uzaylı yaratık

UZAY & UZAYLILAR

KURGUBİLİM ÜSTÜNE -- VI

uzay gemisi ve ufolar

Bu Bölümü görsel efektler olmaksızın okumak isterseniz, burayı tıklayınız.

 

yıldızlara yolculuk

SONSUZ OLASILIKLAR

evrende yolculuk


Uzaylı bir ırkla ilk karşılaşmamız (doğal olarak, tarih öncesi çağlarda dünyamızı ziyaret etmemiş olduklarını; şu anda dünyamızın çevresine yerleştirilmiş araştırma istasyonlarından bizi gözetlemediklerini; kılık değiştirerek aramıza sızmış, bizi içerden çökertme plânlarını geliştirmekle uğraşıyor olmadıklarını; Şeytan Üçgeni'nde avladıkları dünyalıları şu anda yukarıda -- ya da aşağıda -- sorguya çekmediklerini varsayıyoruz...) acaba ne zaman, nerede, hangi koşullarda, ve en önemlisi, nasıl bir çizgide gerçekleşecektir?

Barış mı, savaş mı? İşbirliği mi, sömürü mü? Bu olağanüstü olayın ırkımızın geleceği üzerindeki net sonucu ne olacaktır: Tamam mı, devam mı?

robot ve robotlar  

Geleneksel barışseverlik, uzay ırklarının kardeşliği, bilimsel dayanışma ve işbirliği, vb... Bunları bir yana bırakalım. Böyle bir karşılaşmada, bir tarafın "kötü niyetli" olması kadar, iki taraftan birinin yapacağı bir büyük gaf ya da bilinçsiz bir tahrik, pekala bizim ya da onların -- yahut doğaldır ki her iki tarafın birden -- evrendeki büyük serüveninin beklenmedik sonunu getirebilir.

Teknolojiden yana bizden yalnızca birkaç bin yıl ileri olan bir uygarlığın, bugün aklımızın alamayacağı imkân ve silâhlar geliştirmiş olması beklenebilir. Daha yarım bin yıl öncesine kadar bizler de henüz ok ve yay devrini yaşamıyor muyduk?

Gökadaları dolduran yıldız sistemleri arasındaki büyük yaş farkları, üstelik her yerde farklı olan çevre koşullarının evrimde farklı ivmelere yol açmış olacağı gerçeği karşısında: 1) Gideceğimiz kimi gezegenlerde yaşamın henüz tekhücreliler ya da dinozorlar devrini yaşamakta olabileceğini; 2) Dünyamıza şu ya da bu amaçla gelebilecek başka ırkların ise bizden onbinlerce, yüzbinlerce, hatta milyonlarca yıl ilerde olabileceklerini düşünmemiz gerekiyor.

Merhaba, Dünyalı yaratıklar !!  

Öte yandan, uzaydaki geleceğimizin, kuracağımız ilişkiler açısından, yeryüzündeki geçmişimize pek benzememesini de ayrıca dileyelim! İnsan dediğimiz saldırgan ruhlu dünyalı yaratık adına, buna şimdiden söz vermek pek olanaklı görünmüyor. Zaten bir görüşe göre, uzayın uygar ırklarının bugüne değin bizimle temas kurmaktan kaçınmalarının nedeni, ahlâk değerlerimize pek güvenememeleri değil midir?...

Gelelim asıl soruna: Karşılaştığımızda nasıl anlaşacağız? Karşılıklı amaçlarımızı nasıl okuyabileceğiz? Gereksinimlerimizi nasıl ileteceğiz? Hatta ve hatta, belki de birbirimizi nasıl fark edeceğiz?

Eninde sonunda yüzyüze gelerek, bir yolunu bulup anlaşmak zorunda kalacağımız bu uzay ırklarının dış görünüşleriyle bize benziyor olmaları son derece zayıf bir olasılık... Bu gerçeği bir an önce kafalarımıza iyice yerleştirmemiz yararlı olur.

Gerçi, yerçekimi, hava bileşimi, kimyasal ortam ve iklim koşullarından yana evrende bizim Dünyamıza benzer başka gezegenler de bulunabilir. Evrim süreleri de beş aşağı beş yukarı bizimkine denk düşüyorsa, buralarda bizi andırır birkaç ırkın gelişmiş olması olasılığı vardır. Fakat yine de fazla güvenmemek gerek.

 

 

Uzaylı ırklar bize benziyorlar mı?

barışsever bir uzaylı ırk

 

Umalım ki, insan ırkına gerçekten dostça duygular besleyen, barışsever, kapkara, kıllı, sekiz kollu, boyu yerden iki metre yüksekliğe ulaşan bir örümcek yaratıkla ilk karşılaşmamız, hafta sonunda ormanda yabani hayvan avına çıkmış gözüpek bir avcılar kulübü üyesiyle apansız burun buruna gelmeleri biçiminde olmasın!...

Yine umalım ki, ne onlar bizim için, nede bizler onlar için, popüler hayallerde yaşayan iğrenç canavarlar imgesine beş aşağı beş yukarı oturuyor olmayalım!...

