki bir bağlaşık olaylar görüntüsünden öteye hiçbir anlam taşımıyor. İnsan da bu bağlaşık dizilerde bir oluşum devresi... Sistemin bütününü anlamaya kalkışması, belki de kendisini pabuç bağlarından havaya kaldırmağa çalışması kadar anlamsız bir uğraş. İtiraf edelim ki, bugünkü bilgi dağarcığımıza vurduğumuzda, evrenin -- varsa bile -- amaçlarını çözmemiz olası görünmüyor. Evren, bugünkü durumumuzda bizim için, başı sonu belli olmayan, anlamsız bir oluşum...

Huzursuzluğumuz, kuşkularımız, ve bilinmezlik duygumuz, sürekli oluşum durumundaki giz dolu bir evrende ne şimdiki nede gelecekteki konumumuzu belirleyemeyişimizden ileri geliyor. Kurgubilim de yine aynı kuşku ve bilmezlik kaynağından besleniyor. Geleceğin dünyalarına ilişkin sonsuz olasılıkları yakalamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz. Karabasanlarımızı -- umut ve önerilerimizi de katarak -- yaşanabilir düşlere dönüştürmenin yollarını arıyoruz.

Çünkü insan, çevresinin kısıtlamasına bağımlı olduğu kadar, çevresini etkileme, istediği doğrultuda oluşturma gücünü giderek daha büyük ölçeklerde gerçekleştirmekte olan bir canlı türüdür. Bu gücünü, artan bilgi birikiminden, gelişen teknolojisinden alıyor. İnsan artık evrende edilgen bir gözlemci olmakla yetinmemekte, yaman bir plânlamacıya, etkin bir eylem ve uygulama adamına dönüşmektedir.

Bu yüzden evrenin anlamsızlığına anlam vermek, amaçsızlığına amaç kazandırmak yükümlülüğünü de omuzlarında taşıyor. Düşünen, plânlayan, tutkularını, korkularını, umutlarını, kaygılarını yaşayan bir canlı türü... Geleceğin çok sayıda modellerini çiziyor; cennet ve cehennemlerini kavramlaştırmağa çalışıyoruz.

Çağımız insanının kurgubilime duyduğu büyük ilgi, geleceğin gizemli büyük serüvenlerine hazırlanırken, kendi merak dolu devingen ruhunun da en güçlü simgesi olmak durumundadır.

 

UZAY KURGU 00ss     UZAY KURGU ANASAYFA     UZAY KURGU 02ss

 

 
 

Kurgubilim Öyküleri  --  Evren & Uzay  --  Uzay Görüntüleri  --  Başka Dünyalar  --  Uzaylı Resim ve Grafikleri !!  --  Karikatür  --  Midi --  Roswell  --  Alan 51 & 52  --  Dost Siteler  -- Bilimsel Uzay Siteleri

Ücretsiz İnternet Yayınlarımız