Genelde, kendimizi akla gelebilecek -- ya da gelmeyecek -- her türlü dış görünüşe hazırlamalıyız. Karşılaşacağımız yaratıklar, kendimize kıyasla devasa, ya da minicik varlıklar olabilir...

Acaba Ankara'da bir gece Kızılay Güven Parkının bir köşesine sessizce inecek ayakkabı kutusu büyüklüğündeki bir uzay gemisinden sabah çevreyi dolaşmağa çıkacak iki böceği içimizden birileri farkedip, el-kol işaretleriyle anlaşmaya kalkışacak mı?

Daha da önemlisi, o sırada çevrede bulunan öteki sade yurttaşlar, uzaylı böceklerle iletişim halindeki bu kişiler hakkında acaba neler düşünecekler?...

robot ve robotlar  

Kendimizi aldatmayalım: Uzaydan gelenler, yada bizlerin gidip bulacaklarımız, yassı, yuvarlak, köşeli, yahut kemiksiz birer protoplazma yığını biçiminde olabilirler. Bu belirsizlik, robotlar için de geçerli. Her ırk kendi robotlarını tezgâhtan yine kendi görüntüsünde çıkarttığına göre, bunlar da olsa olsa yapımcılarının görünümünde olacaklardır...

Karşılaşacağımız yaratıkların iki ayaklan üzerinde bir balerin gibi seke seke yürüyeceklerini hayal etmek için de hiçbir neden olmasa gerekir. Türlü şekillerde hareket ediyor olabilirler. Yuvarlanıyor, uçuyor, hopluyor, zıplıyor, kayıyor, akıyor, ya da sürünüyor olabilirler. (Ki bu takdirde kimi geri kalmış ülkelere inmeleri durumunda farkedilme şansları oldukça zayıflamış olacaktır!)

Evet -- işlev olarak -- göz, kulak, ağız, kol, bacak, vb. yerli yerinde... Ne var ki karşımıza dikilecek olan belki de kel kafalı, pırtlak gözlü, yelken kulaklı, tavşan dudaklı, sekiz kollu, on iki ayaklı mavimtrak bastıbacak bir yaratık olacak. Yeryüzü ekolojisinde biyolojik yaşam çemberlerinin kaplumbağadan zürafaya, timsahtan akbabaya ne denli tuhaf görünümlü canlılara kucak açmış olduğunu düşünecek olursak, uzayın farklı koşullardaki milyarlarca gezegeninde, yaşamın da trilyonlarla farklı oluşum ve görünümlere bürünmüş olabileceğini daha iyi anlarız.

Oysa bu daha işin kolay yanı... Asıl güçlük, karşılaşacağımız ırkların farklı kafa yapısı, farklı değerler sistemi, farklı duygu ve imgelem dünyası olarak karşımıza çıkacaktır. Milyonlarca gezegende, herbirisi kendine özgü mantık dokusu, kendine özgü düşünce yapısı, kendine özgü bildirişim dizgeleriyle, milyonlarca farklı kültür evrilmiş olacaktır.(07)

 

Bu uzaylı dost mu düşman mı? Nasıl bileceğiz?

Nasıl konuşacağız? Nasıl anlaşacağız? Birbirimizin dilini, işaretlerini nasıl öğreneceğiz? En önemlisi, daha ilk karşılaşmada, neyin dostluk, neyin düşmanlık anlatımı olduğuna nasıl karar vereceğiz?

Diyelim ki, sekiz kollu kıllı kara örümcek dostumuzun iyi niyet nişanesi, sizi kollarına alıp tepeden tırnağa doya doya okşamaktır -- bu dostça yaklaşımının tarafınızdan kabul edilmemesi ise, kendince bir düşmanlık anlatımıdır!... Diyelim ki, Kızılay Güven Parkmdaki mavi-kara böcek kulağınıza birşeyler fısıldamak istedi -- fakat siz onu yakanızdan silkeleyerek, topuğunuzla yerde ezdiniz...

İlk karşılaşma, kesindir ki, tarihe geçecek bir olay oluşturacak... Yada belki, başlatılan olaylar dizisi -- geride olayları tarihe geçirecek kimse kalmayacağından--  tarihe geçmeyecek!

Demek ki filim, belki de -- daha başlarkan kopacak...

-----------------------------------------------------

(07) Bu kültürlerle herhalde belli aralıklarla, birer ikişer karşılaşacağımız, ve uzay ırklarına ilişkin bilgimiz arttıkça zamanla belli bir sınıflama düzeneği ve uzay kültür grameri geliştirmekte olacağımız düşüncesinde teselli bulabiliriz...
 


uzay kurgu 05     uzay kurgu anasayfa     uzay kurgu 07

 

Kurgubilim Öyküleri -- Evren & Uzay -- Uzay Görüntüleri -- Başka Dünyalar -- Uzaylı Resim ve Grafikleri !! -- Karikatür -- Midi -- Roswell -- Alan 51 & 52 -- Dost Siteler -- Bilimsel Uzay Siteleri -- Ücretsiz İnternet Yayınlarımız --

evren ve evrim

Benzersiz İngilizce Eğitim Seti

    Tıklayınız. Ayrı Pencere Açılacaktır.

       evren ve evrim